The Hobbit: The Desolation of Smaug ilk afiş ve ilk fragman

  Peter Jakson tarafından sinemaya üç film olarak uyarlanacak olan The Hobbit, serinin ikinci filmi The Hobbit: The Desolation of Smaug’un ilk afişi yayınlandı. 13 Aralık 2013’te vizyona girecek olan filmin fragmanı ise yarın yayınlanacak.  




paylaş:

2012 yılının en iyi 10 kitabı

Edebiyat eleştirmenleri tarafından hazırlanmış ntvmsnbc tarafından yayınlanan listeye göre 2012 yılının en iyi 10 kitabı aşağıdaki gibi sıralanmış.

10 - Pascal Mercier, Lizbona'a Gece Treni

9- Murat Gülsoy, Baba, Oğul ve Kutsal Roman

8- Murathan Mungan'ın Seçtikleriyle Bir Dersim Hikayesi

7- Şule Gürbüz, Coşkuyla Ölmek

6- Roberto Bolano, 2666

5-China Mieville, Şehir ve Şehir

4- Javier Cercas - Salamina Askerleri

3- Jonathan Franzen, Özgürlük

2- Yaşar Kemal, Çıplak Deniz Çıplak Ada

1-Hermann Broch, Vergilius'un Ölümü


JÜRİ:
*Burcu Aktaş, Radikal Kitap
*Elif Bereketli, SabitFikir
*Kaya Genç, Milliyet Kitap
*Semih Gümüş, Notos-Radikal Kitap
*Melisa Kesmez, Radikal Kitap
*Sibel Oral, Taraf Kitap
*Aysu Önen, SabitFikir
*Ömer Türkeş, Radikal Kitap
*Oylum Yılmaz, SabitFikir


Yazarların kendi ilk 10 listesine şuradan ulaşabilirsiniz.
paylaş:

yaşar kemal ve gezi parkı direnişi hakkında


''Kültürün imhası aynı anda, insanlığımızın da imhası olur. Ama bilinmesi gerekir ki bir toplumun sağlığı, gücü ve doğruluğu tolerans olduğunda belli olur. Eğer zulüm görürse o zaman acımasız olur zayıflar ve yaratıcılığını yitirir.'' Yaşar Kemal, Gezi Parkı direnişini yazdı...
Yaşar Kemal, La Repubblica gazetesine, Gezi Parkı’nda başlayan ve tüm Türkiye’ye yayılan direniş hakkında yazdı:
''Her zaman söylediğim ve desteklediğim gibi dünya bir kültür bahçesidir. Orada binlerce çiçek yetişir ve her çiçeğin kendi rengi ve kokusu vardır. Dünyamız bu bin çeşit çiçeklerle çok güzeldir. Kültürler bunlarla daha da güzelleşirler. Ama bir çiçek yok edilirse o zaman rengi ve kokusu da dünyada biter.
Kültürün imhası aynı anda, insanlığımızın da imhası olur. Ama bilinmesi gerekir ki bir toplumun sağlığı, gücü ve doğruluğu tolerans olduğunda belli olur. Eğer zulüm görürse o zaman acımasız olur zayıflar ve yaratıcılığını yitirir.
Irkçılık da en ağır hastalıktır. Varlıkların yok edilmesi, nefret tohumlarının insanların kalbinde beslenmesinde ırkçılık vardır.
Ve ifade özgürlüğü ve demokrasiye karşı yaratılan kin bizim neslimizde felaketler için büyük rol oynamıştır ve asla affedilemez. Bugün bize gereken demokratik bir rejimdir ve asla insanlık dışı bir baskı ile olmamalıdır.

Gerçek bir demokratik düzeni oturtmak gerekir. Çünkü demokrasi bir gerekliliktir, bir denge unsurudur. Bir rejim de herkesin kendi haysiyetinin olması ve başlıca temel haklarından esirgenmemelidir. Onurumuzu, ekmeğimizi ve zengin kültürümüzü kurtarmak bizim elimizdedir. Gelin hep birlikte uygun bir demokrasi için el ele vererek yüreğimizi, zihnimizi bir araya getirelim.''

paylaş:

yazarlardan gezi parkı direnişi için çağrı

“Biz aşağıda imzası olan yazarlar İstanbul’daki bir parkın yok edilmesine karşı protesto hakkını kullanmak isteyen halkın, polis güçlerinin durmaksızın süren şiddetli saldırıları ile baş başa bırakılması ve devletin üst düzey yöneticilerinin polis şiddetini durdurmak için tedbir almamaları sonucu tüm Türkiye’ye yayılan protesto gösterilerinin halkı dinlemek yerine giderek artan bir şiddetle bastırılmaya çalışılmasını kınıyoruz.
Ülkeyi halk adına yönetenlerin görevi bu durumda öncelikle vekaletini aldığı insanların isteklerini dinlemek ve polis ile halkı karşı karşıya bırakmaktan kaçınmak olmalıdır. Bu nedenle devlet ve hükümetin yönetici kadrosunu ivedi olarak polis güçlerinin şiddetli saldırısını durdurmak için çağrı yapmaya ve daha sonra halkın isteklerini dinlemek için bağımsız bir kurul oluşturmaya davet ediyoruz.”

BİLDİRİDE İMZASI BULUNAN YAZARLAR:


Zülfü Livaneli, Ahmet Ümit, Buket Uzuner, Ayşe Kulin, Ece Temelkuran, Hasan Ali Toptaş, Ali Çimen, Aslı Tohumcu, Canan Tan, Ayfer Tunç, Onur Caymaz, İclal Aydın, Mine Söğüt, Berrak Yurdakul, Deniz Gezgin, Kürşat Başar, Hamdi Koç, Hikmet Hükümenoğlu, Hatice Meryem, Demet Altınyeleklioğlu, Ünver Alibey, Hakan Bıçakçı, Ahmet Tulgar, Celil Oker, Irmak Zileli, Umay Umay, Yiğit Karaahmet, Başar Başarır, Yalçın Tosun, Altay Öktem, Zeynep Çavuşoğlu, Lale Müldür, Vildan Çetin, Sezer Ateş Ayvaz, İsmail Güzelsoy, Deniz Durukan, Karin Karakaşlı, Yasemin Yazıcı, Fatih Balkış, Dursun Göçmen, Merve Küçüksarp, Atalay Girgin, Leyla Ruhan Okyay, Selim Temo, Aslı Solakoğlu, Fırat Demir, Mehmet Said Aydın, Oray Eğin, Şükran Yücel.
paylaş:

41. istanbul müzik festivali

İSTANBUL MÜZİK FESTİVALİ’NİN
BU YILKİ TEMASI “ZAMAN VE DEĞİŞİM”


41. İSTANBUL MÜZİK FESTİVALİ
4–29 HAZİRAN 2013


İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Borusan Holding sponsorluğunda düzenlenen İstanbul Müzik Festivali, 41. yılında müzikseverleri dopdolu bir programla karşılıyor.

Festival sponsorluğunu 2006 yılından beri Borusan Holding’in üstlendiği İstanbul Müzik Festivali, bu yıl “Zaman ve Değişim” teması etrafında, 4–29 Haziran tarihleri arasında gerçekleştiriliyor. 41. İstanbul Müzik Festivali’nin programı, son dört yıldır festivalin basın toplantılarına mekân ve ikram desteği veren Four Seasons Hotel Istanbul at the Bosphorus’da düzenlenen bir basın toplantısıyla açıklandı. Basın toplantısına, konuşmacı olarak İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, Borusan Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Borusan Kültür Sanat Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Hamedi ve İstanbul Müzik Festivali Direktörü Yeşim Gürer Oymak katıldı.

41. İstanbul Müzik Festivali’nin afişi Sarkis ve Bülent Erkmen işbirliğiyle hazırlandı. Günümüzün önde gelen güncel sanatçılarından Sarkis’in parmak izi ve el yazısı, İKSV Kurumsal Kimlik Danışmanı Bülent Erkmen’in tasarımıyla festival afişine dönüştü. Basın toplantısında, Bülent Erkmen’in festival afişleriyle ilgili hazırladığı özel video mesajı da salona kurulan ekranda gösterildi.

41. İstanbul Müzik Festivali, aralarında Vadim Repin, Maxim Vengerov,
Shlomo Mintz, Mario João Pires, Khatia Buniatishvili, Magdelena Kožená,
Kim Kashkashian, Sol Gabetta gibi isimler ile dünyanın önde gelen orkestralarından Deutsche Kammerphilharmonie Bremen ve Münih Oda Orkestrası’nın da bulunduğu 500'e yakın yerli ve yabancı sanatçıyı İstanbul’da ağırlayacak.

41. İstanbul Müzik Festivali’nde orkestralı konserler, oda müziği ve resitaller ile bazıları özgün programlardan oluşan toplam 22 konser yer alıyor. Şehri kucaklamak üzere farklı mekanlarda da dinleyicilerle buluşmaya özen gösteren festival bu yıl ilk defa
Surp Vortvots
Vorodman Kilisesi'ni kullanacak. Festivalin bu yılki diğer mekânları arasında Aya İrini Müzesi, Süreyya Operası, Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı, Galata Mevlevihanesi Müzesi, Galata Rum İlköğretim Okulu, İstanbul Modern ve
İş Sanat Kültür Merkezi bulunuyor.

41. İstanbul Müzik Festivali, verdiği eser siparişleriyle çağdaş müzik repertuvarına katkıda bulunmaya da devam ederek çeşitli dünya ve Türkiye prömiyerlerine ev sahipliği yapacak. Festival tarafından değerli bestecimiz Kâmran İnce’ye sipariş edilen “Nasreddin Hoca” adlı eserin dünya prömiyeri, Berlin Counterpoint Ensemble tarafından gerçekleştirilecek. Festivalin besteci Peteris Vasks’a Amsterdam Sinfonietta, Amsterdam Viyolonsel Bienali ve Toronto Senfoni Orkestrası’yla ortak siparişi Viyolonsel Konçertosu'nun Türkiye prömiyerini ise Sol Gabetta yapacak.

Festivalde genç müzisyenlere yönelik özel projeler de yer alıyor. Geçtiğimiz yıl, ülke çapında genç yetenekleri keşfetmek ve teşvik etmek amacıyla başlatılan “İstanbul Müzik Festivali Genç Solistini Arıyor” projesi bu yıl viyolonsel dalında devam ediyor. Konservatuvar öğrencilerini festival izleyicileriyle buluşturan “Açık Konservatuvar” projesi ise bu yıl 9 Haziran Pazar günü Galata Rum İlköğretim Okulu’nda gerçekleştirilecek.


Basın toplantısında konuşma yapan İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı,
İstanbul Festivalleri’nin bu yılki tanıtım ve duyuru afişlerinde yeni bir işbirliğine gidildiğini duyurarak
“Farklı sanat dallarının önde gelen temsilcilerinin desenleri, yapıtları, işaretleri ve el yazıları, grafik tasarımcı ve İKSV Kurumsal Kimlik Danışmanı Bülent Erkmen’in tasarımıyla festival afişlerine dönüşecek. 41. İstanbul Müzik Festivali’nin afiş görselinde de günümüzün önde gelen güncel sanatçılarından Sarkis’in parmak izi ve el yazısını görüyorsunuz. Disiplinlerarasılığın ilham verici gücünü kullanan bu işbirliklerini, 2013 yılında gerçekleştireceğimiz Film ve Caz Festivalleri’nde ve önümüzdeki yıllarda da farklı sanatçıların katılımıyla devam ettireceğiz.” dedi. İstanbul Müzik Festivali’nde gençlere yönelik projelerin de artırılarak devam edeceğinin altını çizen Eczacıbaşı ayrıca İstanbul genelinde farklı mekânlarda ücretsiz konserler gerçekleştirerek klasik müziği kentin değişik noktalarına taşımayı ve daha büyük kitlelere ulaştırmayı hedeflediklerini de belirtirken, konuşmasını
“bugün burada bizi ağırlayan Four Seasons Hotel at the Bosphorus’a ve başta festival sponsoru Borusan olmak üzere bize desteklerini sürdüren tüm kurum ve kuruluşlara içten teşekkürlerimizi sunuyor, etkinliklerimizi kamuoyuna duyurmak konusundaki çabalarınız için sizlere de
teşekkür ediyorum.” sözleriyle sonlandırdı.

Toplantıda konuşan Borusan Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Borusan Kültür Sanat Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Hamedi ise “Borusan olarak toplumumuzun eğitim ve kültür seviyesini yükseltmeyi ve çağdaş bir toplumun inşası için sorumluluğu üstlenmeyi öncelikli kurumsal değerlerimiz arasında görüyoruz. Yüksek başarı, yenilikçilik ve sürekli gelişimi desteklerken, topluma katkı sağlayacak çalışmalar gerçekleştirmeyi de bir görev kabul ediyoruz. Bu değerleri, kurucumuz ve onursal başkanımız rahmetli Asım Kocabıyık, Borusan’ın kurum felsefesinin temellerine oturtmuştu. Yönetimi ondan devralan kuşak olarak bizler de onun yolundan ilerliyoruz. Sürdürdüğümüz kültür ve sanat faaliyetlerinin yanı sıra toplumumuzun gelişmesinde büyük payı olan İKSV’nin düzenlediği İstanbul Müzik Festivali’ne 20 yılı aşkın zamandır destek vermek ve son sekiz yıldır da sponsoru olmak bizim için bir mutluluk kaynağı.” dedi.

İstanbul Müzik Festivali Direktörü Yeşim Gürer Oymak ise konuşmasında “Geçtiğimiz yıl İKSV'nin ve Müzik Festivalinin 40. yılını kutlarken oldukça detaylı bir arşiv çalışması yapmıştık. Festivalin ilk yıllarındaki programlarıyla bugünün programları içerik açısından oldukça farklılık gösteriyor. Bugün farklı sanatçıları bir araya getirdiğimiz, sadece bizim festivalimize özgü projelerin ve eser siparişlerinin prömiyerlerinin ve genç müzisyenlerimizin daha çok yer aldığı, daha maceracı ve yeniliklere daha açık bir festival programı oluşturduğumuzu gördüm. Aradan geçen 41 yıllık zaman, festivalimizi bir yandan olgunlaştırırken diğer yandan kaçınılmaz olarak da değiştirdi.” diyerek festivalin bu seneki temasının çıkış fikrini açıkladı. Konser programlarındaki kimi eserler ve projeler “zaman ve değişim”e direkt gönderme yapan başlıklar taşırken, kimileri biçimsel değişimi ya da belli bir yüzyıla ait bir stilin farklı bir yüzyılda yepyeni bir müzikal dille ele alınması sonucundaki değişimi sergiliyor.  Festivalin 2011 yılından bu yana, Türkiyeli ve yabancı bestecilere eser siparişi vererek, çağdaş müzik repertuvarını zenginleştirmeye yönelik çalışmalar yaptığını anlatan Yeşim Gürer Oymak, “Birçok festival ve orkestra artık İstanbul Müzik Festivali'ni eser sipariş eden bir kurum olarak tanımakta.” dedi. Festival programını anlatırken gençlik projelerine de değinen direktör, “Bizim genç sanatçılarımızı, gelecekteki umutlarımızı da müzikseverlerin alkışlarıyla desteklemelerini ve onları cesaretlendirmelerini ümit ediyorum.” sözleriyle festivalin bu projelere verdiği önemin bir kez daha altını çizdi.



paylaş:

türkiye yayıncılar birliği'nden gezi parkı direnişi için açıklama


İstanbul, Taksim’deki Gezi Parkı’nın AVM yapılması planına karşı parkta çadır kurularak başlatılan oturma eyleminin 4. gününde (31 Mayıs 2013) eylemcilere ve ardından Taksim’e toplanan on binlerce insana karşı polisin gaz ve su ile müdahalesi iki gündür sürmektedir. Taksim meydanında bugün öğlene kadar gaz müdahalesi sürmüş, öğleden sonra polisin meydandan çekildiği haberleri gelmiş olmasına karşın aşırı dozda gaz ve su ile yaralanmalara sebep olan müdahalelerin diğer illerdeki gösterilerde sürdüğü öğrenilmiştir. İki gün içinde Taksim’de gözaltına alındığı öğrenilen 100’den fazla  insanın gözaltındaki durumları da merak konusudur. 

Polisin protestolara müdahalesi sırasında gaz bombalarını sıklıkla havaya değil vatandaşların üzerine, hatta baş bölgelerine attığı olayda çekilen görüntülerden anlaşılmaktadır. Bu nedenle yaralananlar arasında gazeteci Ahmet Şık ve Osman Örsal ve milletvekili Sırrı Süreyya Önder de bulunduğu, Önder’in hastaneye kaldırıldığı öğrenilmiştir. Havadan helikopterlerle gaz bombaları atıldığı, biber gazı yerine portakal gazı denilen bir gazın ve plastik mermilerin de kullanıldığı, bu araçların ciddi yaralanmalara yol açtığı ulaşan bilgiler arasındadır.

Avrupa Birliği ve ABD Dışişleri Bakanlığı konuyla ilgili açıklamalarında polisin orantısız ve aşırı güç kullanmasını eleştirerek endişelerini belirtmişlerdir. Açıklamalarda ifade ve toplanma özgürlüğünün temel insan hak ve özgürlükleri arasında bulunduğunu, Türkiye’nin bağlı olduğu uluslararası sözleşmelerde bu hak ve özgürlüklerin sınırlarının tanımlandığını ölçüde bu hak ve özgürlüklerin güvence altında olması gerektiğini hatırlatılmıştır.

Toplanma özgürlüğü İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve Avrupa İnsan Hakları Beyannamesi’nde belirtilen temel bir insan hakkıdır. Bu özgürlük bir araya gelme, topluca ortak ilgi ve çıkarları ifade etme, savunmayı kapsamaktadır. Anayasamızın 34. maddesinde “Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir,” denilmektedir.

Taksim’deki ve diğer illerdeki eylemlerde polisin aşırı güç ve gaz kullanımıyla vatandaşların toplanma ve gösteri özgürlüğü ihlal edilmiş ve edilmektedir. Türkiye Yayıncılar Birliği olarak bu hak ve özgürlüğün devlet eliyle ihlalini kınıyor, yetkilileri bu ihlale bir an önce son vermeye çağırıyoruz. 

Türkiye Yayıncılar Birliği

paylaş:

akla gelince hüzünleniyor insan


Yavaştan sesler yitmeye başladığında ışıkların değerini anlar oldum. Gözümüzün gördüğü yere kadar başını eğmiş sokak lambaları aydınlatıyordu yolumu, tüm kargaşa bitince, huzmelerin arasından sızan yağmur damlaları ağırdan ağırdan naza çekiyordu kendilerini. Toprak kokusu çoktan doldurmuştu geceyi.
Tek başıma kaldığı söyleyeceğim kimse yoktu kendimden başka, şapkamdan süzülen damlanın teki sigaramı söndürmeseydi ciğerlerimi doldurmaya devam edebilirdim halbuki, fakat gecenin sessizliğinde sarhoş olmuş gökten süzülen yağmurun içine bir cız sesi karıştığında, göz kırpması gibi yenileniyor insan beyni. Farkına varıyorum.
Hissettiklerimin çoğu yeni desem tümden yalancı çıkar çok da para kazanabilirdim ama ne cebimde içecek param var ne de hislerim yeni. Anlaşılan o ki zamanın içinde yıpranmış umutlar büyüyor, geçen günler elime çok da bir şey tutuşturmasa da öldürmüyor aynı zamanda.
Yürüyorum, sokak uzadıkça uzuyor, süzülüyor ayaklarımın altından damlalar, yolunu bulmak için birini durdurup soru sorma gereği de duymuyorlar, dertleri de yalnız bu olsa gerek.
Paltomun omuzları su su çekiyor, nefes alışlarımdan belirli aralıklar su birikiyor burnumda, siliyorum. Kendimle birlikte, ceplerimde ellerim ağır ağır sokağın ortasında yürüyorum. Gece çoktan uykuya dalmış, gün kalkmak için vaktini bekliyor.
Düşündükçe yalan söylemediğim de ortaya çıkıyor, yeni değil yaşadıklarım, bunlarım hiçbiri muhtemelen hiç bitmeyecek. Ayrılık denen şey kimilerine göre büyük sorunlar teşkil etse de bazısına göre kolaya kaçıp paçayı kurtarma çabası. Sürekli büyük çoğu da boş laflar söylendiğinde teker teker yutuluyor her biri, anlık duyguların pençesinde çırpınırken alınan kararların gölgesinde durmak ise zaten tahmin edilen bir eylem.
Ayağıma gelen taşa vuruyorum. Sektikçe sekiyor inişte, bilmeyen, görmeyen aşağılarda bir yerlerde birilerinin selden boğulacağını söyler muhakkak süzülen suları görse. Ayağımı her bastığımda ayakkabımın üzerine doğru çıkışı ise hep fizik kurallarından.
Dayanamayıp bir sigara yakıyorum. İçime çektiğim dumanla dolan ciğerlerimin acısını hissediyorum göğsümde, her ışığın açısına göre dalgalanmalar yapan dumanım esmeye başlayan rüzgara karışıyor. Azıcık serinliyor etraf, toprak kokusu dağılıyor. Gecenin içine uğultular doluyor hafif hafif, yoluma devam ediyorum.
Üzüldüğüm insanlar var bu hayatta. Tanıdığım kadarıyla hiç de tanıdığım kişiymiş gibi davranmayanlar var, insanoğlu çok garip bir varlık, küçüklüğün, saflığın, utanmanın, belki de hayatın ona sunduğu oyunun etkisiyle yapabiliyor bunu, suçu bu yüzden sadece ona yüklemek olmaz.
Sevdiğim, değer verdiğim insanlar da var, oturup bir insana derdini anlatabilmek hele hele o insanın anlattığınız derdi anlaması kadar rahatlatan başka bir şey var mı? Yüreğim huzurla doluyor. Anlaşılmamak hislerin en kötüsü.
Adını unuttuğum bir günde, adını unutmaya çalıştığım insanları düşünüyorum, aklımdan hiç çıkmayan insanları anımsıyorum. Her duman çekişimde zihnim biraz daha açılıyor, esen rüzgara inat yürümeye devam ettikçe sokaklar inadına daha da uzuyor. Ara ara kediler çıkıyor bir yerlerden, kimi pencereden ışıklar vuruyor geceye, kimi sokak lambası yaşama göz kırpmış, bazı yaprakların yoluna devam edebilmesi için yardım gerekli… ben sürekli bir şeyleri düşünerek yürüyorum. Şehir yeni bir gün için hazırlanmaya başlamadan önce aklımdaki tüm düşünceleri, hissettiklerimi bir kenara bırakabilmek için çaba sarf etmem gerektiğini biliyorum. İçimden kimi zaman küfür etmek geliyor. Ağzını bozmak sinirlendiğinde sigaraya sarılmak gibi. Bu sessizliğin içinde, içimdekileri bağıra bağıra kussam, sonu belli bir senaryo yazmış olurum, içime atmaktansa kendimle konuşmak, beni en çok anlayan kişiyle dertleşmek, bilmem hangi saatte, hafif soğuk gecenin içinde yapılması en güzel olay, tütünü de unutmamak gerek. Yine de akla gelince hüzünleniyor insan.

Ve yağmur…
paylaş:

kısa kısa #7


-Dan Brown’ın yeni kitabı Cehennem çoktan piyasaya sunuldu, tükendi, yeni baskısı oldu vs. zaten pek de bir edebi ürün beklemesek de sırf yoğun iş hayatı, koşturmaca, sıkıntı giderme gibi konulardan uzaklaşmak için tercih edilebileceğini söyleyebiliriz. Zaten kitap ileride filmi çekilir bunun edasıyla yazıldığı için bir çırpıda okunur cinsten. Kitabın tek getirisinin İstanbul turizmine yoğun katkı sağlamasıdır.

-Makyaj insanı tümüyle değiştirebilir. Özel olarak farklı efektler kullanılarak yapılan makyajlar ise insanı farklı bir varlığa dönüştürebilir. Gerek sahne gerekse sinema için makyaj gerekli bir unsur. Burada sanatçıların makyajdan sonraki halleriyle kendi görüntülerinin karşılaştırmasını bulabilirsiniz. Ciddi derecede iyi.

-Yazı karakteri bir nevi sizin kendi kişiliğinizle alakadar. Yerine göre de yazı karakteri kullanılıyor. Gidip de bir makaleyi Comic Sans MS ile yazamazsınız, yani yazarsınız tabii ki lakin olmaz. Ne demeye çalıştığımızı anlatmış olmayı umuyoruz. Sizin fontunuz hangisi bilmiyoruz fakat zombilerden hoşlanan birisiyseniz şuradaki font tam sizlik.

-Paranormal durumlar insanı korkutsa da hep bir çekiciliğe sahiptir. Genellikle de daha etkili olsun diye kasvetli bir ortam oluşturulur, sesler fısıltıya döndürülür, her kıpırtıda bir irkilme gerçekleştirilir. Bu adreste de hayaletli fotoğraflar mevcut. Gerçek midir değil midir bilemiyoruz ama yine de ürpertici.

-Instagram güzel bir uygulama kabul edersiniz. Ne şekilde kullandığınıza göre de şekilleniyor, mantık çerçevesinde gerçekleştirilen her eylem öyle oluyor gerçi, neyse. Paul Tellefsen adında bir öğrenci Instagram üzerine bir proje hazırlamaya karar vermiş ve bir süre sonra bu proje kendiliğinden gelişerek kullanıcıların bu uygulamayı niçin kullandıkları, uygulamanın kullanıcılarına neler kattığı konusunda bir belgesele dönüşmüş. Belgeselin 25 dakikalık videosunu buradan izleyebilirsiniz.

-Halen meselenin sadece birkaç ağaç olduğunu düşünenler var. İlginç değil mi?



paylaş:

the xx - islands


Mercury Music Prize sahibi İngiliz grup The xx’in kendi isimlerini taşıyan debut albümünün üçüncü parçası olan ve Grey’s Anatomy, One Tree Hill gibi dizilerde kullanılan Islands, Saam tarafından muhteşem bir video kliple görselliğe bulanmış. Dinlendiği kadar izlenmesini de düşündüğümüz bu video klip Shakira tarafından da coverlanmış.

Aşkın yahut ayrılığın ikonik ve minimalist bir şekilde anlatıldığı video klip en iyiler seçkimizde yerini alıyor. Keyifli seyirler.

paylaş: