pussy riot'a barış ödülü



Yoko Ono’nun John Lennon anısına iki yılda bir verdiği Lennon Ono Barış Ödülü, bu yıl punk grubu ‘ Pussy Riot ’a veriliyor. Şubat ayında Rusya ’daki bir katedralde Devlet Başkanı Putin karşıtı gösteri yapan ve iki yıl hapis cezasına çarptırılan grup bu olayla dünya çapında bir üne kavuşmuştu. Pussy Riot’ın yanı sıra Barış Ödülü ile onurlandırılacak isimler ise 2003’te Gazze Şeridi’nde Filistinlilerin evlerinin yıkılmasına engel olmaya çalışırken hayatını kaybeden Amerikalı aktivist Rachel Corrie, 2011’de hayatını kaybeden gazeteci - yazar Christopher Hitchens ve Amerikalı aktivist - yazar John Perkins olarak belirlendi. John Lennon’ın doğum günü olan 9 Ekim’de İzlanda’da düzenlenecek törende ayrıca ismi henüz açıklanmayan bir kişiye daha onur ödülü verilecek.
Lennon Ono Barış Ödülü, Uluslararası Af Örgütü’nün desteğiyle veriliyor. Örgüt’ün ilk açıklamasına göre, ‘Pussy Riot’ın ilk fırsatta serbest bırakılması umuduyla’ New York ’ta grup için özel bir tören düzenlenecek. Topluluk adına ödülü, grup üyesi Nadia Tolokonnikova’nın eşi alacak.

Madonna'dan Pussy Riot'a destek
Rusya ’da 4 Mart başkanlık seçimlerinin hemen öncesinde Moskova ’da kilise basan ve “Meryem Ana bizi Putin’den kurtar” diyerek protesto eylemi gerçekleştiren üç üyeli kadın punk müzik grubunun tutuklanması üzerine, dünyaca ünlü pop şarkıcısı Madonna ’dan tepki geldi.
ABD 'li şarkıcı Rusya’ya, beş ayı aşkın süredir gözaltında olan genç müzisyenlerin bir an önce serbest bırakması yönünde çağrı yaptı. Reuters 'a açıklamada bulunan Madonna, "Sansüre karşıyım, tüm müzik kariyerim boyunca ifade özgürlüğünü savundum. Açıkçası onların ( Pussy Riot ) başına gelen şey adil değil" dedi.

"TRAJEDİ OLUR"
Sanatın siyasi olması gerektiğini savunan ünlü şarkıcı, yedi yıl hapsi istenen Pussy Riot için, "Umarım yedi yıl hapis yatmak zorunda kalmazlar. Bu bir trajedi olur" diye konuştu.

Maria Alyokhina, Nadezhda Tolokonnikova ve Yekaterina Samutsevich isimli genç müzisyenler, 21 Şubat'ta Moskova'da bir katedrale girerek, "punk duası" diye adlandırdıkları bir eylem gerçekleştirmişlerdi.

Geçen hafta davaları görülmeye başlanan Pussy Riot üyeleri, kilise baskınından dolayı hiçbir pişmanlık duymadıklarını dile getirmiş, “Yaptığımız eylemden dolayı sadece inançlı Rusya halkından özür diliyoruz. Özrümüz kesinlikle Rusya Ortodoks Kilisesi hiyerarşisinde görev yapan din adamlarını kapsamıyor" açıklamasında bulunmuştu.

Moskova’da konser verecek ve kendi fitness kulübünün bir şubesini açacak olan Madonna’nın bu çıkışının nasıl bir sonuç getireceği merak ediliyor.

Benzer 'hoşgörü' çağrıları, daha önce Sting ve Red Hot Chili Peppers tarafından da yapılmıştı.

paylaş:

'Ateşin Düştüğü Yer' Türkiye'nin Oscar adayı



Türkiye ’yi bu yıl Oscar ödüllerinde İsmail Güneş’in yönettiği ‘Ateşin Düştüğü Yer’ filmi temsil edecek. Montreal Film Festivali’nde en iyi film ve FIPRESCI ödülleri kazanan yapım, geçen hafta Altın Koza ’dan eli boş dönmüştü.

Sanatsal Etkinlikler Komisyonu dün bir araya gelerek 85. Akademi Ödülleri’ne başvuran Labirent, Yeraltı, Entelköy Efeköy’e Karşı, Fetih 1453, Zenne Dancer, Lal Gece, Araf, Can, Ateşin Düştüğü Yer, Devir ve El Yazısı filmlerini değerlendirdi.

Ali Atlıhan, Yılmaz Atadeniz, Osman Sınav (oy kullanmadı), Ercan Kesal , Atalay Taşdiken, Sinan Güngör, Murat Tokat, Semih Kaplanoğlu, Sevil Demirci, Mehmet Altıoklar, Dolunay Soysert, Yusuf Sezgin, Taner Barlas (oy kullanmadı) ve Serdar Akbıyık’tan oluşan jüri, yönetmenliğini İsmail Güneş’in yaptığı ‘Ateşin Düştüğü Yer’in Türkiye’yi Oscar’da temsil etmesine oy-çokluğu ile karar verdi.

paylaş:

freddie mercury'nin son 5 yılı belgesel oluyor



Freddie Mercury'nin hayatının son beş yılını anlatan 'The Great Pretender' isimli yeni bir belgesel yayınlayacak.

Ölümünün üzerinden 21 yıl geçti ama ünlü rock grubu Queen ’in solisti Freddie Mercury ’nin hayran kitlesine, inanılmaz bir biçimde, çok genç yaştaki müzikseverler eklenmeye devam ediyor.

Kasım 1991’de hayata veda etmeden önce, “Müziğimle ne yaparsanız yapın ama beni sıkıcı hale getirmeyin” sözleriyle ölümsüzleştirilmeyi vasiyet eden Mercury bu amacına ulaşmış görünüyor. BBC önümüzdeki ay, ünlü sanatçının hayatının son beş yılını anlatan ‘The Great Pretender’ isimli yeni bir belgesel yayınlayacak.

Belgeselde, Mercury’nin hiç bilinmeyen anıları ve yönleri de ilk kez gün yüzüne çıkacak. Bunlardan biri, sanatçının eski menajeri John Reid’in anlattığı 39. doğum günü partisi: “(Mercury’nin) Zevk düşkünü kişiliği, Münih’teki 39’uncu yaş gününde zirve yapmıştı. Mercury tüm dikkatleri üzerinde topluyor ve çıplak bir erkek dansçı, onun etrafında dans ediyordu. Bu, görece zararsız görünebilir, ama gerçek zamparalık kameraya çekilmedi.” Eski menajer’e göre Mercury, bu Berlin ve Münih maceralarından sonra durulmuş.

paylaş:

filmekimi | 2012



İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 11. kez düzenlenen Filmekimi, bu yıl Vodafone FreeZone sponsorluğunda 29 Eylül-7 Ekim tarihlerinde gerçekleştiriliyor. Filmekimi, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da sinema keyfini Ekim ayı boyunca İstanbul'un yanı sıra Türkiye'nin farklı kentlerine taşımaya devam edecek.

İKSV tarafından Vodafone FreeZone sponsorluğunda bu yıl on birincisi düzenlenecek ve sinemaseverlerin her yıl iple çektiği Filmekimi'nde bu yıl, yine sinema dünyasından parlak yapımlar, usta yönetmenlerin dünyanın belli başlı festivallerinde gösterilmiş, ödüller kazanmış son yapıtlarının da aralarında bulunduğu 39 film izleyicilerin karşısına çıkacak. Zengin programıyla Filmekimi, 29 Eylül-7 Ekim tarihlerinde, İstanbul'da 9 gün boyunca Atlas, Beyoğlu ve Nişantaşı Citylife City's olmak üzere 3 sinemada izleyicilerle buluşacak.

Filmekimi bu yıl da Türkiye'nin dört bir köşesini geziyor

11. Filmekimi bu yıl da İstanbul sınırlarını aşarak Türkiye'nin 8 farklı şehrine sinemanın en iyi ve en güncel örneklerini götürecek. Geçen yıl ilk kez İstanbul'a ek olarak beş şehirde daha sinemaseverlerle buluşan Filmekimi gösterimleri, bu yıl Bursa, İzmir, Ankara, Erzurum, Diyarbakır ve Gaziantep'te gerçekleştirilecek. Ayrıca Van ve Batman'da da Filmekimi kapsamında ücretsiz gösterimler yapılacak.

İstanbul dışındaki kentlerde, 11. Filmekimi programındaki filmlerinden yapılacak bir seçkinin yanı sıra nisan ayında yapılan 31. İstanbul Film Festivali'nde gösterilen filmlerin de yer aldığı özel bir seçki sunulacak. Filmekimi kapsamında bu yıl Avrupa Birliği MEDIA programının desteği ve Saraybosna, Sofya ve Transilvanya Film Festivalleri'nin işbirliğiyle İstanbul dışında yapılacak

Filmekimi gösterimlerinin tarihleri şöyle:

29 Eylül-1 Ekim   Bursa Korupark Sineması
5-7 Ekim             İzmir Karaca Sineması
12-14 Ekim         Ankara Büyülü Fener Kızılay Sineması ve Erzurum Cinetekno Sineması
19-21 Ekim         Gaziantep Sinepark Nakıp Ali Sineması ve Diyarbakır Avrupa Sineması

Ayrıntılar için tıklayın.

paylaş:

avatar: the last airbender - the promise | part 2



Avatar: The Last Airbender ile Avatar: Legend of Korra arasında köprü oluşturmak, The Last Airbender’ın bitişiyle kafaları kurcalayan soru işaretlerini biraz olsun ortadan kaldırabilmek amacıyla yapımcılar tarafından oluşturulması kararlaştırılan Avatar: The Last Airbender – The Promise’in ikinci bölümü 30 Mayıs 2012 tarihinde Dark Horse tarafından basılıp yayımlanmış.
Çizgi romanın ilk bölümünde daha çok geçmişi hatırlatmak, savaşın verdiği acıları düzeltmek adına uyum sürecinin başlatılması ve bu süreçte yapılacakların tartışılması, bunun üzerine doğan sorunlar ve sorunların başlatmış olduğu gerginlik ön plandayken ikinci bölümde ise Toph ve açtığı metal okulunun yanında, ilk bölümde doğan sorunlara çözüm arayışları üzerine kurulu sahneler yer alıyor. Bu yüzden ilk bölüme göre daha az içerik ve ilk bölüme nazaran daha fazla komiklik barındırıyor diyebiliriz.
Toph boş bulduğu bir okulda tesadüfi olarak bulduğu üç çocuğu eğitmeye başlar, tabii bir önceki bölümde gerçekleşen ateş ve toprak ulusu arasındaki gerginlikten kuvvet alan ateş ulusundan bir eğitmen okulun aslında onların okulu olduğunu söyleyerek Toph ve öğrencilerin derhal okuldan ayrılmalarını söyler. Tabii bildiğimiz üzere Toph böyle şeylere hiç gelemez ve ortamda gerginlik oluşur. Bunun yanında toprak bükmekten daha zor ve inanılmaz derecede hayali gibi gelen metal bükmenin öğretilmesi için uğraş verdiği bu okulun bu kadar çabuk kaybedilmesine de göz yumamaz. Tabii bu gergin ortamı garip çözümle halleden Sokko öğrenciler arasında bir rekabetin oluşmasını sağlayarak kazanan tarafın okula sahip olabileceği fikrini doğurur ve üç gün sonrasında karşılaşma ayarlar.
Her şey yerli yerindedir pekala da üç öğrenci de birbirinden beceriksizdir. Tabii Toph ve Sokko’nun bu öğrenciler üzerinde gerçekleştirmek istedikleri planlar da yok değildir.
Öte yandan ateş lordu Zuko hala yaptığının arkasında durmaktadır, babasıyla hapishanede konuşması ise onun içindeki ateş ulusu yüceliğini her geçen dakika arttırmakta ve kötü tarafa kaymasına da neden olmaktadır.
Diğer yandan Aang ve Katara, yeniden uyum sağlanması için gerçekleştirilen bu hareketin belki de gerçekten çatlak noktalarının olduğu fikrine inanmaya başlamışlardır. Neticede buradaki halk birlikte yaşamakta ve bir aileyi evlerinden uzaklaştırmak için çaba göstermeye çalışmaktadırlar. Bunun yanında iki ulusunda çok farklı olduklarının farkındadırlar ve birlikte yaşamamaları gerektiği düşüncesi de kafalarını kurcalamaktadır. Bunun için Zuko ve toprak kralı ile bir görüşme ayarlamak için toprak kralının karşısına çıkar ve aslında hiç de tahmin etmedikleri bir şekilde toprak kralının ateş lorduna karşı çıkacağını öğrenirler. Ve durum hiç olmadığı kadar karışık bir hal alır.
Her ne kadar birincisi kadar olmasa da olay örgüsü o kadar akıcı ilerliyor ve biraz da özlemden olsa gerek sonunda ne olacağı o kadar çok merak ediliyor ki bir an önce üçüncü bölüme geçme isteği doğuyor insanın içinde.

paylaş:

avatar: the last airbender - the promise | part 1



Avatar: The Last Airbender ile Avatar: Legend of Korra arasında köprü oluşturmak, The Last Airbender’ın bitişiyle kafaları kurcalayan soru işaretlerini biraz olsun ortadan kaldırabilmek amacıyla yapımcılar tarafından oluşturulması kararlaştırılan Avatar: The Last Airbender – The Promise, üç bölümlük çizgi roman.
Gene Luen Yang, Michael Dante DiMartino, Bryan Konietzko tarafından yazılan, Gurihiru tarafından çizimleri ve kapak tasarımları gerçekleştirilen bu mükemmel çizgi romanın ilk parçası 25 Ocak 2012 tarihinde Dark Horse tarafından basılmış ve satışa sunulmuş.
İlk bölüm biten savaş sonrası barışın yeniden hüküm sürmesine olanak verilmesi üzerine kurulu bir şekilde başlıyor. İlk başlarda kısa bir özet geçen kitap, sonrasında Aang ve arkadaşlarının barışı getirmek için nasıl bir çözüm ürettikleri ile devam ediyor. Toprak krallığındaki ateş kolonilerinin sanki sürekli savaşın devam ettiğini gösterdiği gibi bir düşünce ortaya çıkmasıyla durumun aslında daha büyük bir problem olduğu görülüyor. Ateş kralının desteğiyle bu kolonilerin toprak krallığından çıkartılması kararı alınıyor. Bu işlemin ne kadar zor olduğunun da farkındalar, bunun için Avatar ve arkadaşları bu görevin başına geçiyorlar ve yeniden uyum sağlama hareketini başlatmış bulunuyorlar.
Bu esnada Aang ve Katara arasında gerçekleşen aşk daha da büyüyor, tabii diğerleri bu hallerinden pek de memnun görünmüyorlar. Her fırsatta aşıklarla dalga geçmeleri çizgi romandaki en komik sahnelerden birkaçı.
Zuko’nun babasını hapishanede ziyaret etmesinden sonra Aang’den istediği şey ise şayet bir gün aynı babası gibi biri olursa, hiç tereddüt etmeden kendisini engellemek için ne yapılması gerekiyorsa yapması. Tabii Aang bu gibi bir durumla karşılaşsa ne gibi bir tepki verir, bunu kendisi bile bilmiyor. Neticede savaş sürerken düşmanını bile öldürememişti.
Aradan bir yıl geçiyor ve işler hiç de beklenilen gibi gitmiyor. Yıllardır o topraklarda yaşamış ateş krallığına bağlı koloniler yerlerinden sürülmesi istendiğinde doğal olarak kargaşa çıkıyor. Zuko’nun o bölgeye gelmesinden sonra geceleri hiçbir şekilde uyuyamaması, her an birileri ona saldıracakmış gibi diken üstünde durması ve üzerine gerçekten de böyle bir saldırının gerçekleşmesiyle işler garip bir hal alıyor. Bunun üzerine Zuko bölgeye gidiyor ve yeniden uyum sağlama hareketinin çok da iyi düşünülmüş bir plan olmadığına karar vererek karşı çıktığını açıklıyor. Tabii işler bundan sonra daha da karanlık bir hal alıyor.
En az çizgi dizisi kadar heyecan veren, en az onun kadar güldüren ve en az onun kadar yoğun bir antlımla ilerleyen bir çizgi roman diyebiliriz The Promise için ve ilk bölümü bitirdikten sonra ikinci bölümü okumak için insan gerçekten beklemek istemiyor.

paylaş:

İTEF 2012: Şehir ve Korku 1-6 Ekim 2012



İTEF – İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali 4. yılında, 1–4 Ekim'de İstanbul'da, 3–5 Ekim'de Ankara’da, 5–6 Ekim’de İzmir ve 5–6 Ekim’de Hatay'da okurlarla buluşacak. Ana destekçiliğini Vehbi Koç Vakfı’nın üstlendiği, Avrupa Birliği Kültür Programı ve Literature Accross Frontiers'ın stratejik partnerliğinde düzenlenen festivalin 2012 teması “Şehir ve Korku” olacak. Okuma ve tartışma etkinlikleri, öğrencilerle buluşmalar, atölye çalışmaları, imza etkinlikleri ve edebiyat partileri ile Türk ve Dünya edebiyatının en iyi örnekleri İTEF kapsamında sunulacak.

Bu yıl 21 farklı ülkeden 79 yazarın katılımıyla gerçekleşecek olan festival, yetişkinlere yönelik 53 etkinlik ve öğrencilerle okullardaki 39 etkinlikle İTEF her yaşta edebiyatsever için büyük bir edebiyat şöleni olacak.

İTEF- İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali bu yıl ekimin ilk haftasında, tematik yazar okumaları ve söyleşiler, interaktif edebiyat projeleri, kapsamlı bir Profesyonel Buluşmalar Fellowship Programı, çocuk edebiyatı etkinlikleri ve edebiyat partileri ile takipçilerine bu yıl da unutulmaz bir edebiyat deneyimi yaşatacak.

İTEF 2012 teması: Şehir ve Korku

İTEF 2012 teması “Şehir ve Korku” olacak. Söyleşilerde korku, edebi bir tür, bir kip, bir roman kahramanı, bir motivasyon olarak en geniş anlamıyla ele alınacak; yazarlar ‘korku’ kavramının edebiyattaki karşılığının yanı sıra bireysel korkulara ve ifadesini günümüzün toplumsal ve siyasal karışıklıklarında bulan ortak korkulara da değinecek.

Vehbi Koç Vakfı’nın ana destekçisi olduğu festival, yazarları ve okurlarını bu kez en derin korkularıyla yüzleşmeye davet edecek. Savaştan sansüre, şehirleşmeden soylulaştırmaya, yazarın beyaz kâğıt korkusundan hepimizin içinde yaşayan canavara, edebi korkuları, korku edebiyatlarını, beden korkularını, şehir korkularını ve toplumsal korkuları, kurguyla hakikatin arasına sıkışmış o duyguyu irdeleyecek.

İTEF Festival Kitabı, festival sonrasında İstanbul Kitap Fuarı zamanında okurlarla buluşacak. Okurlar, festival kitabını İTEF’e destek veren Dergâh, Erdem, Everest, Final Kültür, Pegasus, Timaş, Yapı Kredi Kültür Yayınları ve konuk ülke Hollanda’nın İstanbul Kitap Fuarı standlarından temin edebilecek. UPM – Kymmene’nin kâğıt sponsoru olduğu İTEF Festival Kitabı Şehir ve Korku, Türkçe ve İngilizce olarak yayımlanacak olup Frankfurt ve Londra Kitap Fuarları gibi uluslararası fuarlarda da dağıtılacak.






İTEF 4. yılında 4 ayrı şehirde!

İTEF - İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali, 4. yılında 4 şehirde edebiyatseverlerle buluşuyor. 1–4 Ekim İstanbul etkinliklerinden sonra, Hollanda Edebiyat Fonu ve Hollanda Büyükelçiliği desteğiyle ve Konak Belediyesi, Ege Üniversitesi ve İZFAŞ – Kültür Park destekleriyle Türk ve Hollandalı yazarlar 5–6 Ekim’de İzmir’de olacaklar. İzmir Kültür Park içindeki Doğal Taş Müzesi 6 Ekim Cumartesi günü bir Café Amsterdam’a dönüşecek.

Slovenya Ankara Büyükelçiliği’nin desteğiyle 3 Ekim Çarşamba akşamı Drago Jançar söyleşisiyle Milli Kütüphane’de başlayacak olan Ankara etkinlikleri, 4 Ekim The Soul Pub’da Writers Unlimited on Tour ile devam edecek. 5 Ekim’de ise British Council desteği ve Hay Edebiyat Festivali partnerliğinde Siyah Beyaz Galeri’de yer alacak Louis de Bernieres ve Ned Beauman söyleşileriyle Ankara etkinlikleri son bulacak.

İTEF 2012 Hatay edebiyat etkinliklerinde Antakya Akademisi, İskenderun Belediyesi, Asi-Der ve Samandağ Belediyesi katkılarıyla Hataylılar 5 ve 6 Ekim’de Türk ve Hollandalı yazar söyleşilerine katılabilecekler.

İTEF Dünya yayıncılık profesyonellerini bir araya getiriyor!

İTEF-Profesyonel Buluşmalar Fellowship programı, dünyanın dört bir yanından yayıncılar, festival organizatörleri, gazeteciler dâhil olmak üzere çeşitli alanlarda faaliyet gösteren 20 yayıncılık profesyonelini Timaş Yayınları’nın katkılarıyla ağırlayacak; T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul A. H. Tanpınar Edebiyat Müze Kütüphanesi destekleriyle katılımcılara Türk yayıncılık sahnesini tanıtılacak.

Ahmet Hamdi Tanpınar Özel Etkinlikler Serisi

 İTEF- İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali çerçevesinde, 2010 yılında yapılan Uluslararası Ahmet Hamdi Tanpınar Sempozyumu'ndan sonra, bu yıl da Ahmet Hamdi Tanpınar, yapıtları üzerine düzenlenen özel bir etkinlikler serisi ile anılacak. Festival, Dergâh Yayınları'nın değerli katkılarıyla yazarın eserleri üzerine söyleşiler düzenliyor.1 Ekim Pazartesi, İnci Enginün ve Doğan Hızlan’ın katılacağı “İstanbul'un Mimarisi Üzerine Düşünen Yazar: Tanpınar” adlı söyleşiyi ; “Yurtdışında Tanpınar” söyleşisi takip edecek. 3 Ekim Çarşamba günü, Beşir Ayvazoğlu, Osman Sınav veProf. Dr. Emel Kefeli’nin katılacağı “Tanpınar'ın kitapları görsel sanatlara nasıl çevrilmeli?” söyleşisi yapılacak. Etkinlik serisi, 4 Ekim Perşembe günü, “Tanpınar'ın İstanbulları” adlı,Yrd. Doç. Zeynep Uysal, Doç. Dr. Baki Asiltürk,Prof. Dr. Murat Koç’un katılacağı söyleşiyle sona erecek. Tüm etkinlikler İstanbul Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müze Kütüphanesi'nde takip edilebilir.


400. Yıl Etkinlikleri
                                          
Hollanda ile Türkiye’nin diplomatik ilişkilerinin 400. yılı kutlamaları, İTEF - İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali’nde geniş bir programla yer alacak. İstanbul’deki Cezayir Restaurant ve Karga Bar ile İzmir’deki İZFAŞ – Doğal Taş Müzesi birer Amsterdam kahvesine dönüşecek. Café Amsterdam etkinliklerinde 12 Hollandalı yazar, Türk yazarlarla birlikte okuma ve söyleşilerde yer alacaklar. Douwe Draaisma, Gerbrand Bakker, Herman Koch, Kader Abdolah, Laia Fabregas ve Stine Jensen İstanbul ve İzmir’de okurlarıyla buluşurken, çocuk yazarları Marjolijn Hof ve Bibi Dumon Tak, çeşitli okullarda öğrencilerle okuma ve söyleşi etkinliklerine katılacaklar. Performansın edebiyatla buluşacağı Café Amsterdam gecelerinde, pop-rock grubu Sonja van Hamel&Friends şarkılarıyla Amsterdam kahvesi atmosferine katkıda bulunacak.

2009 ve 2010 yıllarında İTEF - İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali kapsamında Türkiye’nin çeşitli şehirlerini ziyaret eden Writers Unlimited, (Winternachten Edebiyat Festivali) 1–4 Ekim tarihleri arasında İstanbul’da, 4–5 Ekim tarihleri arasında Ankara’da ve 6–8 Ekim tarihleri arasında Hatay’da İTEF etkinliklerinde okurlarla buluşacak.

Halka açık etkinliklerin yanı sıra, “Yazarlar Buluşuyor” programında pek çok ülkeden yazarla bir araya gelecek olan Writers Unlimited yazarları Adriaan van Dis, Antjie Krog ve Rodaan al Galidi, aynı zamanda üç şehirde okul etkinliklerinde öğrencilerle okuma ve söyleşilerde buluşacaklar.

İTEF - İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali’nin Hollanda programı, Hollanda-Türkiye İlişkilerinin 400. yılı çerçevesinde Hollanda Edebiyat Fonu işbirliğinde, Hollanda Büyükelçiliği’nin değerli katkılarıyla gerçekleştirilecek.

paylaş:

3.2 milyon noktayla resim yapan adam

Stippling yani noktalarla resim yapma tekniği ile ortaya nasıl sonuçların çıkabileceğini göstermek için aşağıdaki video hazırlanmış. Sanatçı Miguel Endara, sert vuruşlar, büyük-küçük noktalar ile toplamda 3.2 milyon noktayla babasının resmini yapmış. Sanatçının diğer çalışmalarını görmek için şuraya bakabilirsiniz.

paylaş:

tüm zamanların en iyi 10 bilim-kurgu/fantezi çifti



Bizce Tolkien'den Beren & Luthien'in de bulunması gereken bir Flavorwire listesi:

1. Eve & Wall-E, WALL-E

2. Willow & Tara, Buffy the Vampire Slayer

3. Han Solo & Princess Leia, Star Wars

4. Aeryn Sun & John Crichton, Farscape

5. Princess Buttercup & Westley, The Princess Bride

6. Zoe & Wash, Firefly

7. Paul Muad’dib & Chani, Dune

8. Max Evans & Liz Parker, Roswell

9. Captain Adama & Laura Roslin, Battlestar Galactica

10. Buffy & Spike (& Angel), Buffy the Vampire Slayer

paylaş:

j. k. rowling'ten yeni kitap



1997 yılında yayımlanır yayımlanmaz önce çocukların, sonra gençlerin ve yetişkinlerin sevgilisi haline gelen Harry Potter’ın yaratıcısı J. K. Rowling’in yeni romanı The Casual Vacancy 27 Eylül’den itibaren, İngiltere, ABD, Almanya ve Fransa’da raflarda olacak. Yazarın yetişkinler için tasarladığı bu yeni roman Türkiye’de de Doğan Kitap tarafından 2013 yılında yayımlanacak.

74 dile çevrilen, hâsılat rekorları kıran sekiz filme çekilen Harry Potter serisi, çok iyi hatırlanacağı gibi, yedi kitaptan oluşmaktaydı. Harry Potter’ın olağanüstü maceralarını büyük bir zevkle okuyan çocuk ve gençleri artık birer yetişkin oldukları şu günlerde, yeni bir okuma keyfi bekliyor: The Casual Vacancy.

Barry Fairbrother kırklı yaşlarının başında beklenmedik bir şekilde hayata gözlerini yumar. Bu ani ölüm, yaşadığı kasabanın halkını büyük bir şaşkınlık içinde bırakacaktır.

Arnavutkaldırımlı pazar meydanı ve eski kilisesiyle, sıradan bir İngiliz kırsalı gibi görünen Pagford’ın bu tatlı görüntüsünün ardında aslında büyük mücadele gizlidir.

Zenginler fakirlerle, gençler ebeveynleriyle, kadınlar kocalarıyla, öğretmenler öğrencileriyle sürekli bir çatışma halindedir. Pagford göründüğünden çok farklı bir yerdir.

Kilise cemaat konseyinde Barry’den boşalan koltuk da, kasabanın görüp göreceği en büyük savaşın tetikleyicisi olacaktır. Türlü düzenbazlıkla ve hırsla süren, herkesin birbirinin foyasını beklenmedik şekillerde ortaya çıkardığı seçim savaşında zafer kimin olacaktır?

The Casual Vacancy, kara mizah, akıl oyunları ve baştan sona sürprizlerle dolu bir roman.

“Yine büyük bir keyif alarak kaleme aldığım bu yeni romanım Harry Potter serisinden çok farklı olacak. Doğan Kitap’ın edebiyat kariyerimdeki bu yeni evreye yaklaşımı beni derinden etkiledi. The Casual Vacancy’nin Türkçe baskısında onlarla çalışmaktan mutluluk duyuyorum.”

J. K. Rowling 1997-2007 yılları arasında yayımlanan, 200’ü aşkın ülkede 74 dile çevrilip 450 milyon satan ve hâsılat rekorları kıran sekiz filmi çekilen Harry Potter'ın maceralarının anlatıldığı yedi kitaplık serinin yazarıdır.

Yazar, Goncourt, Prince of Asturias, çocuk edebiyatına yapmış olduğu hizmetlerden ötürü aldığı OBE (Order of the British Empire) ve Fransa’nın Légion d’Honneur ödülü de dahil olmak üzere sayısız ödülün sahibidir.

Volant derneği aracılığıyla pek çok hayır işini destekleyen Rowling, yardıma muhtaç çocukların hayatlarına olumlu katkılar sağlamak için çalışan Lumos adlı derneğin de kurucusudur.

paylaş: