birgünbirgünbir(...)evedegelmişkimseyok

Gündelik hayat çok yavan, sıkıcı ve bayağı değil mi? Kalk, işini yap, yemek ye, sohbet et, oyun oyna, çay iç, uyu, dışarı çık, doğum günü kutla, televizyon seyret… çok tekdüze.
Berrak Çolak’ın filmi tam da bunu anlatıyor. Filmin SİYAD’tan da ödülü var.
İyi seyirler.


paylaş:

one man band

Yeteneğimizin değer görmesini istiyoruz ya bazen, hatta bu yetenekle karnımızı doyuruyoruz, biri çıkıp bizden daha iyi olduğunu gösteriyor ve talih kuşunu önümüzden çalıyor, işte öyle bir durum bu. Ama fark ediyoruz ki bir elin nesi var, iki elin sesi var.
İyi seyirler.

paylaş:

everybody wants to be unique

E tabii herkes belirli bir süre için bile olsa farklı/benzersiz olmak ister. Hatta bu farklılık bir süre sonra taklit edilmeye başlandığında koltukların kabarmasına, omuzların dikleşmesine bile sebep olabilir. Peki, bu taklitten sonra benzersizlik nerede kalıyor?



paylaş:

12 drawings a day

Denis Chapon, 3 yıl boyunca her gün 12 sayfa çizerek bu 4 dakikalık kısa filmin meydana gelmesini sağlamış. Aslında film herhangi bir plan çerçevesinde oluşturulmuş bir şey değil, çizdikçe şekillenmiş. Bu da Chapon’un zekasının bir göstergesi olsa gerek.
İyi seyirler.


paylaş:

granny o'grimm's sleeping beauty

Animasyonla kara mizahın birleştiği 6 dakikalık film, Oscar’dan da adaylık sahibi.
Yaşlı, sinirli bir büyükanne torununa en sevdiği masallardan birini anlatır, güzellikle alakalı bu masala kendi kafasından bölümleri de ekleyen büyükanne torunun uyuması için yardım etmekten çok korkuttuğunun farkında bile değildir.
Hem iç güzellik mi önemlidir yoksa gözle gördüğümüz mü? Bir de güzellik bir süre sonra kaybolur mu?
İyi seyirler.



http://www.imdb.com/title/tt1382454/
paylaş:

the fantastic flying books of mr. morris lessmore

Bazen anne ve babadan çok aile dediğimiz kavram etrafımızdaki bizi iyi hissettiren varlıklar olabiliyor. Ve kitaplar arkamızdan iş çevirmeyen, bize asla kötü davranmayan arkadaşlarımız.
Şayet bir kitap bırakabilirsek arkamızda, biz zaten hiç veda etmiyoruz bu hayatta.
Oscar’a adaylığı bulunan The Fantastic Flying Books of Mr. Morris Lessmore karşınızda.
İyi seyirler.



http://www.imdb.com/title/tt1778342/
paylaş:

support (2008)


Hayat bize en kötü oyunlarından bir perde sunabiliyor bazen, düşündükçe içinden çıkamadığımız dertlerin dibine batabiliyoruz, kurtuluşu kaçmakta arıyoruz da nereye kadar kaçabiliriz. Sadece fişi çekmek kalıyor geri.
Kaderimizden kaçmak için çok güzel intihar ediyoruz da bu bizden çok çevremizdekileri etkilemiyor mu? İşte sorunun cevabı: 




http://www.imdb.com/title/tt1365653/
paylaş:

legolarla albüm kapakları

Yaratıcılıkta sınır yok, sanırım bunu artık herkes anladı. Çocukken vazgeçilmezlerimizden olan legolarla yapılabilenlere de şaşmamak elde değil. Araba, robot derken buyurun efendim, legolardan albüm kapakları. İyi eğlenceler.
kaynaklar:






















paylaş:

kabil | josé saramago


Karşımızda kardeş katili Kabil, José Saramago’nun son romanı. Aslında adından dolayı biraz tereddütle yaklaşılabilir kitaba fakat yazarın zamanında kendi hükümetince dini eleştirdiği için bol bol sansürlendiği düşünüldüğünde en azından çok da dinsel bir kitap olmadığı görülecektir.
Kitabın anlattığı olay ise adem ile havva’dan tutun da ilk katil kabil’in dinlerdeki tüm büyük olaylara parmak atması. Kitapta havva’nın nasıl yılan tarafından kandırıldığı, nuh’un gemisinin sular üzerinde nasıl yüzdüğü vs. her şey mevcut.
Karakterler ise tam da yazarın diline uygun ve komik. Toprakla nasıl ilgileneceğini kestiremeyen bir adem, cennetten kovulduktan sonra acıkınca cennet kapısındaki meleği göğüslerini göstererek ayartan bir havva, cinsel dürtüleri biraz fazla kaçmış lilith, kendi durumu el vermeyince soyunun devam etmesi için karısının başkalarıyla yatmasına göz yuman nuh, zamanda yolculuk yapan bir katil kabil, babasının oğlunu kurban edecekken çocuğu kurtarıp din tarihine adını altın harflerle yazmayı planlarken bu kurtarma işinde biraz geciken bir melek, dev bir gemiyi dolduran hayvanlar, mikroorganizmalar…
Çoğu Nobelli yazarlar konusunda Nobel’i hak edip etmediği tartışıla dursun José Saramago ödülü en çok hak edenler arasında. 1998 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülmüş yazarın ölmeden önceki son kitabı olan Kabil, Işık Ergüden tarafından dilimize çevrilmiş ve Kırmızı Kedi Yayınevi’den çıkmış.
146 sayfalık bu eğlenceli kitap bir solukta okunan cinsten.
Arka kapağında şöyle yazıyor:
“Gerçeğin ironik, yalın ve dolaysız dilini kullanan Saramago bu son romanıyla bize tüm zamanların sorusunu miras bırakmış oluyor: İnsan türü evrendekş yerini ve varlığını hak etmiş midir?”
İyi okumalar.
paylaş: