silmarillion | j.r.r tolkien


J. R. R. Tolkien denince akla muhakkak The Lord Of The Rings (Yüzüklerin Efendisi) gelir. Kitabı okunmamış olsa da filmi muhakkak çoğu kişi tarafından defalarca izlenmiştir. En iyi üçlemeler, en iyi uyarlamalar arasında rahatlıkla söylenebilecek yapıdadır aynı zamanda. Belirtmeliyim ki ben de filmleri defalarca izleyip kitapları henüz okumayanlardanım.
Aslında okumaya karar verdiğimde yaptığım internet taramalarından sonra aslında tüm hikayenin Silmarillion ile başladığını sonrasında Hobbit ile devam ettiğini keşfettim. Bu sebeple eğer bu hayran kaldığım Orta Dünya macerasına adım atmam gerekiyorsa ilk önce Silmarillion’u yalayıp yutmam kanısına vardım. Ardından elime aldığım kitaba daldım ve bitene kadar kendimi okumaktan alamadım.
Yapılan yorumlarda kitabı tamamlayamayanların yahut ilk birkaç sayfasında bırakanlar da yok değil. Bunun sebebi ortak bir görüşten doğuyor aslında. Kitabın uzun olması ve kitaptaki karakterlerin çokluğu ve isimler. Bana göre kitabın okunmasında çok sıkıntı yok, güzel diliyle akıp gidiyor ve eğer fantastik kurgu ilginizi çekiyorsa zaten bundan çok da söz etmek doğru değil fakat isimler konusunda çoğunluğun dediğine hak veriyorum. Çünkü ilk iki cümlesinde bile dört adet özel isim geçiyor.  Ama bu ilerleyen sayfalara doğru kitabın okuyanı içine çekmesiyle ortadan kalkıveriyor. Bu yüzden gözü korkutmamak gerek.
paylaş:

ya sahne buz tutarsa: ice age live!


2012 yazında dördüncü filmiyle beyaz perdeyi süslemesi beklenen Buz Devri, diğer üç filmiyle en başarılı animasyonlar arasında yerini almış ve milyar dolarlık hâsılatıyla da yapımcıların ceplerini doldurmuştu.
Açıklamalara göre 20th Century ve Stage Entertaintment Touring Productions’ın üstlendiği bir gösteriyle Buz Devri macerasının bu geçen filmlerinin toplandığı bir konuyla sahnenin buz tutmasını sağlanacak. Öykü üzerine kurgulanan şovların, buz pateni ve kukla gösterilerinin yer verileceği bu organizasyonla bir nevi efsane canlanacak.
Ice Age Live! A Mammoth Adventure adıyla izleyicilerinin karşısına çıkmaya hazırlanan ekip, dünya turu yaparak sevenlerinin önünde performansını sergileyecek. Açılış ise ilk olarak 2012 kasımında Londra’da gerçekleştirilecek. Dünya turunun yaklaşık beş yıl süreceği ve otuzdan fazla ülkede gösterileceği söyleniyor.
Gösteriyi yöneten kişi ise Guy Caron olacakmış.
paylaş:

bizim büyük çaresizliğimiz (2011)


Yönetmen: Seyfi Teoman
Senaryo: Barış Bıçakçı (roman), Seyfi Teoman
Oyuncular: İlker Aksum, Fatih Al, Güneş Şahin
Tür: Dram
Yıl: 2011
Süre: 102 dak.
Ülke: Türkiye, Almanya, Hollanda
Dil: Türkçe
Ödül: 2 ödül, 2 adaylık
IMDb puanı: 6.9/10

Bizim büyük çaresizliğimiz aynı kişiye âşık olmamız mıydı yoksa sokaktan gelen çocuk seslerinin arasında sesimizin olmayışı mıydı? Ya kadınlar kelebek değilse, kitap değilse, gizemli değilse? Peynirin üzerine reçel dökülebilir belki, köftenin üzerine dökülürse?
Aynı evde yaşayan iki eski arkadaşın hayatlarına dolaylı yollardan dâhil olan bir kızla birlikte yaşadıkları dramatik, romantik ve komik hikâyesini anlatan Bizim Büyük Çaresizliğimiz, sakin bir o kadar da samimi Ankara filmi.
paylaş:

telefon kütüphanesi: kitaplar konuşur, engeller yok olur


Boğaziçi Üniversitesi Görme Engelliler Teknoloji Laboratuvarı (GETEM) ve Türk Telekom, Türkiye’nin ilk telefon kütüphanesini hayata geçiriyor. Telefon Kütüphanesi Projesi ile yüzlerce sesli kitap 0 800 219 91 91 numaralı telefon üzerinden görme engelli Türk Telekom müşterilerine ev telefonları üzerinden ücretsiz olarak sunuluyor.
paylaş:

bad sex in fiction award / edebiyatta kötü seks ödülü


Edebiyatta Kötü Seks Ödülü (Bad Sex in Fiction Award), Literary Review adlı derginin 1993 yılından bu yana verdiği bir ödül. Amacı kötü seksi anlatan değil seksi kötü şekilde anlatan yazarları bulup bunu yapmaktan caydırmak olarak bilinen ödül, edebiyatta sıklıkla görülen cinsel ilişki kavramlarında gereksiz paragraflarda yapılan özensiz, kaba ve hiçbir zevk ihtiva etmeyen anlatımlara dikkat çekerek ve bu durumu bir daha yapmamalarını sağlayarak, aynı zamanda bundan sonra yazılacak kitaplar için diğer yazarlara da bir mesaj göndererek tepkisini dile getiriyor.
paylaş:

yabancı | albert camus


L'étranger.
Varoluşçu edebiyatın en önemli temsilcisi Albert Camus’nün 1942’de yayımlanan Yabancı’sında insanın kendisi ve dış dünya arasındaki mesafe anlatılır. Meursault, kavurucu güneşle birlikte aslında hiçbir sebep yokken bir Arap’ı öldürür. Aslına bakıldığında işlenen cinayet sanki kendi iradesi dışında gerçekleşmiş hatta buna Meursault’un başına geçen ve gözlerini alan güneş sebep olmuştur. Hatta Camus olayı öyle bir betimlemiştir ki cinayetin kaçınılmaz olduğunu anlar okuyucu.
Sonrasında Meursault tutuklanır ve yargılanır. Fakat mahkemede yargılanan ve bu durum karşısında hayatı söz konusu olan kişi kendisi değil de bir başkasıymış gibi tüm olan biteni anlamayan, kayıtsız bakışlarla izler durur dışarıdan. Olay karşısında sergilediği hareketlere inanamayanlara, yaptıklarına mantıklı anlamlar yüklemeye çalışanlara da şaşar, onların neden böyle bir tavır gösterdiğini umursamaz, çözmeye de çalışmaz.
Yargı süresince kendisini savunma zahmetine de girmez. Doğrusunu söylemek gerekirse o, üzerine giydiği bedenden çok farklı birisidir, sanki içinde yaşadığı hayata uygun biri olarak yaratılmamış ve olay bittikten sonra hiçbir şey olmamış gibi çekip gidecek bir varlıktır, çevresine uyum gösteremeyen bir yaratık, herkese ve kendisine karşı bir yabancıdır.
paylaş:

mr. nobody (2009)


Yönetmen: Jaco Van Dormael
Senaryo: Jaco Van Dormael
Oyuncular: Jared Leto, Sarah Polley, Diane Kruger
Tür: Dram | Fantastik | Romantik | Bilim-kurgu
Yıl: 2009
Süre: 141 dak.
Ülke: Kanada, Belçika, Fransa, Almanya
Dil: İngilizce
Ödül: 5 ödül, 3 adaylık
IMDb puanı: 7.8/10

Beyaz malum sıvının içinde yüzmektesiniz, portakalda vitamin olayları vs. anneniz ve babanızı kendiniz seçiyorsunuz, gelecek hakkında tüm bilgi birikimine sahisiniz, olacakları görüyorsunuz ve bir anda melekler çıkıveriyor ve dudaklarınıza dokunuyor, tam da üst dudağın ortasına ve dudak aşağı doğru bükülüveriyor, siz de o küçük saflığınızla tüm bildiklerinizi unutuveriyorsunuz. Ama işler küçük bir aksilik sonucu bozuluyor, melekler bir çocuğa dokunmayı unutuyor.
paylaş:

tehlikeli diyardan öyküler | j.r.r. tolkien


Tales From The Perilous Realm.
J.R.R. Tolien’in Ham’li Çiftçi Giles (1949), Yaprak Çizen Niggle (1964), Büyük Woottom Demircisi (1967) adlı öykülerinden ve içinde 16 şiirin bulunduğu Tom Bombadil’in Maceraları (1961) adlı bölümden oluşam Tehlikeli Diyardan Öyküler, Niran Elçi çevirisiyle İthaki Yayınları’ndan çıkan 223 sayfalık bir kitap.
Kitap Tolkien’in Peri Masalları Üzerine başlıklı dersinden bir alıntıyla başlıyor. Alıntı şöyle:
“Peri Diyarı tehlikeli bir yerdir ve ihtiyatsız ayaklar için pek çok çukur, fazla cüretli olanlar için pek çok zindan barındırır… Peri masallarının dünyası engin, derin ve yüksektir ve birçok şeyle doludur: Orada her tür hayvan ve kuş; kıyısız denizler, sayısız yıldız; kendisi bir büyü olan güzellik ve her daim mevcut bir tehlike; kılıç kadar keskin coşku ve hüzün vardır. O diyara girmiş bir insan orayı gördüğü için kendini talihli sayabilir ama Peri Diyarı’nın zenginliği ve tuhaflığı gezginin dilini bağlar, anlatamaz. Ve orada bulunduğu sürece, çok fazla soru sorması tehlikelidir, çünkü kapılar yüzüne kapanabilir ve anahtarlar kaybolabilir.”
Kitaptaki bölümlerden bahsedecek olursak,
paylaş:

melancholia (2011)


Yönetmen: Lars von Trier
Senaryo: Lars von Trier
Oyuncular: Kristen Dunst, Charlotte Gainsbourg, Kiefer Sutherland, Alexander Skarsgård, Stellan Skarsgård, Udo Kier
Tür: Dram | Bilim-kurgu
Yıl: 2011
Süre: 136 dak.
Ülke: Danimarka, İsveç, Fransa, Almanya
Dil: İngilizce
Ödül: 2 ödül, 6 adaylık
IMDb puanı: 7.5/10
Metascore: 82/100

Melancholia bir Amerikan filmi olsaydı muhakkak dünyaya çarpacak olan gezegeni patlatma planları kurulurdu ama bu bir Lars von Trier filmi ve işler hiç de düşünüldüğü gibi gitmiyor, herkes sadece hayale sığınıyor ve bekliyor. Üstelik Melancholia’yı bir felaket filmi olarak görmek de ne kadar doğrudur bilinmez, sonrasında böyle sığ düşüncelere kapılanlardan yer çekimi kanunu, kütle kanunu gibi kurallara uyulmadığı fikri çıkabiliyor ve bu da komikliğe sebebiyet verebiliyor.
paylaş:

dogville (2003)


Yönetmen: Lars von Trier
Senaryo: Lars von Trier
Oyuncular: Nicole Kidman, Paul Bettany, Lauren Bacall
Tür: Dram | Gizem | Gerilim
Yıl: 2003
Süre: 178 dak.
Ülke: Danimarka, İsveç, İngiltere, Fransa, Almanya, Hollanda, Norveç, Finlandiya
Dil: İngilizce
Ödül: 13 ödül, 19 adaylık
IMDb puanı: 8.0/10
Metascore: 59/100

Bazı insanlar ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın eğitilemezler ve bazılarını ise kötülükten uzak tutamazsınız. Bu kişiler her zaman çevrenizde bulunduğu için onları görmezden gelemez, başınızı her gördüğünüzde çeviremezsiniz. Yaptığı kötülükleri söyleyemez ve bunu hata olarak gösteremezsiniz. Çünkü her yapılan kötülük bir hata değildir. Eğer bu yapılanları söylerseniz bunu karşılığında size duyulan nefret elinize kalan olacaktır. Bu kişilere her daim merhamet de gösteremezsiniz, çünkü gösterilen merhamet değer görmeyecektir ve denilebilir ki merhamet denilen kavram bazen en iyisi, doğrusu ve ahlaklısı olmayabilir. 
paylaş:

into the wild (2007)


Yönetmen: Sean Penn
Senaryo: Sean Penn, Jon Krakauer (kitap)
Oyuncular: Emile Hirsch, Vince Vaughn, Catherine Keener, Kristen Stewart
Tür: Macera | Biyografi | Dram
Yıl: 2007
Süre: 148 dak.
Ülke: ABD
Dil: İngilizce, Danca
Ödül: 2 Oscar adaylığı, 15 ödül, 37 adaylık
IMDb puanı: 8.2/10
Top 250: #148
Metascore: 73/100

Gerçek mutluluk sadece paylaşılarak mı yaşanır yoksa acılara tek başına katlanmak zor mudur? Into the Wild bu sorunu cevabını arıyor bir nevi.
Macera düşkünü bir genç, okuldaki başarısını hiçe sayıp, ailesinin onun eğitimi için biriktirdiği parayı yardım kuruluşuna vererek medeniyetin kaosundan uzaklaşmak, sadece kendisiyle kalabileceği bir yer bulmak için doğaya doğru adım atmaya karar verir. Ebeveynleriyle olan sorunlu ilişkisi, kafasını kurcalayan soru işaretleri ve anlama çabası bu kararı almasındaki en büyük etkenlerden bir kaçı. Ailesinde en çok değer verdiği kişi kız kardeşi ve biz filmi onun dilinden izliyoruz.
paylaş:

idefix 9. sanal kitap fuarı


“1014 yayınevi ve 90000 kitapla Türkiye’nin en büyük kitap fuarı” sloganıyla bu yıl sanal dünyada 9. Kez okurlarla birlikte olan İdefix kitap fuarı 21 Aralığa kadar kapılarını aralık bırakacak.
255 yayınevinde %25-30, 528 yayınevinde %35, 202 yayınevinde %40 ve 30 yayınevinde %45-50 indirim sunan sanal kitap fuarı bunun yanında kitap setlerinde %70e varan indirim imkânı da yaratıyor.
Kitap okumayı erteleyenler ya da yeni kitap almak için iyi bir indirim fırsatından yararlanmak isteyenler, bu fuarı kaçırmayacaklardır.
Sitede özel olarak hazırlanmış bölümlerle tam da fuarlardaki gibi bir ortam oluşturulmuş. İndirimli setleri bir yerden bulmanız, yazarların sizin için önerdiklerine bakmanız oldukça kolay. Bunun yanında ödüllü yarışmalar da düzenleniyor. Ayrıca 2011 yılı kitapları yazarlar, eleştirmenler ve sanatçılar tarafından değerlendirilip oylanmış ve ortaya 2011 yılının en iyi 100 romanı çıkmış, yine buradan bu listeye ulaşabiliyor, kitaplar hakkında kısa bilgileri okuyabilir ve kolaylıkla sepetinize ekleyebiliyorsunuz. Bununla beraber imzalı kitap alma şansınız da var.
İdefix 9. Sanal Kitap Fuarına bu bağlantıyı kullanarak ulaşabilirsiniz.
paylaş: