sor



Sor!
Nedir çare?

Gece uyanmadan, gün uyumadan derin derin; sor!

Sorun ey yüreğimdeki biçare, bencil duygular, nedir diye bu telaşın?

De!

Bekledin yıllarca nedir bu gün ile yarışan teleşın, de!

Deyin hastalıklı duygular telaşlanma diye!

Çelin çelimsiz aklımı, kışkırtın beni aklıma karşı..

Çare üretmeli bu dil,

Ellerim garip! 

Bağrım yanarken hırıltılarla, nasıl olur da soğuk duyarlar;
tenim de bi garip?

Ellerim bile dost değil size biçare duygularım,
Olsalardı da yapışırlardı boğazıma, korkarım,

Çare bu değil,
Çare üretmeli bu dil..

Ey bilinmezlik,
Garip bu menen sessizlik,
Durur, durur ve durur da çınlar kulaklarımda delilik,
Mukayyet ol, ellerim bir garip..

Vakit dar,

Daralıyor duvarlar sanki acele kazılmış bir mezar,
Yağmurlu mu dersin toprak? 
Yoksa tükürüklerimi çekti de mi böyle ıslak?

Anlatacak vakit yok,
Sor telaşımı senden de kaçayım.

Yetişmem gerek oyuna,
Sahne bitiyor, inecek perde, 
Saklama kendini oyunun sonuna.
Yazan: alperen

İKİ DUDAK ARASI

Güzel bir akşam yemeği hazırladım kendime. Et sote yaptım, yanına marketten meze aldım bir de 35'lik. Sadece rakının yanında güzel besleniyordum.  Yalnız içmenin pek tadı yoktu ama kimseyi istemiyordum yanımda. Rakı sofrasına ikinci sınıf aşk muhabbetlerinin meze olmasını kabullenemiyordum. İlla bir şey konuşulacaksa daha ciddi meseleler konuşulmalıydı sofrada. Ülkenin gidişatı, yaşadığımız toplumun gösteri toplumuna dönüşmesinin nedenleri, okumanın git gide değersizleştirilmesi, mutluluk, kader, din gibi kavramlar...
Bugün susacaktım. İçinden hiç çıkamayacağım hadiseleri düşünüp nedenlerini arayacak, belki bir çözüm üretecek, belki de girdiğim uçsuz bucaksız düşünce girdabında boğulacaktım. Bir duble doldurup yavaşça içerken aklıma çok kullandığımız bir deyim geldi. Birilerinin iki dudağı arasında kalmak...
Kadere, alınyazısına bu kadar gönülden inanan bir toplumun böyle bir deyim üretmesi gerçekten bir ironiydi. Belki de tanrı, bir insanın iki dudağı arasında kalmayı yazmıştı kaderlerine. Yoksa hiçbir şekilde yazgıya inanan bir insan böyle bir deyim kullanamazdı, kullanmamalıydı.
Bana gelecek olursak kadere inanmadığım kadar inanıyordum bu deyime. Kendi çabasıyla bir yerlere gelmeye çalışanların birçoğunun başına gelen bir şeydi bir insanın iki dudağı arasında kalmak. Elbette bundan daha iyi bir sistem üretilebilirdi fakat bu ülkede işler böyle yürüyordu. Nefesi kuvvetli insanlar birilerinin kulağına bir şeyler fısıldar, bu fısıltının gücüyle birileri işinden olur, birileri zengin olur, her ne bok olacaksa bu fısıltıyla olur.
Tanrıya inanan insanlar da tanrının iki dudağı arasındadır. Tanrı isterse olur, tanrı istemezse yaprak bile düşmez. Aslında acı gerçek budur. Karakterimizin, kimliğimizin, yapabileceklerimizin  hiçbir önemi yok. Hepimiz iki dudak arasındayız.
Rakımdan bir yudum daha alıyorum, bir sigara yakıyorum.  Sanırım insanın iki dudağı arasına en çok yakışan şeyi buluyorum. En ucuzundan bir sigara...
Şerefinize!







coşanlar

Sitedeki içeriklerin 18 yaş altı için uygun olmadığını düşünüyoruz. Film tanıtımları spoiler içerebilir. Alıntılarda link ile kaynak gösterilirse seviniriz. Tanrı da çok yakışıklı.