kısa kısa #13



-CHP ve MHP’nin çatı aday olarak gösterdiği ve daha sonra diğer birçok partinin de desteklediğini açıkladığı Ekmel Bey’in doğru seçim olup olmadığı tartışıla dursun nur topu gibi bir cumhurbaşkanımız var.

-İstanbul’daki 3. Havalimanı projesi çokça tartışılmıştı. Şimdi de adının ne olacağı tartışılır durumda. Gerçi çok da tartışmaya gerek yok, Ulaştırma Bakanı Lütfi Elvan’ın yaptığı açıklamaya göre isim belli. Recep Tayyip Erdoğan Havalimanı. Çok şaşırdınız değil mi?

-Suriyeli sığınmacılar her yerde biliyorsunuz, artık çoğu ilde halk bundan şikayet eder durumda. Gaziantep’te bir kişi Suriyeli biri tarafından bıçaklanarak öldürüldü ve ardından halk protestoya kalkıştı. Ellerinde bıçak ve sopa gördükleri Suriyelilere saldıranlar oldu.

-Hüloooğğğ vol. 3 yayınlandı.

-İngiltere’nin başkenti Londra’da yaşayan 50 yaşındaki bir adam vibratörün makatında sıkışarak iç organlarına zarar vermesi sonucu septik şoka görerek hayatını kaybetti.

-Ateizm Derneği, Ramazan ayında ATV’de yayınlanan Nihat Hatipoğlu ile İftar Saati isimli programı sunan Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu’na, seyircilerden gelen soruya karşılık verdiği cevapta ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırlarını aştığı ve ateistlere karşı hakaret ve küfre varan ifadeler kullandığı gerekçesiyle dava açtı.

-Robin Williams evinde ölü bulundu.

-Rusya’da bir radyo, internet sitesinde “Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya’yı yönetmesini ister miydiniz?” anketi düzenledi. 11 Ağustos’ta başlayan ankete 48 saat içinde 5 bin 285 kişi yanıt verdi. “Neden olmasın” diyenler %18.8; “İstemeyiz” diyenler %76,2; görüş bildirmeyenler ise %3,9 oranında.

-Bir baba 10 ve 11 yaşlarındaki iki oğlunu canlı bomba olarak kullanılsınlar diye IŞİD’e teslim etti.

-Gün geçmiyor ki mecliste birileri başkalarına ayar vermesin. Yeni ayar Aylin Nazlıaka’dan geldi. 

jumanji (1995)


Yönetmen: Joe Johnston
Senaryo: Chris van Allsburg (kitap), Jonathan Hensleigh, Greg Taylor, Jim Strain
Oyuncular: Robin Williams, Kirsten Dunst, Bonnie Hunt
Tür: Macera | Aile | Fantastik | Gerilim
Yıl: 1995
Süre: 104 dak.
Ülke: ABD
Dil: İngilizce, Fransızca
Ödül: 3 ödül, 8 adaylık
IMDb puanı: 6.5/10
Metascore: 39/100

Bir oyun düşünün ki sizi gerçek hayattan koparıp oyunun içine hapsetsin, içinden filler, zebralar fırlasın, evlerin içinde uzun uzun bambuların çıkmasına sebep olsun, bir anda kuyruklu olmanıza, kocaman sivrisinekler tarafından ısırılmanıza, bastığınız zeminin kuma dönüşüp dibe doğru çekilmenize sebep olsun. Bu öyle bir oyun ki eğer başladıysanız bitirmek zorundasınız, sorulan bilmeceleri çözmeniz ve lanetten kurulmak tek kaçış yolunuz. Hata yaparsanız, cezalandırılırsınız, hile yaparsanız yine cezalandırılırsınız. Üstelik oyun tam da hayattan sıkılanlar ve ondan sıkılanlar için.
Çocukluğun en sevilen filmlerinden biri olan Jumanji enerjisiyle izleyiciyi kendine hapsederken yer yer korkutmayı da başarıyor ve bitmek bilmeyen geri dönüşler, tekrarlamalarla da heyecanı bir an olsun elinden bırakmıyor.
Filmde kendisini Spider-Man serisinden tanıdığımız Kirsten Dunst’ın küçüklüğünü de görmekteyiz.
Film her ne kadar çocuk filmi olarak görülse de bence her yaşta izlenebilir bir özelliği var, üstelik zamanına göre çekim kalitesi ve efektler de yerinde. İzlerken sıkmıyor, bittiğinde insanda böyle bir oyun gerçekten olsa, keşke, dedirtiyor. Fakat gerçekten böyle bir oyun olsa kim cesaret edebilir ki bilerek oyunu oynamaya?
Filmden birkaç bilmece ise şöyle, cevapları ise filmin içinde:
“ormandan çıkamazsın sen, zar beş ya da sekiz gelmeden.”
“dişleri var, keskin, hoşuna gider lezzetin, hızlı hareket etmelisin, kendi iyiliğin için.”

august rush (2007)

Kristen Sheridan’ın yönetmenliğini üstlendiği dram-müzik-romantizm kategorili August Rush, ay ışığı altında güzel bir kaçamaktan sonra birbirine aşık olan iki gencin hikayesiyle başlar. Yakışıklı genç gitarını konuşturan, güzel bayan ise tellerin yüzeyinde elinin hareketinden ses türeten şahıslardır. İkisinin de en büyük ortak noktası müziksiz yaşamayacakları gerçeğidir. Bu aşkları bazı olaylar sonucunda çok da uzun sürmeyecektir. Bir süre sonra geçirdiği trafik kazasıyla karnındaki bebeği kaybettiğini zanneden güzel bayan hayatına bir şekilde devam eder. İki birey de çocuklarından bir haberdir. Yıllar geçer ve bebek büyür. Müzik yeteneği görülmemiş derecede üstün biri haline gelen çocuk, sesleri istediği gibi bir ahenge sokarak müziğini ortaya koyar, rüzgarın sesiyle kıpırdayan buğday başaklarında müzikle beslenir. Ailesinin oralarda bir yerlerde olduğunu bilen çocuk, her gece anne ve babasının seslerini duymaya çalışır. Ebeveynlerini aramak için New York City’e gelir ve garip, terk edilmiş bir tiyatronun içerisinde yaşam hikayesi onunkine benzeyen çocuklar ve onların garip koruyucusuyla yaşamaya başlar. O ilk gecesinde eline aldığı gitarla kendi tarzını ortaya koyan çocuk artık bir kimliğe bürünmüş ve August Rush ismini almıştır. İlerleyen zamanlarda müziğini icra ederek ailesine ulaşacağını bilen çocuk emin adımlarla yolculuğuna başlar.
Başrollerinde Freddie Highmore, Keri Russell, Jonathan Rhys Meyers ve Robin Williams’ın yer aldığı August Rush, 2007 yapımı 114 dakikalık bir müzik serüveni.
Oscar’a adaylığı bulunan filmin 3 ayrı ödülü ve 9 farklı adaylığı da bulunuyor.
Film IMDb’den de ortalama 32bin kullanıcının oylarıyla 7.5 puana layık görülmüş. 
Filmin fragmanına ulaşmak için burayı IMDb sayfasına ulaşmak için ise şurayı tıklayabilirsiniz.

coşanlar

Sitedeki içeriklerin 18 yaş altı için uygun olmadığını düşünüyoruz. Film tanıtımları spoiler içerebilir. Alıntılarda link ile kaynak gösterilirse seviniriz. Tanrı da çok yakışıklı.