diğer taraf | alfred kubin

    Diğer Taraf, Alfred Kubin'in karanlık ve negatif atmosferli romanıdır. Yaşamı boyunca bir çok kitabın illüstrasyonlarını çizen Kubin, bu kitabın bazı sahnelerini de kendi çizimleriyle tarif etmişir. Kitabın ilk sayfalarında da, anlatılan olayların geçtiği, yine Kubin tarafından çizilmiş bir harita mevcuttur.

    Kitapta ki ana karakter bir ressamdır. Karısıyla beraber çocukluk arkadaşından, yıllar sonra bir elçi aracılığıyla, rüya ülkesi adıyla, orta asyanın kapalı ve çorak coğrafyasında kurduğu bir ülkeye davet edilir. Geniş duvarlarla çevrili bu ülkede, bilim ve ilerleme yasaktır. Bütün binalar tarihi eser sayılabilecek eskiliktedir. Bizzat başkarakterin çocukluk arkadaşı ve ülkenin efendisi, muazzam bir servete sahip olan Patera tarafından çeşitli ülkelerden seçilen evler, sökülüp, gemilerle uzun bir yol katettikten sonra burada birleştirilir. 




    Kitabın genel havası oldukça karamsar ve distopik görünmesine karşın, yine de kendine has renkli bir akışı bulunur. Doğaüstü ve sükut içinde bir gizemin peşinden bütün kitap boyunca koşarız. Olaylar, nesneler, kişiler, sıfatlar aslında tuhaf bir alegorik yapıyla birbirine bağlıdır. Kubin bunu elbette direk değil, dolaylı ve düşsel bir anlatımla bize sunar. Renkler, kokular, tüm cinsel ilişki sahneleri, eski binalar, para, ses, hastalıklar, hayvanlar, devleşme, kıyamet, coğrafyanın asıl yerlileri, amerikalı, saat kulesi ve kutsal kabul edilen üstü örtülü bazı şeylerle, kendimizi romanın içinde kaybederiz. 





    Benim ilgimi çeken bir çok konudan bir tanesi, sanki önce deforme edilip ardından yeniden yaratılmış gibi duran hristiyanlık motifleridir. Rüya Ülkesi'nde din konusunun hassaslığı, diğer her şeyden çok daha mühim dururken, ilk yıkılan temellerden birinin bu olması, kıyamete gidiş taşlarından özenle seçilen bu ilk adım, dönemin şartları ve toplum hakkında, sosyolojik bir şaka biçiminde kendini yeterince ele verir..




   Yazar tek romanı Diğer Taraf'ı sekiz haftada bitirmiştir. Daha önce ki çizimlerinin dışında Kubin, kendine çok yakın bulduğu asitle çizim tekniği, zaten grotesk ve karanlık olan imgesel çizim diline yeni bir bakış getirmiştir. Türkçeye Emrah İmre çevirisiyle altıkırkbeş tarafından kazandırılmıştır.

erken kaybedenler | emrah serbes

Bir zamanlar biz de çocuktuk, ölümün ne demek olduğunu evcil hayvanımız ya da çok sevdiğimiz bir yakınımız öldüğünde anlıyorduk. Bir de ölmeyen yaşlı babaannelerimiz/anneannelerimiz vardı, çok da zekiydik, paçalarımızdan zeka akıyordu.
Küçük yaşımızda büyük işlere kalkışıyor ve bu işlerin ucu hep aşka dokunuyordu. Acılarımız o küçük bedenimize birkaç beden büyük gelse de çocuktuk, söz verilince konuşmaya mahkum beklerdik, ilgi çekmek için ağlardık belki ama hep büyük olmak için uğraşırdık. Netice de biz büyüdüğümüzde dünyanın daha kolay yaşanılabilir bir yer olduğunu sanırdık.
Ağabeyimizin kız arkadaşına da aşık olurduk, sokağımızın delikanlısının kız kardeşine de. Kimi zaman dayak yerdik kimi zaman gerçekler vurulursa tokat gibi suratımıza. Bazen de kuvvetlenirdi aile ilişkileri, biz erkek olmanın ne demek olduğunu örnek aldığımız o ağabeylerden öğrenirdik.
Futbol bizim için vazgeçilmezdi. Mahalle aralarında yaptığımız maçlarda kan ter içinde kalırdık. Keşke bi’ sevdiğimiz kız olsaydı da terimizi silip içtiğimiz soğuk suyun çok zararlı olduğunu söyleseydi. Hava atardık, kimimiz gol atardı, kimimiz gol yerdi. Ayar vermeye çalıştığımız o kızlar gönlümüze girdiğinde halimiz duman olurdu.
Yaşadığımız ülkede devlet büyüklerini pek sevmezdik, bize göre halimizden hiç anlamıyorlardı. Korkaktık mesela ve bizim soyadımızın Korkmaz olmasına izin veriyorlardı. Saçmaydı bu işler. Elimize imkan verseler terörist bile olurduk.
Komşularımız vardı mesela, üst katta ne işler çevirdiklerin bir haber ortamlarına girerdik. Küçük olduğumuz için bizi severlerdi. Tatlıydık çünkü. Her işe burnumuzu sokar ortamı şenlendirirdik. Boyumuzdan büyük işlerdi bunlar. Yoksa üst komşumuz cidden terörist miydi, neydi?
Haliyle derslerimiz de çok iyi olmazdı. Tatil güzeldi ama yılın dokuz ayı okulda geçerdi. Çok bilmiş anne-babamız özel ders alırdı çalışkan olalım diye. İnadına özel dersi veren ablamız çok güzel olurdu. Zekiydik aslında dedik ya, öğrettiklerini başarsak bir daha onu nasıl görürdük.
Erkektik biz, kızlar çok güzeldi. Kendilerine aşık ediyorlardı bizi, çok sevsek de onları ne acı çektirdiler bizlere, affetmeyeceğiz onları. Onlar ne kadar iddia etseler de onları anlamadığımızı, onlar bizi hiç anlamazlardı.
Ve aradan yıllar ve bir sürü hayat geçtikten sonra büyüdük. Elimizde bir kitap tutuyoruz. Okudukça hüzünleniyor bir o kadar da gülüyoruz. Kendimizi buluyoruz her çevrilen sayfada. Adam ne yazmış be diyoruz.


sineklerin tanrısı | sir william gerald golding

Zor denilen zamanlarda her biri on üçünü henüz geçmemiş toplasan bir avuç çocuk, vurulan uçaklarının ıssız mı ıssız bir adaya düşmesiyle olduğundan daha da zor zamanlar geçirmeye başlar. Her ne kadar o çok da sevmedikleri büyükler bulundukları adada yok diye sevinseler de yaşayabilmek ve daha bir düzen içinde hayatlarını sürdürebilmeleri için büyüklerin becerebildiği gibi bir hayat tarzını benimsemeleri gerektiğinin farkına varırlar.
En başlarda demokratik olarak kendilerine yol gösterecek birini lider olarak seçerler, iş bölümü yapıp karınlarını da avlanarak doyururlar. Başlarını sokacak bir yer olsun diye barınak yaparlar, en sevdikleri iş olan oyun oynamayı da bolca görev edinirler.
Tabii bir süre sonra liderlik için hırs doğar, hırs beraberinde korkuyu getirir. Sorgulama yetisini kazanan çocuklar doğru ile yanlışı ayıt eder. Bir süre sonra da ortamda ne bir demokrasi ne de kurulu bir düzen kalır. Bir nevi kabile hayatına geçen çocuklar git gide vahşileşir.
William Golding’in distopik diyebileceğimiz yapısıyla modern çağın sağlıksız toplum anlayışını ustaca anlattığı kitabı iki sinema filmiyle de beyazperdede vücut bulmuş. Mina Urgan çevirisiyle kitap Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıkıyor.
Kütüphanenizin iyi bir yerinde bulunması gereken kitap, aynı zamanda ölmeden önce okunması gereken kitaplar arasında.

coşanlar

Sitedeki içeriklerin 18 yaş altı için uygun olmadığını düşünüyoruz. Film tanıtımları spoiler içerebilir. Alıntılarda link ile kaynak gösterilirse seviniriz. Tanrı da çok yakışıklı.