internet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
internet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1997 yılında yapılan sanal seks


Günümüzde sanal seks için gerekli olan bir akıllı telefon ve 3G bağlantısı malumunuz. Teknoloji geliştikçe işler daha da basite indirgenebiliyor. Aynı anda binlerce kişiye oranızı buranızı gösterebileceğiniz, gerçek hayatta da sizi beğenen kişiler ile birlikte olacağınız cam4.com gibi ücretsiz internet sitelerine üye olmak da kolay. İlerleyen günlerde daha neler göreceğiz bilemiyoruz ama 1997 yılında sanal seks nasıl oluyordu ya da oluyor muydu diye merak ediyorsanız cevabı aşağıdaki videoda.
K: i’m very horny and im looking for good cybersex are you interested?
B: yesssssssssss


paylaş:

ana somnia: rüyaları merak eder misiniz?


Hayal/düş dünyasının sınırlarını zorlayan bir internet uygulamasını tanıtmaktan mutluluk duyuyoruz. Ana Somnia, şayet izin verdiğiniz taktirde kameranızı çalıştırıyor ve ışığınızı kapattığınızda sizi rüya alemine götürüyor ta ki ışığı açana kadar.



paylaş:

where the fuck should i go to eat: karnım acıktı ulan!


Bir süre önce Hangi Sanatçıyla Hangi İçki İyiGider? Sorusuna çok güzel yanıtlar veren Drinkify adlı siteye göz atmıştık. Şimdi sırada bir başkası var.
Pek sinirli “nerede yemek yesem ki?” tavsiye sitesi Where the Fuck Should I Go to Eat izin verdiğiniz takdirde size yakın restoran/kafe/bar tavsiyesinde bulunup Google Map yardımıyla da adresinizden tavsiye edilen restoranın ikamet ettiği yere çizgi çizerek “Why Don’t You Fucking Go to X” diye soruyor?
Tavsiye edilen yerin çok “boktan” olduğunu düşünüyorsanız “No, That Place Looks Like Shit” seçeneği de bulunuyor. Tabii sizin derdiniz bir şeyler içmekse “Actually, I’m Fucking Thirsty” seçeneği tam size göre.
Denemenizi tavsiye ediyoruz.


paylaş:

we live in public (2009)

2010 yılında If Film Festival kapsamında ülkemizde gösterime giren bir belgesel. İnternet’in patlamaya başladığı 90ların başında en büyük internet öncülerinden Josh Harris’in yaşam hikayesini ve yaptığı garip deneyi konu edinir. Ta o zamanlarda insanların bir kutu içinde sıkışıp kalacağını gören Harris, yüzü aşkın sanatçıyla birlikte yerin altına inşa ettiği çok katlı otele sırf bir vakit ünlü olabilmek için kendi rızasıyla gelen insanları koyar ve bu kişiler otelin her yerine monte edilen kameralarla 24 saat kayıt altına alırlar. Tuvalette, banyoda, yatakta davranışları ve ne yaptıkları kare kare belleklere alınan kişiler ortamın verdiği rahatlıktan ve bilinçaltlarındaki “her şeyimiz meydanda” olgusuyla çıkmaza doğru yol alırlar. Proje tam da Harris’in tahmin ettiği gibi sonuçlanır. Emniyetin bir baskın düzenleyerek projenin son bulmasıyla bu kez Harris kendi hayatını izleyicilere açar. Evinin her köşesine yerleştirdiği kameralarla kendisinin ve kız arkadaşının yaşamını online olarak sanal ortamda paylaşır. Bir süre sonra tam da denek olarak kullandığı kişilere benzemeye başlayan Harris için son çok da uzakta olmayacaktır.
Ondi Timoner’in Sundance’te jüri büyük ödülüne layık görüldüğü bu belgesel, zamanımızın çoğunu facebook, twitter gibi sanal âlemde harcadığımız bizleri ve teknolojinin nereye doğru gittiğini suratımıza tokat gibi çarpan bir yapım.
Sanal ortamda aslında nasıl da herkesin her şeyi meydanda yaşadığı günümüzde, bu eğilimin nelere mal olabileceği çarpıcı bir şekilde sorgulanıyor.
90 dakika uzunluğundaki belgesel bir nevi kendi hayatımızdan kesitler sunarken, aynanın karşısına geçip kendimizi izliyor havası yaşatıyor.
Filmin IMDb puanı 7.2/10 ve metascore’u 69/100.

paylaş: