kısa kısa #8


-Yazar Chuck Palahniuk, 1996’da yazdığı ve fenomene dönüşen romanı 'Fight Club'ın devamını yazacağını hayranlarına duyurdu.
ABD’de düzenlenen çizgi roman fuarına katılan Palahniuk, kitabın çizgi roman serisi olarak yayınlanacağını açıkladı. Ünlü yazar, kitabın 10 yıl sonrasını anlatacağını ifade etti. Palahniuk, “Hikayeyi tekrar ortaya çıkmaya hazırlanan Tyler anlatacak. Marla ise evlilik hayatından sıkılmış durumda. Çiftin çocuklaklarının kaçırılmasıyla olaylar başlayacak” dedi.
Los Angeles Times’ın haberine göre, son olarak 'Beautiful You' adlı kitabını yayınlayan Palahniuk, yeni 'Fight Club'ın 2015’te satışa çıkacağını belirtti.

-Dünya edebiyatının saygın ödüllerinden Man Booker'ın bu yılki adayları açıklandı.
İngiltere, Zimbabve, Yeni Zelanda, Kanada, Avustralya, Malezya ve İrlanda'dan 13 aday ve eseri, 10 Eylül'de ikinci bir değerlendirmeye tabi tutulacak ve kalan adayların "en iyisi" 15 Ekim'de açıklanacak.

-J. K. Rowling‘in Robert Galbraith takma adıyla yazdığı polisiye romanı, bir numaraya yükseldi.

-Google yaptığı açıklama ile Hollanda pazarında e-kitap satışlarına başladığını açıkladı. Google Play Store üzerinden satışı yapılacak e-kitaplarının işlevselliğinin önümüzdeki günlerde artırılacağı aktarıldı.

-Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk'un yeni kitabının 2014 yılının ilk aylarında okuyucuyla buluşması planlanıyor.
Yapı Kredi Yayınları'ndan yapılan açıklamada, Türk edebiyatına önemli baş yapıtlar kazandıran, 2006 yılında Nobel Edebiyat Ödülü alan Orhan Pamuk'ın yeni kitabının gelecek yıl çıkacağı bildirildi.

-Canlı yayında kimsesiz bebek dağıttılar.
Pakistan'da bir televizyon programı, Ramazan'da yaşanan reyting savaşlarını kazanmak için kimsesiz bebek dağıtmaya başladı.

ölüm pornosu ve yumuşak makine davalarından sonuç: yine saçmalamışlar!


“Şu halde biz de bu işi yapmaya devam edeceğimiz için kendimizi ihbar ediyoruz. Chuck Palahniuk'un son kitabını mahkemeniz vasıtasıyla Muzır Kurul’a gönderiyoruz” denmiş olması bile bu ülkede sanata/edebiyata değer verenlerin ve saçma sapan bir kurul yüzünden yılmayacakların olduğunu gösteriyor. Bu kaçıncı dava artık saymayı bıraktık, yargılanan diğerleri gibi hem Yumuşak Makine hem de Ölüm Pornosu’nun davaları bugün yine saçma bir kararla sonuçlanmış. SabitFikir’in haberi ise şöyle:

Bugün görülen duruşmalarda yargılanan kitapların bilirkişi raporuna göre edebi birer eser olduğu nihayet kanun önünde de kanıtlanmış olsa da, dava yine de sonuçsuz kaldı. Dün gece onaylanan 3. Yargı Paketi doğrultusunda sanıklar  hakkında basın yoluyla müstehcenlik suçundan açılan kovuşturmanın ertelenmesine karar verildi. Karara göre sanıklar üç yıl içinde benzer bir suçtan yeniden yargılanırsa, dava dosyaları tekrar açılacak.

Başbakanlık Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulunun verdiği rapora dayandırılarak William Burroughs'un yazdığı, Süha Sertabiboğlu tarafından dilimize çevrilen ve Sel Yayıncılık tarafından yayımlanan Yumuşak Makine adlı kitabın yedinci duruşması ve Chuck Palahniuk'un yazdığı ve Funda Uncu'nun Türkçeye çevirdiği, Ayrıntı Yayınları tarafından basılan Ölüm Pornosu isimli kitabın beşinci duruşması, 5 Temmuz 2012 tarihinde saat 09.30'da Çağlayan Adliyesi 2. Asliye Ceza Mahkemesi duruşma salonunda arka arkaya görüldü. Duruşmalar Uluslararası PEN Hapisteki Yazarlar Komitesi Direktörü Sara Whyatt, Evrensel Gazetesi, Cumhuriyet Gazetesi, Hayat TV ve 6:45 Yayınları tarafından izlendi.

Önceki duruşmalarda beklenen bilirkişi raporlarının hazır olduğu bildirildi. Bilirkişi raporuna göre Yumuşak Makine’nin edebi bir eser olduğu nihayet kanun önünde de kanıtlanmış olsa da, dava yine de sonuçsuz kaldı.

Bilirkişi raporunda belirtildiği üzere; “Sonuç olarak Burroughs’un Yumuşak Makine adlı romanı bir edebiyat eseridir. Ünü Amerika’nın sınırlarını aşan yazarın okurun cinsel dürtülerini harekete geçirmek yerine toplumsal eleştiride bulunduğu, cinsellik öğesi ile edebiyat dünyasında büyük yankı uyandıran yenilikçi anlatım tekniği de bu amaca hizmet etmektedir.”

Bilirkişi raporuna katılan sanıkların derhal beraatı talep edildi ancak dün gece onaylanan 3. Yargı Paketi doğrultusunda 5 Temmuz 2012 tarihinde, yani bugün yürürlüğe giren 6352 sayılı yasanın Geçici 1/1-b. maddesi uyarınca sanıklar hakkında basın yoluyla müstehcenlik suçundan açılan kovuşturmanın ertelenmesine karar verildi. Bu maddeye göre hakkında
kovuşturmanın ertelenme kararı verilen sanıkların erteleme kararı verildiği tarihten itibaren üç yıl içinde basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemiyle işlenen yeni bir suç işlememesi halinde, sanık hakkındaki dava 6352 sayılı yasanın Geçici 1/2. maddesi uyarınca düşürülecek; bu süre zarfında yeni bir suç işlenmesi ve bu suçtan dolayı
kesinleşmiş hükümle cezaya mahkûm olunması halindeyse Yumuşak Makine davası tekrar açılacak ve kovuşturmaya devam edilecek.

Sonuç olarak olumlu gelen bilirkişi raporlarına rağmen beraat yerine erteleme kararı verildi. Hâkimin “Dava bir hafta önce olsaydı ya da bilirkişi raporları bu kadar geç gelmeseydi beraat kararı çıkacaktı,” açıklamasının üzerine söz alan avukatlar dava dosyasının hukuka göre ve gelen raporlar doğrultusunda derhal beraat kararı verilebilir durumda olduğunu, yasanın
hukukun önüne geçmemesi gerektiğini, hukuka göre bu davadaki kovuşturma sürecinin sonuna gelindiğini ve beraat kararı verilebileceğini açıkladılar. Ancak hâkim bu davada beraat kararı verirse elindeki diğer dosyalara da beraat kararı vermesi gerektiğini, beraat edeceklere beraat, suçlu bulunacaklara erteleme kararı veriyor gibi olacağını ve yasaya göre hareket etmek zorunda olduğunu bildirdi.

İrfan Sancı söz alarak, “Bu yasa ileriye değil geriye doğru atılmış bir adımdır. Bu bir af yasası değil tehdit yasasıdır. ‘Üç yıl içinde aynı suçu işlemeyin, aynı suçtan yargılanmayın’ demektir. Ortada bir suç bile yokken ve beraat edecekken verilen bu karar bizleri yıldırmak için. Ancak biz elbette 3 yıl içinde aynı ‘suçu’ işleyeceğiz, bizim işimiz bu. Elbette bu tür kitapları yayımlamaya devam edeceğiz,” dedi.

Yumuşak Makine davasının ardından görülen Ölüm Pornosu davasında da aynı karar uygulandı. Karar üzerine söz alan yayıncı Hasan Basri Çıplak, “Bilirkişi raporları bizim şimdiye kadar söylediklerimizin kanıtıdır ama siz yeni onaylanan bu yasayı bizim lehimize değil aleyhimize kullandınız, beraat edecek durumdayken bile dava kapanmıyor,” diyerek hâkime Chuck Palahniuk'un Ayrıntı Yayınları tarafından yayımlanan son kitabını verdi ve “Şu halde biz de bu işi yapmaya devam edeceğimiz için kendimizi ihbar ediyoruz. Chuck Palahniuk'un son kitabını mahkemeniz vasıtasıyla Muzır Kurul’a gönderiyoruz,” dedi.

Nihayetinde Yumuşak Makine ve Ölüm Pornosu davaları şimdilik son buldu bulmasına ama beraat kararı çıkmadı ve sanıklar üç yıl içinde benzer bir suçtan yargılandığı takdirde dava dosyaları tekrar açılacak.

chuck palahniuk ile bir söyleşi



Chuck Palahniuk bir ''rock star'' değil, ama olabilir de. "Dövüş Kulübü" ve "Invisible Monsters"ın (Görünmez Canavarlar) yazarı Palahniuk konser salonlarında ''okuma günleri'' düzenliyor, seyircilerine şişme erotik bebekler atmakla tanınıyor ve hayranları ismini kollarına yazdırıyor.

Yazarın resmi web sitesi kendilerini açıkça "the Cult" diye adlandıran 47.000'in üstünde çılgın hayranıyla dolu. Onlar tanıtım tişörtleri ile müzik piyasasını canlandırıyor, konser biletleri satıyorlar.

Son kitabı "Pygmy" (Pigme) öğrenci değişim programıyla Orta Amerika'ya gelmiş ergen bir öğrencinin/gizli ajanın terör planlarını konu ediniyor.
Palahniuk yeni romanı ile ilgili TIME dergisine konuştu ve tüm Alman ulusuna yanlışlıkla nasıl hakarette bulunduğunu ve "the Cult " için gerçekte neler düşündüğünü anlattı.

Bu kitapla ilgili fikir nasıl oluştu?

"Fight Club" filmi yayınlanmaya başladığında, tam zamanlı yazabilmek için işimi bıraktım. Beni yataktan erken kaldıracak bir şeye ihtiyacım vardı. Ve gönüllü evsizlere ''çorba yapmaya'' başladım.

Kimse kim olduğumu ve niye orada olduğumu bilmiyordu. İnsanlar benle ilgili hikaye üretmeye başladılar. Kimilerine göre tescilli bir seks suçlusuydum, hapisten yeni çıkmıştım ve kamu hizmetiyle cezalandırılmıştım. Kimilerine göre ise bir katildim… bir kundakçı. Bütün bu dehşetengiz düşünceler bana yöneltilmişti çünkü kimse bu adamın neden her sabah 5 te gelip ekmek kızarttığını bilmiyordu.

Ve sen bozmadan devam ettin…''katil değilim'' demedin öyle mi?

Demedim. Onların hikayesi gerçekten daha iyiydi. Öylece devam ettim.

Nasıl Pygmy'e dönüştü hikaye?

Neşeli ve karşılaştığınızda güçlük çekmeden açıklayamayacağınız bir karakter oluşturma fikri hoşuma gitti. Bu, Pygny'yle tanışan herkesin en kötü önyargıyla, kendini beğenmişlikle ve bağnazlıkla yüzleşmelerini sağlıyor. Kimse onun hangi ırktan olduğunu bile bilmiyor. Gerçek ismi "Pygmy" bile değil.

Kitaptaki karakterler, Amerika'nın dünyadaki ya en iyi ülke ya da en kötüsü olduğunu düşünüyor. Aslında kitap politikayla iç içe.

Bana göre bu, politik bir kitaptan ziyade bir olgunluk romanı. Halkının en iyi halk olduğunu düşündüğün o 10-11 yaşlarını hatırlar mısın? O yaşlarda onlar her şeyi bilirdi ve onların dediği doğruydu. VE sen büyüdün; bu berbat döneme ulaştığında onların birden şeytan, zorba ve hiçbir şey bilmeyen alıklar olduğunu gördün.

Pygmy'yi konuk eden aile, Amerika'yı her şeyin mükemmel olduğu bir yer olarak tanıtır oysa Pygmy Amerika'yı bir zorba ve şeytansı bir aptal olarak görecek şekilde eğitilmiştir. Sonuçta her iki aşamanın ötesinde ailenin mükemmel olmadığını ama seni sevdiğini ve sana en iyisini vermeye çalıştığını kabullenirsin. Pygmy, bu insanları sevgi dolu ama çoğu şeyden ''bir haber insanlar'' olarak tanımladı.

Pygmy çok özel ve kırık bir şiveyle yazıldı. Kitabı okuduktan sonra kendimi o şiveyle düşünmekten alıkoyamadım. Nasıl bir şeydi bu şekilde yazmak?

Gerçekten de tahripkardı. Düzyazı yerine şiir yazmak gibiydi. Kasten yanlış yapıyordum ve birçok nedenim vardı. Örneğin; önek kullanmadım… unhappy, unconscious gibi. Onun yerine "no happy, no conscious" şeklinde yazdım. Benim de no conscious dediğim çok oldu. Bu dili içselleştiriyorsunuz ve düşünce şekliniz kafanızda ve bilincinizde korunuyor. Bu WalMart, megakilise gibi gündelik ve taze şeylerde daha sıradan düşünmemi kolaylaştırdı.

Tanrının insanları cezalandırmak için onların günah işlemelerine ihtiyacı olduğuyla ilgili birçok bölüm var kitapta. İlginç bir yaklaşım. Biraz bahseder misiniz?

Alman ulusal radyosuna berbat bir röportaj vermiştim. Bir yerinde ''Sieht so aus als haettest du all dein Deutsch vergessen'' demek istedim ''Sanırım Almancayı unutmuşumdur'' anlamında. Sadece tek bir fiili yanlış kullanmıştım. Vergessen yerine Vergast. Programdan çıktığımda yayıncılar bana çok kızgındı. Vergast, "insanları ölüme sürüklemek" fiilinin geçmiş zaman haliydi. Almanca sözcüğünü de yanlış telaffuz etmiş "r" harfini eklemiştim. Anlamı Almanca yerine Alman halkına dönüşmüştü ve ben "Almanları ölüme yönlendirdiğim için üzgünüm" demiştim. Çok utanmıştım.

Ne oldu… hiç tepki aldınız mı?

Hayır. Sıvıştım, trene binip oradan uzaklaştım; kendimi çok kötü hissediyordum. Binlerce kişiyi aşağılamıştım. Bunları nasıl söyleyebildim? Bizim ayıbımız olan bu korkunç yanlışların, Tanrı'nın canımızı alırken keyiflenmesine vesile olduğunu düşünmeye başladım. Kim bilir belki de bu günahlarımız Tanrıya bize sonunda kanser hastalığını verirken üzülmemesi için bir tür teselli oluyordur.

Çok sıkı bir hayran kitleniz var.''Cult''larla ilişkiniz nasıl?

Yaklaşık 10 yıl önce, 3 kişi New York'taki ''okuma etkinliğine'' geldi ve resmi hayran sitemi kurmak istediklerini söyledi. "Hiçbir şeyi düşünmenize gerek yok biz halledeceğiz" dediler. Bir çeşit tevekkülle ''Tamam, yapın'' dedim. O günden beri site çok büyüdü. Yazılanlara, eleştiri ve tavsiyelerimle katkı sağlıyorum. Her ay bana 6 veya 8 hikaye gönderiyorlar ve ben de görüşlerimi belirtip geri yolluyorum.

Sizin ''kitap okuma''larınız normal okumalara benzemiyor. Daha çok konser gibi, kutlama günleri gibi. Bütün bu çılgın şeyleri neden yapıyorsunuz?

7 yıl kadar önce, okumaların sıkıcı geçtiğini fark ettim. Oraya çıkıp etkinlik boyunca uyurgezer gibi kitabımdan pasajlar okuyordum. Daha çarpıcı bir şeyler yapmalıydım. Hoplamak, zıplamak istiyordum; böylece etkinlik daha heyecanlı olabilecekti. Her seferinde farklı bir yol buldum eğlenmek için. Kaldığım otelin oda numarasını veya uçağımın koltuk no'sunu hatırlamam ama her organizasyonum aklımdadır.

Plastik vücut parçalarını insanların üstüne attığınızı duydum…

İnsanlar benden vücutlarına imza atmamı istiyorlardı. Ve ben bir sonraki etkinlikte herkesin imzamı dövme yaptırdığını görüyordum. Ve insanların vücutlarına imza atmamaya karar verdim. Artık onlara kol ve bacak verecek ve istediklerinde bu kol ve bacakları imzalayacaktım.Bir iki yıl boyunca insanların üzerlerine kol-bacak fırlattım ve sonra yüzlerce ucuz erotik bebekler atmaya başladım. Bir yarışma düzenliyorduk ve kim daha hızlı bebek şişirirse kitap kazanıyordu.

Bu seferki etkinlikte ne yapıyorsunuz?

Penguen.

Gerçekten mi?

Bütün kışı şişirerek, imzalayarak ve tarih atarak geçirdiğim 200 şişme penguen. Her organizasyona 250 penguen gönderdim. Çeşitli yarışmalar düzenledik. İnsanları eğlendirmektenhoşlanıyorum. Daha çok duygu ve kaos eklemek iyi oluyor.

Çeviren: Artun Kendirli
(edebiyathaber.net aracılığı ile)
Yazan: tunalızade gürkan efendi

coşanlar

Sitedeki içeriklerin 18 yaş altı için uygun olmadığını düşünüyoruz. Film tanıtımları spoiler içerebilir. Alıntılarda link ile kaynak gösterilirse seviniriz. Tanrı da çok yakışıklı.