bir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

delirmenin ilk üç şartı • bir


kuma ayaklarını batırıyor.  ince bir rüzgar. her zaman esenlerden. kış hiç gelmeyecek sanki. o gri şehirden çok uzaklardayım. arkamdaki bankta sabah yürüyüşünden sıkılıp oturan orta yaşlı bir adam var. her sabah gördüğüm adam.  sanki sabahları yürümesi zorunluymuş gibi her sabah gördüğüm adam. beni görmüyor. sanki beni görmemesi gerekliymiş gibi. sabah uykusundan fedakarlık edip denize bakarak oturmak mı istiyor. önüme dönüyorum. uzun saçlı genç kız. saçlarını savuruyor. isteksizce uzanıyor kuma. ayakları hala kumun içinde ve terlikleri bir köşede. biraz zaman geçtikten sonra bir çocuk geliyor. elinde kitabı. kıvrımsız bedeniyle 6 yaşındaki bir çocuğun çizdiği ilk mükemmel resmi hatırlatıyor bana. kıvrımsız bedeniyle adeta dans ediyor yürürken. çakıllar ayağına batıyor. aldırış etmiyor. aldırış etmemesi normal. çünkü o çocuk yıllardır çakılların üzerinde dans ediyor. ona garip garip bakıyoruz. üçümüz. çocuğa baktıkça canım sıkılıyor. ya da kendimi böyle kandırıyorum. ayağa kalktıktan bir- iki dakika sonra etrafımı köpekler sarıyor. hareket etmeden duruyorum. havlıyorlar. sinir oluyorlar. ama saldırmıyorlar. çünkü onlar sabırlı. ben durunca dünya'nın durduğunu sanıyorlar. ya da ben kendimi öyle kandırıyorum . ben durunca dünya durdu sanıp beni kontrol eden aptal köpekler. patileri ile bana dokunuyorlar. sonra havlıyorlar. bir gülme tutuyor. köpekler seviniyor. dünya durmadı sonuçta. dünyaları durmadı. başka sokaklara giriyorlar. havlanacak çok yabancı var çünkü.

babam deliydi. çok fazla yaşamaz dediler. ben duydum. babamda duymuş olmalıydı. çünkü o da öyle yaptı. bir pazar sabahı güneş doğmadan sıktı kafasına. o gün bulutluydu. ama yinede perdesi çekilmişti babamın odasının. beni almadılar odanın içerisine. sokağa indim. çocuklar üzgündü. en azından artık top oynadıkları zaman camdan gol diye bağıran bir deli eksilmişti sokaktan. ama devam ettiler onlar oyunlarına iki eksikle. ben izlemedim onları. babamda izlememiş olmalı. o gün bakkal ekmek ve sigara satmaya devam etti. bakkal dükkanı biraz geç açmıştı ama olsun. sonuçta açmıştı. her şey olması gerektiği gibi devam etti. kahvedeki adamlar girdiler çıktılar. bizim sokaktan üç-beş otomobil geçti. akşam işten dönenler oldu. vardiyası uzayanlar ve geç çıkanlarda geldi eve. ama ben öyle sanmamıştım. hayat en azından bir günlüğüne durmalıydı bana göre. dünya durur sanmıştım... delirmenin ilk şartı da buydu zaten. o gün anlamamıştım :  sanmak !
paylaş: