ateş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ateş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Önce Üşür Sonra da Cayır Cayır Yanarım





Üşüyorum
Bin bir ihtimaller yaratıyorum. Paranoyaya bağlamışım kendimi. Paris'i görmesem de, Paris’in arka sokaklarının birindeki ucuz bir dükkanda, pembe balerin elbisesi alan, küçük bir kız görüyorum.
Bin bir ihtimaller yaratıyorum. Göz yaşına bağlanıyorum. Ağlayamasam da sürekli ağlayacak gibi tetikte bekliyorum.
Girdapları hissediyorum. Etrafımda oluşan hortumun içine katıp kendimi, mutlu mesut çığlıklarla hortumun dibinde dağılan beynimin parçacıklarını birleştirmeye çalışıyorum.
Uyuyamadım yine dün gece. ”Gerçekten” korkuyorum artık. Dönüp duruyorum yatakta. Yastığa sarılıyorum olmuyor, battaniyeye dolanıyorum olmuyor... Olmuyor, uyuyamıyorum. Uyanıyorum sonra aniden, hıh diye. Kalkıyorum saate bakıyorum. Sabahın altısı... Koridorun ışığını yakıyorum, odanın kapısını açıyorum, ışığın korkakça içeri girişini izliyorum. Tekrar yatağa giriyorum.
İki saat daha uyumak için dolanıyorum battaniyeye. Ardından bilinçsizce kurtulmaya çalışıyorum battaniyeden. Soyunuyorum, duvardan rotluyorum gerçeği ve hınçla tekmeliyorum kendimi. Avuç içimi parçalıyorum duvarı tokatlarken. Uyku bir anda büyük bir savaş oluyor, yekten evdeki eşyalarla karşı siper alıyorum. Yataktan kalkıp boşluğa, ardından tekrar yatağa düşüyorum. Battaniye üstüme saldırıyor.

Terliyorum...
Uyanmaya çalışıyorum, uyanmak için her şeyi yapıyorum. Battaniyeyi tekmeliyorum, kalkıp yan odaya geçiyorum, mutfağa gidip su içiyorum. Tekrar koridorun ışığını yakıyorum. Tuvalete gidip işiyorum. Her şey bitti derken  tekrar üstüme atlıyor battaniye.
Kitaplık, gardırop, komedi ve masa yatağın etrafını kuşatıyor. Kaçmaya çalışıyorum. Battaniyeyi üstümden atıyorum. Yataktan kalkıp  kurtuldum derken sandalye çıkıyor karşıma. Çelmeyi takıp salıyor beni boşluğa. Battaniye atlıyor üstüme. Kitaplık, gardırop, komedi, masa ve sandalye tabut çivisi gibi sağlamca yer ediniyorlar yatağın etrafında.
Korkuyorum, çığlıklar yankılanıyor...
Yatağın içinde bağırmaya başlıyorum.
-Hey!
-Anne!
-Yardım edin!
Olmuyor, kimse duymuyor beni, ardından bir gölge beliriyor. Uyku...
Yanıyorum...
Gölgeye yalvarıyorum.
-Kurtar beni!
Siklemiyor, karşıma geçip seyretmeye devam ediyor. Tekrar duvarı tekmeliyorum, avuç içimi patlatıyorum; ama nafile ızdırab yemin etmiş bu gece...
Gölge yok oluyor. Önce kitaplık yanıyor sonra gardırop... Ardından masa, sandalye ve komedi... Yatak, beni yakıyor kendisiyle. Önce yatağın dışı düzgünce yanıyor, sonra battaniye... Battaniye yanarken öldüm diyorum, pes ediyorum. Duvarı tekmelemiyorum, avuç içimi parçalamıyorum. Ayak parmaklarım, ayaklarım, bacaklarım, taşaklarım, sikim, göbeğim, göğüslerim, omuzlarım, boynum sırayla domino taşı gibi birbirini tetikliyor yanarken. Ateş yüzüme vardığında tekrar kocaman bir hıhhla uyanıyorum. Battaniyeyi atıyorum üstümden. Mutfağa gidiyorum, su içiyorum, gerçekten koridorun ışığını açıyorum. Odamın kapısını açık bırakıyorum. Yatağa giriyorum tekrar. Saate bakıyorum sabahın yedisi... Uykuya dalmışım uyanıyorum tekrar sabahın sekizi...
Üşüyorum...

Korkuyorum...
Uyanıyorum, sürünerek çıkıyorum yataktan. Giyinip dışarı atıyorum kendimi.
paylaş: