karanlığın gülü
koynunda beslediğin ırmaklarda büyüdüm
türkülerde, çayırlarda, gök koynunda büyüdüm
barbar ve ıslıklanmaz bir bakışın vardı
bakır patikalardan, yıldız geçitlerinden
ona yürüdüm

bir çöl hikayesi bu, menevişli kuşum
yılanlar, kertenkeleler, termitler ve gece
sallanarak dinlenirler kelimelerde
ateşe ve
atan müziğe karşı bundan susuşum

balıklar parmaklarımı sever -sende çocuk
rasyonel sayılarda ve rasyonel düğünlerde
bu davulun gerginliğini alan rüzgar
müneccim doğurur her kalın titreyişte
parmaklar balıklar ve çocuklar
parmaklar balıklar ve çocuk


bileklerimi dayadığım dağlar,
imkansız uçurumlar, ufukların eklemi çürüdü
geriye kalan neydi bu içimi saran boşluk
acı bir göz atış, kararış, doluş, titreyiş
denize imtinalı ağlayış
yani yağmur hamalı bulut anne oluştan gayrı

hiçliğe övgü.

ben üç yorgunu sevdim bu yaşamda
üçüde mümtaz giz
zaman, iki yandan tutuşan
alevli çemberse eğer
ben külün anısını ve
suyun derinliğini istiyorum
çünkü araf
çöl değildir
o, yalnızlığın ummanı
benim nişanlım, sesimin kendisidir.

yaralı bir zarf buldum yerde, içi boştu,
ileride bir adam, kaldırımda oturmuştu,
ikindi birazdan dolmuş, dükkanlar boş, sokaklar loştu,
uzakta bir anne bağırdı, bir çocuk koştu,
adam ağladı, kalkamadı, çok yorulmuştu,
mektup uzaktan olmalı, yoksa elinde mi solmuştu,
bir sigara uzattım, geri çekildi, korkmuştu,
hemen alıştı, sigarayı aldı, dudağına alev konmuştu,
sayfa, bir cümle dışında bomboştu,
"gidiyorum, bizimkisi yol değil, bir yokuştu."

coşanlar

Sitedeki içeriklerin 18 yaş altı için uygun olmadığını düşünüyoruz. Film tanıtımları spoiler içerebilir. Alıntılarda link ile kaynak gösterilirse seviniriz. Tanrı da çok yakışıklı.