Pablo'nun selamı
Yazan: Aziz Lou


çift gövdeli bir çitlembik ağacının kalbinden gidiliyor taşa oyulmuş merdivenleri takip ederek belki eski bir ejderhanın inine. hazinesi aranmış belli ki taşla kaplı kuyulardan.

şu paranoyalardan kurtulsam her şey oluverecekmiş gibi ama onlarsız sanki hiçbir şeyin anlamı mı kalmıyor bu arada ne. köyün üzerine tünemiş bir baykuş gibi yükselen tepeden, ahalisindeki iç içe bölünmüşlüğü, dedikoduyu, sanki zoraki yardımlaşmalarını, koca evren için belki de minicik çıkarımlarının altında yatan korkularını gördükçe ister istemez hissizleşiyor ve tekrar tekrar garip bir umutsuzluğa kapılıyorum. uçsuz bucaksız bir evren dans ediyor önümde, bense göndireği paslanmış, çatısı çam iğneleriyle, camları örümcek ağlarıyla kaplanmış bir ilkokul gibi terk edilmiş hissediyorum.
hata bende olacak ki diyorum boynunu az ilerisinde duran ikizlere doğru hafif yana eğmiş heybetli göbeğiyle sarımsaklı dağı pastel boyalar gibi akıp dans ederken, koca evrenin benimle iletişime geçmesine ket koyar gibi bir güvensizlik içinde uzanıyorum keçi pisliklerinin ve yaprak bitlerinin, karıncaların ve hatta kırkayakların, çiyanların üzerine. ısırıyorlar küçük ve kırmızı kırmızı fakat diğer yanda gökyüzünden ve ovalardan ve ormanların uçlarından süzülüp geliyor üstüme büsbütün ışıkları bir şenliğin. tam zamanında bir kırlangıç uçup geçiyor tepemden. bu beynimin bana oynadığı bir oyun mu yoksa gerçekten benimle iletişime geçmeye çalışan başka bir ben veya benden öte, beni de kapsayan ve uzun uzadıya bir çok yönden tarifi yapılabilecek kapılarda mıyım? belkide ben de dans ederek karşılık vermeliyim, kollarım ve bacaklarımdaki kızarıklara rağmen karşıki tepelerin ve ağaçların kafa sallayışlarına. şimdi diyorum uyanma zamanıdır. şu uğuldayan rüzgara açıp kanatlarını süzülmek zamanı ovacığın üstüne.

coşanlar

Sitedeki içeriklerin 18 yaş altı için uygun olmadığını düşünüyoruz. Film tanıtımları spoiler içerebilir. Alıntılarda link ile kaynak gösterilirse seviniriz. Tanrı da çok yakışıklı.