Bir Pazar Pornografisi #4
Yazan: Stalingrad Çorapçısı




   yirmilerinin başında ki bu sıkıcı genç, annesiyle yalnız yaşadığı tek katlı, kırık beyaz renkli boyasıyla, evin soğan kokan boş mutfağının aklında ki canlı resmiyle, akşam saatlerine doğru, güneşin bile toparlanıp gitmeye başladığı bu pazar alanını turluyordu. kendisi gibi köşede kapabileceği sebzelerin değerini bilen yaşlı kadınlar ve adamlarla beraber, bir kaç tezgahtar, sigara içen bir çırak, mahallede ki maçtan evine giden çocuklar vardı. 

   birden köşede ki güzel biberlere gözü değdi. çevresine bir bakış attı. sert adımlarla yürüdü. elini en yakında ki parlak bir zar gibi sarılmış sert kabuklu biberin yüzeyine attığında, yanından uzanan daha yaşlıca bir el eline değdi. başını kaldırıp baktığında, nefes nefese ve üç günlük sakalıyla, esmer kalın tenli bir yüz gördü. elli beş yaşlarında ki bu adamın gözlerinde, bir akşam pazarının karanlık dokusuna dahil oluşundan fazlası vardı. ince ve kemikli beyaz elleri, onun ellerinin yanında birer plastik vazo gibi duru ve saydam kalıyordu. ışık aralarında ağırlaştı ve dondu.

   ikisi de birbirlerine yer açıyormuş gibi yaptı. bu yaşlarda bir adamın, böylesi bir yarı kararsızlığı, yalnız oluşuyla ilgili olabilirdi. centilmenlik artık, bir ingiliz porno filminde kadının masaya uzanmadan söylediği bir kelimeydi.  adam, kendisinden çokça küçük bu yeni terlemiş bıyıkları ve sakalsız yüzünde naifliğiyle, gence karşı içinde tarifi zor bir sıcaklık hissetti. çocuğun gözlerinde, bakıştıkları bir saniye de aynı sıcaklığı gördüğünü zannetti. tekrar parladı şimdi, kaşlarının altına pusmuş, kendisini izleyen gözler. ellerini yumuşak yanaklarına götürmek istedi. direnmezdi. bileklerini sıkarak boynunun kokusunu içine çekmek istedi. bunu duymuş gibi dolu gözlerle köşeden incecik bakan genç, biraz eğildi, göğsü açıldı. bu sertliğe karşı koymak istemiyordu. içinde eriyip giden kar taneleri vardı. bunun bitmesini istemiyordu. adamın ellerini beyaz omuzlarında görmek, sırtına karnının sıcaklığını bastırmak, kasıklarını hissetmek istedi. uzun yıllar bu duygulardan habersiz oluşuyla geçti. umrunda değildi. inkar etmek istemiyordu. zaten artık yalnız da sayılmazdı. sayılır mıydı?

   biberler bitmişti. ikisi de çöktükleri kaldırım köşesinden etrafı kesiyorlardı. bu karanlık ve sert vücudun içinde kıskıvrak oynayan ateşler vardı. genç ise bu yabancı hislerin doyumuyla iyice sersemliyor, şakaklarına ateş çöküyordu. ensesinde hissettiği nefes bir rüya mıydı. 

   o köşe de durmanın artık anlamsız olduğu bir zamanda, ikisi de yavaşça kalktılar. adamın gerilen dizlerinin çıtırdayışını duydu genç. sanki kendi rahatlamıştı. dizinin oralarda bir yer seyirdi kasıklarına doğru. yarım yamalak bir bakışla, ince dudaklı ağzı aralandı;

-iyi akşamlar dayı. -eyi akşamlar yeğenim.


{ 1 YORUM yapılmış sen de yap }

  1. "yirmilerinin başındaki bu sıkıcı genç". Baştan hatalı.

    YanıtlaSil

coşanlar

Sitedeki içeriklerin 18 yaş altı için uygun olmadığını düşünüyoruz. Film tanıtımları spoiler içerebilir. Alıntılarda link ile kaynak gösterilirse seviniriz. Tanrı da çok yakışıklı.