Karanlık

Gülüşünü resmedebilir miyim? Bakışlarını anlatabilir miyim? Karanlığı betimleyebilir miyim?
Var oluşumuzdu karanlık. Doğduk ve ışıkla tanıştık. İnsanlar gördük yüzlerini anımsadık. Sesler duyduk, ton ton ayırdık her birini. Binalar inşa ettik. Notalar yazdık. Göremediğimiz fakat hissettiğimiz şeyleri anlatma çalıştık. Resimler yaptık. Yanlızlığımızı, aşkımızı, hüznümüzü anlatmak istedik. Işık her şeyimizdi. O olmadan ne yazabiliyor, ne resmedebiliyor, ne de inşa edebiliyorduk. Göremediklerimizden, bilmediklerimizden korktuk. Ve bilmediklerimiz karanlıktaydı. Korktuk karanlıktan. Anlatamadığımız karanlığın gücünden, bilinmezliğinden ve gerçekliğinden korktuk. Varlığının kaçınılmazlığı öylesine güçlüydü ki öfkelendik, düşman bildik. Oysa her gece onunla seviştik, uyuduk. Başkalarının yanında yapamadıklarımızı karanlıkta yaptık. Ağladık gözlerimizi kapattık. Güldük yeniden ışıkla barıştık. Sırnaşık bir ilişkiydi zaten..
Evrenin başlangıcı karanlık olduğu gibi her insanın doğumu da karanlıkla başladı..
Çok uzun zamandır seni anlatmak adına yazıyorum. Fakat yazdıklarımı okudukça kelimelerin kifayetsiz kalışı karşısında şaşkınlığa boğuluyorum. Boğuldukça daha çok yazıyorum. Seni kelimelerle anlatamamak, anlatamadığım fakat sen ve sana olan sevgim kadar varlığına inandığım şeyleri arama eylemine götürdü beni. Bulabildiğim tek şey ise koca bir karanlık. Gözlerimi kapatıyorum ve tam karşımda. Varlığı inkar edilemez. Ellerimi uzatıyorum fakat dokunamıyorum. Anlatmak istiyorum ama uzun çıldırışlar sonrasında bir araya getirebildiğim tek şey, karanlık ve boşluk… 
paylaş:

0 YORUM:

Yorum Gönderme