Arzuhalci

Uyunur mu bu gece? Uyuyamaz Çocuk bu gece, aklımda yine O sessiz hece.

Arzuhalcimi kaybettim. Kaybolmayan ifadeler, sözcüklerdi musibetim. Bir Jack’le yetinemedim, yine kendimi kaybettim. Hapsettim fikirlerimi sensiz ifadelere, sözcükler de kurtaramadı, Çocuk biçare.

Hikaye ya bu; Vurdum kadehi masaya. Dedim; getirin o Arzuhalciyi buraya. Oturttular yanıma. Tutuşturdular eline bir kalem, dolma. Kalem dolma ama henüz dolmamış. Açtı Arzuhalci bağrımı, bir daldırdı kalemi yüreğime, ki hiç sorma.

Yürek ya bu; acıdı elbet. Bastım  bir kara nara. Devirdim kadehi gırtlağa. Arzuhalci güldü halime, söylendi derdime. Dedi; öyle haykırdın ya, yürek de ağladı ya, bu kalemle ne yazsam karşısındakini dize getirse gerek, ama önce söyle ki ne yazmam gerek?

Ağlatmak mı gerek? Güldürmek mi gerek? Dedim; Bırak aksın mürekkep, nasıl gelirse öyle gerek. Önce kasketini çıkardı masaya, düzeltti gözlüğünü nizamla, sonra başladı yazmaya bir hışımla.

Dedim; Kendini yorma, mürekkebi alıkoyma, öfkenle eğlence bulma, O gözler bakacak buna, sakın ola ki mürekkepten fazlasını koyma. Ha! Bir de halini hatırını sorma.

Arzuhalci başladı tekrar yazmaya. Mürekkep neyse o, ne eksik, ne fazla.

Mürekkep de “O” ya; bitmiyor illet. Değil ki, ömür gidişli dönüşlü bir bilet. Akreple yelkovan kaçışıyor. Arzuhalci öyle bir terliyor ki sanki cehennem ateşi. Kalem öyle bir yazıyor ki sanki söndürecek ateşi..


Resim @Goce88
paylaş:

0 YORUM:

Yorum Gönderme