Küçük Adam'dan Mektup Var

Karanlık gecenin içerisinden çıkıverdi. Her yer ıssız ve kimsesizdi. Yalnız olmadığını anlamam uzun sürmedi. Kimisi uzun saçlı, her yeri zincir kaplı, kimisi halkalarla bezenmiş suratlara sahip, kimisi ise dik mohavk saçlarıyla karşımda bana dik dik bakıyorlardı. Amaçları belliydi benimle kavga etmek. Belki beni soyabilirlerdi de ama üzerimde onların işine yarayacak herhangi bir şey yoktu. Yolculuğumda karşıma çıkacak belki de en iyi kalpli grup ile karşı karşıyaydım. Bana dokunmalarına, üzerimi aramalarına, çantamı karıştırmalarına izin verdim. Ama sonunda içlerinden kocaman burnu olan –domuzunkine bir hayli benziyordu- üzerimi koklamaya başladı ve birden beni ısırdı. Çok canım acımıştı ve bir o kadar da sinirlenmiştim. Artık onlar istemese bile ben kavga etmeye hazırdım, kaç kişi olduklarından emin değildim ama öfkem hepsini yutmaya yetecek kadar yüksekti. İçlerinden en uzun boylu olanına saldırdım. Çok iyi hatırlıyorum upuzun saçları, bir o kadar uzunlukta sakalı vardı. Kıp kırmızıydı saçının ve sakalının rengi. Benim saldırmam ile beraber ortalığa bir anda kaos hakim oldu. Yaşanan arbededen ben –bacaklarının arasından- sıyrıldım ve kaçtım. Dediğim gibi bu yaşananlar daha hiçbir şeydi. Yaşlı bilgenin içinde yaşadığı mağaraya gidebilmem için her şeyden önce kanatlı ve çirkin suratlı canavarların bulunduğu ormanlık alandan geçmek zorundaydım. Ayrıca yamaca doğru çıkarken Dağ Azmanları adı verilen suratları maskeli, kısa boylu, kırmızı gözlere sahip yamyamlardan da kurtulmam gerekiyordu. Bu yolculuğu yapmalı ve yaşlı bilgeye gerçek bir yetişkin olduğumu kanıtlamalıydım. Hatırlarsan bundan çok uzun zaman önce benim daha çok küçük olduğumu ve iyi bir savaşçı olamayacağımı söylemişti. O günden beri yaşlı bilgenin yanına gitmenin ve ona yanıldığını göstermenin hayali ile yanıp tutuşuyordum. Bunu en iyi sen bilirsin. O gün yaşlı bilgenin yanına çıkamadığımda yine beni teselli eden sen olmuştun. Kanatlı orman canavarlarını korkudan geçememiştim. Fakat daha sonra senin yardımın ile yaşlı bilgeye gerçek bir savaşçı olduğumu kanıtlamıştım. O günü unuttun mu yoksa? Kırmızı gözlü Dağ Azmanlarından; tilkiden kaçan dağ keçisi gibi kaçarak kurtulmuştum. Beni yukarıdan izliyor olman gücüme güç katıyordu. Bir orman macerasına daha atılmanın vakti gelmedi mi? Hazır olduğunda bana seslen, ben her daim hazırım.

Sevgilerimle Küçük Adam.
paylaş:

0 YORUM:

Yorum Gönderme