delirmenin ilk üç şartı • bir


kuma ayaklarını batırıyor.  ince bir rüzgar. her zaman esenlerden. kış hiç gelmeyecek sanki. o gri şehirden çok uzaklardayım. arkamdaki bankta sabah yürüyüşünden sıkılıp oturan orta yaşlı bir adam var. her sabah gördüğüm adam.  sanki sabahları yürümesi zorunluymuş gibi her sabah gördüğüm adam. beni görmüyor. sanki beni görmemesi gerekliymiş gibi. sabah uykusundan fedakarlık edip denize bakarak oturmak mı istiyor. önüme dönüyorum. uzun saçlı genç kız. saçlarını savuruyor. isteksizce uzanıyor kuma. ayakları hala kumun içinde ve terlikleri bir köşede. biraz zaman geçtikten sonra bir çocuk geliyor. elinde kitabı. kıvrımsız bedeniyle 6 yaşındaki bir çocuğun çizdiği ilk mükemmel resmi hatırlatıyor bana. kıvrımsız bedeniyle adeta dans ediyor yürürken. çakıllar ayağına batıyor. aldırış etmiyor. aldırış etmemesi normal. çünkü o çocuk yıllardır çakılların üzerinde dans ediyor. ona garip garip bakıyoruz. üçümüz. çocuğa baktıkça canım sıkılıyor. ya da kendimi böyle kandırıyorum. ayağa kalktıktan bir- iki dakika sonra etrafımı köpekler sarıyor. hareket etmeden duruyorum. havlıyorlar. sinir oluyorlar. ama saldırmıyorlar. çünkü onlar sabırlı. ben durunca dünya'nın durduğunu sanıyorlar. ya da ben kendimi öyle kandırıyorum . ben durunca dünya durdu sanıp beni kontrol eden aptal köpekler. patileri ile bana dokunuyorlar. sonra havlıyorlar. bir gülme tutuyor. köpekler seviniyor. dünya durmadı sonuçta. dünyaları durmadı. başka sokaklara giriyorlar. havlanacak çok yabancı var çünkü.

babam deliydi. çok fazla yaşamaz dediler. ben duydum. babamda duymuş olmalıydı. çünkü o da öyle yaptı. bir pazar sabahı güneş doğmadan sıktı kafasına. o gün bulutluydu. ama yinede perdesi çekilmişti babamın odasının. beni almadılar odanın içerisine. sokağa indim. çocuklar üzgündü. en azından artık top oynadıkları zaman camdan gol diye bağıran bir deli eksilmişti sokaktan. ama devam ettiler onlar oyunlarına iki eksikle. ben izlemedim onları. babamda izlememiş olmalı. o gün bakkal ekmek ve sigara satmaya devam etti. bakkal dükkanı biraz geç açmıştı ama olsun. sonuçta açmıştı. her şey olması gerektiği gibi devam etti. kahvedeki adamlar girdiler çıktılar. bizim sokaktan üç-beş otomobil geçti. akşam işten dönenler oldu. vardiyası uzayanlar ve geç çıkanlarda geldi eve. ama ben öyle sanmamıştım. hayat en azından bir günlüğüne durmalıydı bana göre. dünya durur sanmıştım... delirmenin ilk şartı da buydu zaten. o gün anlamamıştım :  sanmak !
paylaş:

(nsfw) pretty hurts'e gey dokunuşu: porn hurts


Gey porno yıldızı Diego Sans Biyonce’nin Pretty Hurts adlı parçasına kendi çapında yeniden video çekmiş. Ortaya da çok da enteresan olmayan bir iş çıkmış. Beyonce’nin sesiyle parçayı bir de bu haliyle izleyin.




paylaş:

Yarım Kalan Hikaye

Hayatımın büyük bir kısmı boş vakitlerimi nasıl dolduracağımı düşünerek geçti. Yirmi dört saatin yetmediğini söyleyen insanlardan olmadım hiç. Bir anda yıllar sonrasına gitsem yaşayamadığım anlar için üzülmezdim. Bir an hariç...
18 Eylül... Sonbaharın dibine kadar yaşandığı bir gün. Yağmur dışarı çıkanları cezalandırırcasına yüzüne vuruyor insanın. Elimde valizimle 20.50'de kalkacak olan  Hatay uçağına yetişmeye çalışıyorum. Söğütlüçeşme durağında metrobüsten inip yağmura meydan okurcasına rıhtımdan kalkacak havaalanı otobüsüne koşar adımlarla ilerliyorum. Tamamen ıslanmış vücudumda sırtımdaki terin sıcaklığıyla yağmurun soğuk suyunu ayırt edebiliyorum. Kalkmadan hemen önce yakalıyorum otobüsü. Sırılsıklam, yorgun ve otobüsü yakalamanın verdiği mutlulukla biniyorum otobüse. Boş olan arka koltuklara doğru ilerlerken tek başına oturan güzel bir kız dikkatimi çekiyor. Gözlerinin içine bakıyorum, bir an göz göze geliyoruz, yanından geçip en arkaya oturuyorum. Yol boyunca onu izliyorum. Yolculuğun sonlarına doğru karşısında oturan kadının yanına geçiyor, yarım oturarak bir şeyler konuşuyor. Beli açılıyor o sırada. Benim karşımda oturan çocuğun oraya doğru baktığını görüyorum, işine bak diyerek sert bir şekilde uyarıyorum. Kısa bir zaman sonra otobüs havaalanına varıyor. İlk ben iniyorum otobüsten. Bir sigara yakıyorum. Gözlerim otobüsün kapısında, inmesini bekliyorum. Bir şey yapacağımdan değil, sadece bekliyorum işte. Bir kere daha göz göze gelme ihtimalinden başka bir şey değil beklediğim. Herkes indikten sonra telaşla iniyor otobüsten. 
''Yardım eder misiniz, otobüste bir kadın fenalaştı.'' diye haykırıyor. 
Ağzımdaki sigarayı atıyorum. 
''Tabii, hemen bakalım.'' diyorum. Nasıl yardım edeceğimi bilmiyorum ama yardımı isteyen o ise ne istediğinin hiçbir önemi yok. Biraz tereddütle otobüse doğru hamle yaparken:
''İstersen sen valizimi al, ben yardım edeyim.'' diyor. 
Valizini alıp bekliyorum. Az sonra fenalaşan kadıncağızla birlikte otobüsten iniyorlar. Onun da valizini ben alıyorum, havaalanına doğru ilerliyoruz. Giriş kapısında doktor çağırmalarını istiyoruz güvenlikten. 
''Sağlık hizmeti ücretli.'' cevabını alıyoruz.
Cebimdeki para muhtemelen karşılamaz ama nasıl olsa bir çaresine bakarız diye düşünüp paranın önemli olmadığını söylüyorum. 
''Hastanın yakını mısınız?'' diye soruyor güvenlik görevlisi. 
''İnsanız.'' diyorum. 
Hasta kadının kimliğini aldıktan sonra onu güvenliklere emanet edip check-in işlemlerini tamamlamak için güvenlik kapısından geçiyoruz. İkisinin birden 21.00 Ankara uçağında olduğunu öğreniyorum. Bir yandan aynı uçakta olmadığımıza üzülüyor, bir yandan da kadıncağızın emin ellerde olduğuna seviniyorum. Benim uçağımın saatini soruyor, 20.50 olduğunu söylüyorum. 
''Yetişemezsen çok üzülürüm.'' diyor. 
Onların check-in işlemlerini yaptıktan sonra kendi işlemim için yanından ayrılmak zorunda kalıyorum. Bir an önce işlemleri tamamlayabilirsem on dakikamın kalacağını hesaplıyorum kafamda. Giderken, tekrar geleceğim yanınıza diyorum, gülümsüyor. Bileti aldığım şirketin check-in sırasına gittiğimde çok kalabalık olduğunu görüyorum. İki seçeneğim var. Ya onu bir daha görebilmek için uçağı kaçıracağım ya da sırada bekleyip son anda uçağa yetişeceğim. Ah! yanımda biraz daha param olsa diyorum, bir sonraki uçakla dönerim. Uçağı kaçırmayı göze alamıyorum, on beş dakika sırada bekliyorum. İşlem bittiğinde Hatay uçağı yolcularına son çağrı duyurusu yapılıyor. Koşar adımlarla havaalanında bir tur atıyorum fakat göremiyorum onları. Uçağa biniş kapılarına gidiyorum, orada da yoklar. Çaresiz uçağa gidiyorum. 
Kaç yaşında, adı ne, nelerden hoşlanır, hiçbir bilgim yok. Belki bir şekilde tanışmayı başarabilsem hiçbir şey olmayacaktı, belki de ondan hoşlanmayacaktım, bilmiyorum. Sadece, başkalarının gözlerinde göremediğim, adını bilmediğim ama beni derinden etkileyen bir ışıltıyı, eğer bir mucize olmazsa bir daha karşılaşmayacağım bir insanın gözlerinde görmek; yaşama olan inancımı benden alıyor. 
İhtimalleri düşünüyorum. Evden daha erken çıksam başka bir otobüse binecektim, karşılaşamayacaktım. Otobüse yetişemesem, yine karşılaşamayacaktım. O kadın fenalık geçirmese, onu tanıma fırsatı bulamayacaktım. Sanki Tanrı bir şekilde onu tanımamı istemiş, fakat tanışmamızı istememiş. 
Şu anda ne hissettiğimi kelimelere dökemiyorum. Sabahattin Ali'den bir alıntıyla bitiriyorum.
''Sonra çıkıyorsun dışarı, bakıyorsun güneş hala tepede. Bir cigara yakıyorsun ve yıllardır kurduğun cümleyi bilmem kaçıncı kez kuruyorsun:
'Napalım, kısmet değilmiş...' ''
Sonra

paylaş:

farz edin ki..


şaşkınım. her zaman gurur kaynağım olan aklımın tecrübe karşısında çaresiz kalmasına şaşkınım.

paha biçemediğim zekamın tecrübe karşısında iflas edişine şaşkınım.

tecrübenin büyük bir balık gibi aklımı ham etmesi karşısında şaşkınım.

bu kadar şaşırdığıma kızmayın. siz de iki kere ikinin dört ettiğine sonsuz bir teslimiyetle inanıyorsunuz değil mi? ama biri karşınıza oturup iki kere ikinin dört değil de beş ettiğini öğretirse!?. 


***

elinize bir hesap makinesi alın, ve..

2x2=4 

sağlamasını da yapalım,

2+2=4 veya 4/2=2

değil işte. tüm bu düzen saçma.
hepsi yanlış...


dünyanın tecrübeyle sabitlendiğini, dönmeyen bir dünya düşünün.

örneğin;
düşünün ki cebinizdeki paranın miktarının bile saydığınız kadar olmadığını öğrendiniz. kredileriniz için kazandığınız para aslında yetersiz,

artık bildiğiniz yaşınızda değilsiniz mesela. sevgiliniz bir andan sizden on yaş büyük oluverdiğini,

her gün evinize gitmek için yürüdüğünüz yolun beş dakika değil aslında saatler sürdüğünü fark ettiğinizi,

kazanmakta olan takımınızın skorboardda galip ama aslında mağlup olduğunu,

yaptığınız kalori hesaplarının tutmadığını ve yarına kalmadan koca bir yağ tulumuna dönüşeceğinizi,

bildiğiniz her şeyin bildiğinizden başka ve bilime dair ne varsa bildiğiniz, iflas ettiğini düşünün.

Dali'nin aslında realist, sizin ve başka herkesin ise saplantılı sürrealistler olduğunu öğrendiğinizi düşünün.

ve düşünün ki bir anda bu söylediklerimin hepsi yıldırım hızıyla aklınızdan geçsin.


işte şimdi şaşkınlığımı anlamaya yakın sayılırsınız.

dünyayı artık üçgen olarak görüyor olmanız sizi şaşırtır mıydı?

ertesi güne nasıl uyanırdınız?



paylaş:

unutma çocuk! hedefteyiz.

uyumanın korkutucu olduğu vakitler çocuk!..


korkutucu olanlar ne kabuslar, ne de düşler.

korkutucu olan çocuk, korkutucu olan, bir daha uyanamamak ve savunmasız bırakman kendini.

yapma çocuk! vakit uyuma vakti değil.
planların var senin. düzülü düzenlerde kurduğun oyunların var senin.
unutma çocuk! bırakma savunmasız kendini. unutma sırt sırta verdiklerini.

şimdi vakti değil rahat koltuklara yaslanmanın, kolçaksız taburelerde otururuz biz; unutma çocuk! sınırlarda geçer bizim hayatlarımız. nasıl yaşarız bilmeyiz sonsuz uçurumların eşiğinde bir ömür, nasıl bir maharetle yürürüz o çizgide sarsılmadan, vazgeçmeden, biteceği yere dek. şimdi siktir et ötesini berisini çocuk! ince ince işlenmiş bir dantela bizimkisi. her bir motifin ayrıdır hikayesi, unutma çocuk! unutma hikayeleri, nereden geldiğimizi. kat etmedik onca yolu boşuna, şimdi uyuma çocuk!

boşuna değil endişelerin ama yapma çocuk!
dinlenmek için henüz erken, yapma! yolun sonuna az kalmışken.
vazgeç telkinlerinden. bir tel örgüdür seninkisi, bellidir hali çaresi!

biz günah keçileriyiz çocuk!
biz ötedeki adamlarız!
biz hedefte olanlarız!
hedefte biz varız. kendi isteğimizle buradayız; değil mi çocuk?

bir sözümüz var çocuk kendimize, birbirimize.. unutma çocuk!
Unutma hedefteyiz!

paylaş:

İntihar Üzerine


Bugün intihar etmeyi düşünüyorum. Dün de düşündüm, ondan önceki günlerde de...


İntihar etmek için yüzlerce nedenim var ama burada sizlere bu nedenleri tek tek yazmak zorunda değilim. Yazsam anlar mısınız, onu da bilmiyorum.

Canıma kıymayı göze alacak cesaretim olmadığı için kendimden nefret ediyorum. İyice kafayı çekip yaşamıma son vermeyi düşünüyorum, kendimde bulamadığım cesareti alkolde aramayı gururuma yediremiyorum. 

Sonra, binlerce sperm hücresi arasında yumurtayı bulan sperm olmama şaşırıyorum. Hiçbir şey için yarışmadım ki bu hayatta, dünyaya gelmek için yarışayım. Bir anlık zevkin kurbanı olmayı içime sindiremiyorum.

Doğmayacak çocuklarıma söz veriyorum; sizin dünya cehennemine gelmemeniz için elimden geleni yapacağım, diyorum. 

Tanrı'ya kızıyorum. Kaderime böyle saçma şeyler üzerine kafa yoracağımı da yazdığı için. Tanrı'yı alt etmenin yollarını arıyorum. Bir fikir geliyor aklıma. Dünyadaki bütün insanlar aynı anda intihar etmeli diyorum. O zaman Tanrı bir daha insan yaratmaz. Sonra insanın bencilliği aklıma geliyor, bu fikre inancımı yitiriyorum. 

Bugün intihar etmeyi düşünüyorum. Yarın da düşüneceğim, yarından sonraki günlerde de... 

Bir gerçeği yüzüme vuruyorum. İntihar düşünülerek yapılacak bir eylem değildir. Anlık, düşünmeden, sessizce... 










paylaş:

(nsfw) nymphomaniac'tan kesilmiş 3 kısım



Ülkemizde gösterimi yasaklanan ve bu nedenle aslında daha çok kişinin haberdar olup izlediği Lars von Trier’in iki bölümden oluşan ve çok tartışılan filmi Nymphomaniac’ın filmin gösterildiği sinemalarda gösterilmemiş versiyonundan üç kısım yayınlandı.

İlk videoda Charlotte Gainsbourg’un seks bağımlısını canlandırdığı karakteri Joe’nun kürtaj için psikoloğa gidip onay almasını ve işin çok da iyi gitmemesi, ikinci videoda seks bağımlısı bir grup insanın bir araya gelip yaşadıklarını anlattıkları terapi toplantısında bir nemfomanyağın arzuları ve son videoda ise Jemie Bell’in canlandırdığı karakterden “silent duck”un anlamı yer alıyor.


paylaş:

filmlerde erkekler kadınların yerine geçerse



İzlediğiniz filmlerde kadınların rol aldığı sahnelerde erkekler rol alsaydı diye düşündünüz mü? bunu düşünen BuzzFeed ekibi Titanic, Twilight, Wild Things, Pretty Woman ve Basic Instinct’te yer alan önemli sahnelerde kadınlarla erkekleri yer değiştirmiş ve ortaya bu video çıkmış.

paylaş:

yılın her günü farklı erkekle sevişecek olan adam


Rusya doğumlu Berlin’de yaşayan 26 yaşındaki performans sanatçısı Mischa Badasyan bir yıl boyunca her gün farklı bir erkekle sevişeceği çalışmasına önümüzdeki Eylül ayında başlıyor.

Fransız felsefeci Marc Auge’nin “Non-Places” adlı kitabında yer alan bir bölümden etkilendiğini söyleyen Badasyan, kalkıştığı bu işten açıkçası korktuğunu da belirtiyor.

“Büyük şehirlerdeki ‘hiçbir yer’ hakkında yazıyordu; süpermarketler, dükkanlar, alışveriş merkezleri, havalimanları, otoyollar gibi, ve diyor ki insanlar sahip oldukları kişiliklerini kaybediyor, iletişim yok, bir yere ait olduklarını hissetmiyorlar ve bu, insanları yalnızlığa sürüklüyor.” diye anlatıyor Badasyan.

Tarif ettiği bu yerlerde ilişki yaşamak istediği ve “gay ilişki kültürü”nü anlama çalışmasında GayRomeo ya da Gaydar gibi internet sitelerinden ve Grindr ya da Scruff gibi uygulamalardan yararlanmayı umuyor.

Korktuğu diğer mevzunun ise cinsel yolla bulaşan hastalıklar olduğunu ifade eden Badasyan’un bir Alman güvenli seks organizasyonu sponsoru ve kondom ihtiyacını onların karşılayacağını belirtiyor.

“Her gece bir parka gidip erkeklerle sevişmek isterdim. Sabah saat 5’e, 6’ya kadar. Ve her zaman, kötü hisseder, her zaman ağlardım. Bu tür ilişkilerden sonra her zaman üzülürüm.” diyor Badasyan.

Önceki projeleri incelendiğinde Badasyan’ın kişilik ve kimlik üzerine yoğunlaştığı görülüyor, pornografi sarfına, vücut imajına ve hatta Rus ruhuna.

Neler yapacağını yaşayıp göreceğiz.

Facebook hesabı için tıklayın.


paylaş:

yılın her günü ağlayan kız

365 Days: A Catalogue of Tears, Laurel Nakadate adlı kişinin en son hazırladığı fotoğraf serisinin adı. Kendisi yılın her günü bir sebepten dolayı kendini ağlamaya zorlamış ve öncesinde, sonrasında ve ağladığı esnadaki ifadelerini fotoğraflamış.
Çalışmanın bir disiplin ve süreklilik gerektirdiği tartışılmaz, üzerine normal bir hayatın içine dakikalarla ölçülür bile olsa bir hüzün sokmayı şart kılıyor. Fotoğraflar hotel odalarında, trenlerde, çocukken kaldığı odada, yaşadığı apartman dairesinde ve New York gibi şehirlerin farklı mekânlarında çekilmiş.

Fikrin aklına geliş hikayesi ise dünyadaki tüm insanların çağa ayak uydurup çektikleri selfie’leri sosyal paylaşım sitelerine koymalarıyla başlamış. Fakat neredeyse tüm gördüğü fotoğraflarda insanlar mutluymuş ya da mutluymuş gibi yapıyormuş. Yine kendi fotoğrafını çekerek bu mutluluk halinden hüzünlü hale geçişi kullanmak aklına gelmiş.






paylaş:

(nsfw) youtube "zıplayan taşakların dönüşü"nü sansürleyecek mi?

Bruce Nauman modern sanatın en önemli ve etkileyici figürlerinden biri. 60’lı ve 70’li yıllardaki özgün filmleri ve videokasetleri medya sanatına yenilikçi katkılar sağlamış. Kavramsal işlerinde kendi stüdyosunda kendi vücudunu bir sanat objesi olarak kullanmış.
69 yılında çektiği “Bouncing Balls” –zıplayan taşaklar- adlı 9 dakikalık video daha önceki “Bouncing Two Balls Between the Floor and Ceiling with Changing Rhythms” –değişen ritimlerle tavan ve taban arasında zıplayan iki top- adlı videosuna referans niteliğinde gösterilmiş. Videoda Nauman’ın yaptığı ise tek eliyle testislerini zıplatmak.
İtalyan sanatçı ve film yapımcısı Francesco Vezzoli “The Return of Bruce Nauman’s Bouncing Balls” –Bruce Nauman’ın zıplayan taşaklarının dönüşü- adlı videosunda porno yıldızı Brad Rock’a (Google görselleri için tıklayın) rol vermiş. Video 69 yılındaki Nauman’ın yakın çekim “Bouncing Balls” adlı videosuna karşılık verme gibi düşünülebilir.
Videoda porno yıldızı çıplak ve arkası dönük şekilde mavi bir gökyüzü ve Mozart eşliğinde salınıyor ve testislerinin hareketini oluşturuyor.
İlginç olan durum ise bu video çalışmasının 4 Ağustos 2014 günü YouTube’a eklenmiş ve o günden beri videoya YouTube tarafından herhangi bir sansürün uygulanmamış olması. Başına eklenen NSFW –Not Safe For Work- ibaresi ve uyarı olarak yaş sınırının konulması bunda etkili olmuştur muhakkak fakat genellikle yetişkin içerik barındıran videolara sansür koymasını seven YouTube yorumcuların da kafasını epey karıştırmış durumda. Şaşırmadık desek yalan söylemiş oluruz.
Videoyu siteye ekleyen MOCA (The Museum of Contemporary Art).
Yorumcuların bir kısmı bunu tümüyle sanat olarak görüyor diğer kısmı ise izleyenleri gay olarak görüyor.
Videonun ne olacağını zaman gösterecek fakat YouTube’un kaldırma kararına karşılık siz buradan da ulaşabilirsiniz.








paylaş:

hilal cebeci rte, merkel ve obama'ya meydan okudu



Ne zaman nereden çıkacağını kestiremediğimiz Hilal Cebeci ALS Ice Bucket Challenge akımına katıldı ve Almanya başbakanı Angela Merkel’e, ABD Başkanı Barack Obama’ya ve hem başbakan hem de cumhurbaşkanı olabilme özelliğine sahip Recep Tayyip Erdoğan’a meydan okudu. Vaziyet aldık bekliyoruz. Hayırlısı be gülüm.


paylaş:

als hastasından yürek burkan video


Bir süredir ALS hastalığına bağış toplanması için Ice Bucket Challenge adı verilen videolar paylaşılıyor. Bu şekilde hastalık araştırmaları için milyon dolarlar toplanmış durumda. Tabii bu videolarda insanlar eğleniyorlar, ıslanıyorlar, ufak çaplı kazalar geçirip bu kez de izleyenleri kahkahaya sokuyorlar. Amacın başarıya ulaştığı toplanan bağışlardan da anlaşılıyor aslında. Peki, ALS hastasının gözünden hayat nasıl?


Büyük annesinden annesine ailesinde bir sürü ALS hastası bulunan Anthony Carbajal, beş ay önce kendisinin de ALS hastası olduğunu öğrenmiş. 4 dakikalık hazırladığı bu videoda aslında bir şeyler söylemesine gerek yok, olanı anlatmak hiç bu kadar yürek burkmamıştı.
Carbajal şunları söylüyor: “Bu şimdiye kadar sahip olduğumuz ilk başarılı aktif destek ve ben çok minnettarım. Yapılan her düellonun beni nasıl hissettirdiğini bilemezsiniz. Bu beni cesaretlendiriyor, her ALS hastasını cesaretlendiriyor. Gerçek anlamda fark yaratıyorsunuz. Çok minnattarız.”

paylaş:

american horror story freak show'dan fragman geldi


Gelmiş geçmiş en iyi diziler arasına rahatlıkla sokabileceğiniz American Horror Story’nin dördüncü sezonu olan Freak Show’dan ilk resmi fragman geldi. Gerçi fragman demek biraz garip kaçabilir, işte ucundan gösterdi diyelim.

Ekim ayına kadar bu tip gösterip de vermeme olaylarını sık sık yaşayacağız bu kesin.

paylaş:

nicki minaj'dan bol popolu video klip: anaconda


Vücudundaki silikonların toplam ağırlığı vücut ağırlığının %50’sini oluşturduğunu düşündüğümüz Nicki Minaj Anaconda isimli bir video yayınladı. 2 gün geçmesine rağmen neredeyse 20 milyon defa izlenen bu seksepalitesi yüksek video klip bol bol popo içeriyor. İzlenme oranının bu denli yüksek olmasının sebebini silikonlu popolara bağladığımız parçadan kesitler ve video aşağıda.
Zaten içinde “my anaconda don’t want unless you got buns, hun, oh my gosh, look at her butt” ifadesi geçen şarkıda popo olmasaydı pek şaşırırdık.
Parçanın 3:26da yer alan iğrenç gülme sesini de dinlemeden geçmeyin.







paylaş:

tame impala'nın başı dertte


İnsanlar nelerle uğraşıyor yarabbim diye bazen soruyoruz. Haber Şili’den. Bir internet sitesi Tame Impala’nın pek sevgili Feels Like We Only Go Backwards adlı parçası ile Arjantinli şarkıcı Pablo Ruiza’nın Oceano isimli şarkısının birbirine çok benzer olduğu ile ilgili şaka maksatlı haber yayınlıyor ve bunu gören Pablo Ruiza da Tame Impala’ya hırsızlık suçlamasıyla dava açmaya karar veriyor. Yani şaka oluyor kaka.
İlgili haberde yer alan benzerlik şu videoyla açıklanmış:


Biz iki tarafa da birbirine hiç benzemeyen en az 100 şarkısı olan muhteşem sanatçımız Serdar Ortaç’ı dinlemelerini ve özgün şarkı yapmanın ne demek olduğunu Serdar Ortaç dinleyerek keşfetmelerini öneriyoruz.
Yine de yeri gelmişken Feels Like We Only Go Backwards’ı baştan sona dinlemek güzel olabilir.

paylaş:

porno izlemek için 4 gerekçe



BuzzFeedBlue porno izlemek konusunda eğlenceli ve faydalı bir video paylaştı. İşte porno izlemek için 4 sebep;
Porno iyidir. Bir psikoloğun dergide yayınladığı güncel cinsel sağlık raporuna göre porno izlemenin pratik faydaların tümüne sahip olmada etkisi var. Porno cinselliğe karşı davranışları geliştiriyor, yaşam kalitesini yükseltiyor, cinsel davranış çeşitliliğini arttırıyor, uzun vadeli ilişkilerde seksi iyileştiriyor.
Porno kötü sayılmaz. Bilimsel somut araştırmaların hiçbiri porno bağımlılığını gerçek olarak görmez. Yayınlanmış çalışmalar gösteriyor ki porno izlemek erektil yetersizliğe, sperm sayısında düşmeye, kıllı ayalara sebebiyet vermiyor.
Porno sizi güçlü kılıyor tabii yine de egzersiz yapmak zorundasınız. Bir araştırmaya göre çalışmaya başlamadan önce izlenen porno sizi daha güçlü yapıyor. Porno sayesinde yükselmiş testosteron seviyesinin erkeklere daha fazla ağırlık kaldırabilme imkanı sağladığı keşfedilmiş.
Porno zihni açar. Bir araştırmaya göre porno izleyen erkekler gey evliliklerine daha fazla destek veriyor. Araştırmacılar inanıyor ki porno, geleneksel olmayan cinsel durumlara karşı aklı daha kabul edilebilir yapıyor.
Porno dünyayı değiştirebilir. Bu yüzden bugün internette ne yapıyorsan yap bol şans.

paylaş:

the big bang theory oyuncuları da ice bucket challenge'a katıldı

ALS hastalığı için bağış toplama kampanyası bir süredir sosyal platformlarda çokça konuşuluyor. Neredeyse tüm ünlüler buzlu su dolu kovaya kafalarından aşağıya boşaltıyorlar, bağış yapıyorlar, meydan okudukları kişileri söylüyorlar ve böylelikle bağışlar toplanıyor. An itibari ile yaklaşık 23 milyon dolar bağış toplanmış.
Bunlar da The Big Bang Theory’den,



paylaş:

tüm zamanların en iyi 100 video oyunu

Slant Magazine video oyunlarını derlemiş ve tüm zamanların en iyi 100 video oyunu listesini meydana getirmiş. Liste hazırlamak göreceli olsa da gözünüzden kaçan oyunları fark etmek açısından yararlı olacağını düşünüyoruz.



100. Worms Armageddon (1999).
99. Phantasy Star IV: The End of the Millennium (1995).
98. Phoenix Wright: Ace Attorney (2005).
97. Wild Arms (1996).
96. Pokémon Gold and Silver (2000).
95. Dead Space (2008).
94. Advance Wars: Dual Strike (2005).
93. Teenage Mutant Ninja Turtles: Turtles in Time (1992).
92. Fallout 3 (2008).
91. Halo: Combat Evolved (2001).
90. Saints Row: The Third (2011).
89. Valkyrie Profile (2000).
88. Devil May Cry 3: Dante's Awakening (2005).
87. God of War III (2010).
86. Metal Gear Solid 3: Snake Eater (2004).
85. Child of Eden (2011).
84. Grandia II (2000).
83. The Beatles: Rock Band (2009).
82. Halo 3 (2007).
81. Rayman Legends (2013).
80. Snatcher (1994).
79. Dragon Quest VIII: Journey of the Cursed King (2005).
78. Kingdom Hearts II (2006).
77. Myst (1993).
76. Viewtiful Joe (2003).
75. Grim Fandango (1998).
74. Metal Gear Solid 2: Sons of Liberty (2001).
73. Jet Set Radio (2000).
72. Grand Theft Auto IV (2008).
71. Shenmue (2000).
70. Grand Theft Auto V (2013).
69. Amplitude (2003).
68. Street Fighter II: Championship Edition (1992).
67. Call of Duty 4: Modern Warfare (2007).
66. Beyond Good and Evil (2003).
65. Vagrant Story (2000).
64. Donkey Kong Country (1994).
63. Silent Hill (1999).
62. Star Fox 64 (1997).
61. You Don't Know Jack! (1995).
60. Deus Ex: Human Revolution (2011).
59. Hotline Miami (2012).
58. Conker's Bad Fur Day (2001).
57. Xenogears (1998).
56. Mass Effect 3 (2012).
55. Marvel vs. Capcom 2: New Age of Heroes (2000).
54. Metal Gear Solid 4: Guns of the Patriots (2008).
53. Final Fantasy Tactics (1998).
52. Chrono Cross (2000).
51. The World Ends with You (2008).
50. Bayonetta (2010).
49. Grand Theft Auto: Vice City (2002).
48. Journey (2012).
47. Max Payne (2001).
46. Final Fantasy IX (2000).
45. Super Mario World 2: Yoshi's Island (1995).
44. Katamari Damacy (2004).
43. Super Mario 64 (1996).
42. Castlevania: Symphony of the Night (1997).
41. Psychonauts (2005).
40. Uncharted 2: Among Thieves (2009).
39. Final Fantasy VI (1994).
38. Banjo-Kazooie (1998).
37. Eternal Darkness: Sanity's Requiem (2002).
36. Rock Band 3 (2010).
35. Power Stone 2 (2000).
34. Dance Dance Revolution (1998).
33. Super Smash Bros. Melee (2001).
32. Batman: Arkham City (2011).
31. Tetris (1986).
30. The Walking Dead (2012).
29. Pokémon Red and Blue (1998).
28. Rez (2002).
27. Metroid Prime (2002).
26. Super Mario Bros. (1985).
25. Resident Evil 4 (2005).
24. Ico (2001).
23. Final Fantasy X (2001).
22. SoulCalibur (1999).
21. EarthBound (1994).
20. The Legend of Zelda: A Link to the Past (1991).
19. Super Mario RPG: Legend of the Seven Stars (1996).
18. Portal (2007).
17. Super Mario World (1990).
16. Final Fantasy VII (1997).
15. Silent Hill 2 (2001).
14. Mass Effect 2 (2010).
13. The Legend of Zelda: The Wind Waker (2003).
12. Ōkami (2006).
11. Goldeneye 007 (1997).
10. BioShock (2007).
9. The Legend of Zelda: Majora's Mask (2000).
8. Braid (2008).
7. Portal 2 (2011).
6. Half-Life 2 (2004).
5. Shadow of the Colossus (2005).
4. Red Dead Redemption (2010).
3. Super Metroid (1994).
2. Chrono Trigger (1995).
1. The Legend of Zelda: The Ocarina of Time (1998).


paylaş:

helyumun dolce&gabbana modellerine etkisi



Dolce & Gabbana’nın “bu insan evlatlarını kim üretiyor” denilecek cinsten modellerini –içten içe kıskançlık- tabii hiç bu şekilde görmediniz, demek ki tüm siluet bir helyum hüpletmesiyle yerle bir olabiliyormuş. Oluyor mu pek bilemedik ama karşınızda helyuma batırılmış D&G modeller.

paylaş:

x-ray'de vücut eklemleri

San Francisco’dan Cameron Drake adındaki tasarımcı hareket halindeyken insan anatomisinin x-ray cihazında nasıl göründüğünü konu edinen X-Ray Gifs adını verdiği bir çalışmaya imza atmış. Ortaya insan vücudunun ne kadar da muhteşem bir yapı olduğunu kanıtlar nitelikte bir iş çıkmış.






paylaş:

infografik: ebola


Günümüzün salgın hastalığı Ebola için bir infografik hazırlanmış. Batı Afrikada’da patlak veren ve Gine, Liberya gibi ülkelere sıçrayan bu hastalık hakkında bilinmesi gerekenler, korunma yolları vs hepsi bu infografikte.


paylaş:

yanlış şekilde yenen 6 meyve


BuzzFeedBlue meyvelerin yeniş biçimlerini inceleyen eğlenceli bir video paylaştı. BuzzFeed’e göre bazı meyveleri yanlış şekilde yiyoruz.
Kivinin soyulmamasını öneriyor kendileri, kolay yöntem ise iki tarafını bıçak yardımıyla kestikten sonra kaşıkla iç kısmı çıkarmak. Tabii bizce patates gibi soymak da gayet basit.
Nar konusunda ciddi anlamda faydalı olabilecek bir yöntem öneriyor, ortadan kestikten sonra iç kısımdaki bölüleri elinizle hafif ayırıp kepçe gibi bir gereçle kabuk kısmına sert bir şekilde vurun.
Mango için ise önerisi birkaç kısım halinde bıçakla kesin ve bardakla iç kısmı sıyırın.
Portakal için gösterdiği yanlış soyma yöntemini anladığımız kadarıyla hayatında hiç portakal soymamış kişiler yapıyor. Önerisi ise orta kısımdan kabuğa çizik atın ve parmaklarınızı kullanarak kabuğu bütün halinde ayırın.
Çilek için sundukları öneri karşısında saygıyla eğiliyoruz. Bir pipet bu kadar fonksiyonel kullanılabilir. Bir de şunu fark ettik çileklerin iç kısımları amma da güzel.
Karpuz için verdikleri öneriyi es geçin. Bu bize hiç de uyan bir yöntem değil.

paylaş:

1 köpek, 100 saniye, 100 meyve-sebze


Maymo adındaki sevimli bir köpek kafasının üzerinde bir şeyler taşımasından çok da rahatsızlık duymuyor. Sahibinin nasıl bir kafa yapısına sahip olduğunu pek çözemesek de ortaya böyle gülümsetici bir video çıktığı için kendisini çok da yargılamıyoruz. Maymo’da halinden pek memnun.

paylaş:

daha çok çikolata yemek için 9 bahane


BuzzFeedBlue çikolata sevenlerin çikolatayı daha çok seveceği bir video ile karşımızda. Özellikle kakao oranı yüksek çikolatanın ne gibi faydalarının olduğunu güzelce açıklamış. Şimdi gidip biraz daha çikolata yiyebiliriz.

-Bir bar çikolata bir elmaya göre 5 kat flavonoid içerir. Flavonoidler atar ve toplardamarların esnekliğini artıran antioksidanlardır. Aynı zamanda flavonoidler çay ve kırmızı şarapta da bulunur.

-En az %65 oranında kakao içeren çikolata sizin için en iyisi. Bazı doktorlar günde 3 ons (85 gram) çikolata yemenizi tavsiye ediyor.

-Bitter çikolatanın şunları azalttığına inanılıyor: Kötü kolesterol, kan pıhtısı riski.

-Sizi daha iyi bir moda sokan beyindeki endorfin ve serotonin seviyesini de artırıyor.

-Bitter çikolata meyve suyuna göre daha fazla antioksidan kapasitesine sahip ve süper meyve olarak nitelendirilebilir.

-Bir araştırma diyor ki günde en az bir kare bitter çikolata yemek kalp krizi ve kalp çarpıntısı riskini %39 oranında azaltıyor. Bir kare çikolata sizi doktordan uzak tutuyor.

-Flavonoidler insülin kontrolüne de yardımcı ve diyabeti önlemede de faydalı olabilir.

-Kakao ishal için de bir çare.

paylaş:

ilk öpücük


First Kiss adlı proje ile birbirini tanımayan gönüllü kişiler kameralar karşısında öpüşmüş ortaya renkli görüntüler çıkmıştı hatırlarsınız. Çokça sosyal paylaşım sitelerinde de yer bulmuş izleyenlerin beğenisini kazanmıştı. Türkiye’de de neden olmasın düşüncesi meydana gelirken aynı temalı video çekildi ve yayınlandı. 12 gönüllü muhteşem görüntülere konuk oldu.

paylaş:

kısa kısa #13



-CHP ve MHP’nin çatı aday olarak gösterdiği ve daha sonra diğer birçok partinin de desteklediğini açıkladığı Ekmel Bey’in doğru seçim olup olmadığı tartışıla dursun nur topu gibi bir cumhurbaşkanımız var.

-İstanbul’daki 3. Havalimanı projesi çokça tartışılmıştı. Şimdi de adının ne olacağı tartışılır durumda. Gerçi çok da tartışmaya gerek yok, Ulaştırma Bakanı Lütfi Elvan’ın yaptığı açıklamaya göre isim belli. Recep Tayyip Erdoğan Havalimanı. Çok şaşırdınız değil mi?

-Suriyeli sığınmacılar her yerde biliyorsunuz, artık çoğu ilde halk bundan şikayet eder durumda. Gaziantep’te bir kişi Suriyeli biri tarafından bıçaklanarak öldürüldü ve ardından halk protestoya kalkıştı. Ellerinde bıçak ve sopa gördükleri Suriyelilere saldıranlar oldu.

-Hüloooğğğ vol. 3 yayınlandı.

-İngiltere’nin başkenti Londra’da yaşayan 50 yaşındaki bir adam vibratörün makatında sıkışarak iç organlarına zarar vermesi sonucu septik şoka görerek hayatını kaybetti.

-Ateizm Derneği, Ramazan ayında ATV’de yayınlanan Nihat Hatipoğlu ile İftar Saati isimli programı sunan Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu’na, seyircilerden gelen soruya karşılık verdiği cevapta ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırlarını aştığı ve ateistlere karşı hakaret ve küfre varan ifadeler kullandığı gerekçesiyle dava açtı.

-Robin Williams evinde ölü bulundu.

-Rusya’da bir radyo, internet sitesinde “Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya’yı yönetmesini ister miydiniz?” anketi düzenledi. 11 Ağustos’ta başlayan ankete 48 saat içinde 5 bin 285 kişi yanıt verdi. “Neden olmasın” diyenler %18.8; “İstemeyiz” diyenler %76,2; görüş bildirmeyenler ise %3,9 oranında.

-Bir baba 10 ve 11 yaşlarındaki iki oğlunu canlı bomba olarak kullanılsınlar diye IŞİD’e teslim etti.

-Gün geçmiyor ki mecliste birileri başkalarına ayar vermesin. Yeni ayar Aylin Nazlıaka’dan geldi. 

paylaş: