İnsanlığın Maskesidir Kese Kağıdı

Her sabah uyandığımda o paslanmış maskeyi takıyorum suratıma. Küf kokusuna alıştım sayılır. Burnumun direği yıkılmamayı öğrendi. Toplum seviyor beni. Bayılıyor hatta. Ramak kaldı büyük adam olmama. Ramak kaldı omuzlarda taşınmaya. Ramak kaldı dünyayı kurtaran kişi olmaya. Kürküme bayılıyorlar. Benden çok yiyor pezevenk. Sürekli tok karnı. Çakmak gibi çakan gözler süzüyor bedenimin her yanını. Sevişiyorlar benimle adeta.
Bilmedikleri çok önemli bir şey var. Kaçırdıkları en büyük nokta. Belki de görmek istemedikleri Ayrıntı silsilesi… O maskenin altında yaşayan piç kurusu. Çürümüş bir ruh. Gülümseyen dişlerinin arkasında yaşayan çirkin parazit.Mağara diplerinde yaşayan kör bir semender. Maskeyi attığında herbirinin dişlerini sökecek bir canavar. Düşünceleri bıçak gibi keskin bir asi. Yok olmuş acınası bir köşe başı tinercisi. Ama kirletilmemiş, saf halinde kalmış bir elmas kadar parlak, aynı zamanda dişleri paramparça edecek kadar sert. Köstebeğin karnı gibi pürüzsüz ve yumuşak. Ilık bir duş sonrası rahatlığını yaşayan bir birey. Gerçek. Gizli kalmış bir gerçek.
paylaş:

0 YORUM:

Yorum Gönderme