nymphomaniac bölüm 6

Lars Von Trier’in merakla beklenen yeni filmi Nymphomaniac için 8 bölüm oluşturulmuş.
The Compleat Angler, Jerôme, Mrs. H, Delirium, The Little Organ School, The Eastern and the Western Church (The Silent Duck), The Mirror, The Gun bu bölümlerin isimleri.

CHAPTER SIX
The Eastern and the Western Church
(The Slient Duck)
The Eastern Church is often referred to as the Church of Joy, and the Western Church as the Church of Suffering.
Should you make a mental journey from Rome eastwards, you'll find that you move away from guilt and pain, and towards light and joy.
However, whay Joe comes to learn is that pain and pleasure can be closer than you'd think.




paylaş:

en iyi 10 korkulu yol filmi

Bloody Disgusting en iyi 10 tane yol filmini bulup buluşturmuş, filmlerin bir diğer kategorisi ise korku. Liste şu şekilde oluşuyor:

10: Dead End

9: Carriers

8: Joy Ride

7: Stake Land

6: Wolf Creek

5: The Hitcher (1986)

4: Jeepers Creepers

3: The Hills Have Eyes (1977)

2: The Texas Chainsaw Massacre (1973)

1: Near Dark

paylaş:

cuma kafası #3

Merhaba sevgili okuyucu,
Muhtemelen karışık duygular içinde bir hafta geçirdin ve büyük ihtimalle cumartesi günü de çalışacaksın, hayatta bundan daha kaka olaylar da mevcut tabii ama bu da çok kaka, pis.
Pazar gününü çok güzel değerlendir, kendine vakit ayır. Düşünsene, zaten hayatının neredeyse tamamını yaşayabilmek için işte, otobüste ya da uyuyarak geçiriyorsun, eline sadece Pazar, iyi ihtimalle hafta sonun kalıyor. Sürekli olarak arkadaşlarınla yahut ailenle de vakit geçiriyorsun, güzel bir şey vesselam lakin ara ara bir soluklan, şöyle sadece kendinle olabileceğin bir vakit ayır, senin hayatın için kendini bir gün olsun merkeze benliğini koy. Zor değil, yapabilirsin.
Erken yat, erken kalk, duş al, kahve iç, güzel bir kahvaltı yap, dilediğini yap.
Bir film izleyeyim diyorsan şayet sinemaya gitme, bu hafta öyle sinemaya gidilecek bir film de yok zaten, ama gitmek istiyorsan kimse durdurmuyor seni, hayat senin hayatın.
Yol göstermelik bir şeyler hazırladık, sevmezsen kapat gitsin.
Ne izlesem?
Dedim ya sinemayı boş ver, evinde tek başına bir film izle diye. Bazı filmler vardır hani, hem saçma gelir hem onlara karşı garip duygular beslersiniz, okuyup çizdikçe, biraz da zaman geçtikçe aslında onların iyi oldukları kanaatine varırsınız. İşte ta bu kalıba uyan bir film Spring Breakers, kalıplara da sığmayan özelliği ile.


Ne dinlesem?
İlk önce kendini dinle. Senin sana söylemek istediği çok şey var aslında, aynanın karşısına geçmene de gerek yok, neticede gözlerini kaçırmak istediğinde başını döndürmek yetiyorsa anlatmak istediklerini söylerken yüzünü görmek zorunda değilsin.
Arda kalan zaman varsa bunu dinleyebilirsin.


Ne okusam?
Yeni yeni kitaplar basılıyor her geçen gün, liste halinde burada var. Ama hiç zorlanmadan rafından uzandığın bir kitap olursa ve dilediğin sayfayı açıp okursan belki de yapmak istediğinin bu olduğunu anlayabilirsin. Çok seversen en başından başlar devamını getirirsin.
Nereye gitsem?
Daha önce de söylediğim gibi, alın başınızı gidin, bu ülke pek yaşanılacak yer değil. Her geçen gün daha da zorlaşıyor yaşamak burada. Ama mecbursanız, bir eviniz, bir bağlılığınız, bir işiniz varsa, alışmışsanız belki de bir yere gitmenize gerek yok. Soğuk havalar, küçük bir kafeye gidip kış çayı içebilirsiniz pekâlâ.

İş-güç derken o kadar uzak kaldım ki ben de her şeyden, taşınma derdi, ailevi sıkıntılar, halımın ve perdemin eksikliği, kutusundan çıkmayı bekleyen beyaz eşyalar, su bardağında içilen kahve… benim de bir kendimle baş başa kalmaya ihtiyacım vardı, sonunda oldu. Fincan alayım, kahve içmeye beklerim.
paylaş:

Düşünceler Hasta

Parmak uçlarımda başlayan ufalanma maratonu; vücudumun diğer uzuvlarına da sıçradı. Yok olmaya başladı tüm vücudum. Etten, kemikten oluşmayacağım artık. Bir enerji kütlesiyim. Bir ışık topuyum. Kulakları tırmalayan bir ses dalgasıyım. Teninizde dolaşan rüzgarın içerisine atlamış bir tozdan yolcuyum. -Acelem yok son durağa kadar gidiyorum.- Denizin dibindeki en kirli yosun grubunda yaşayan bakteri kolonisinin lideriyim. Ahtapot kollarındaki minerallerim. Kan basıncıyım. -En basınçlısından.- Yaşanan en büyük orgasmdaki dimdik olan tüylerin toplamıyım. Burun kılındaki mukusa yapışmış tehlikeli bir virüsüm. Kül tablasının tortulu kısmıyım. Klavyenin arasına kaçan ekmek parçasıyım. Harabelerde kimsesiz bırakılan ve köpek sidiği kokan sünger parçasıyım. İğne battığında yüzeye çıkan ilk kan damlasıyım. Kaşındığınızda tırnağınıza takılan, ölü hücrelerim. Gökyüzünü izleyen çiftlerin, ilk öpücüğündeki tükürük seliyim. Suya düştüğünde duyulan yanma hissiyim. Gözlük camına takılmış parmak iziyim. Kitabın arasında unutulmuş takvim yaprağının yırtılmış kenarıyım. Pili bitmiş bir saatin; tembel akrebiyle, yelkovanı arasındaki mesafeyim. En önemli projelerin üzerine dökülen kahveyim. En büyük dövmedeki, en acı verici darbeyim. Bir ağacın ölü dalına yuva yapmış işçi karıncayım. Bir filin hortumuna aldığı suyun tazyiğiyim. Aslanın keskinin dişleri arasına takılmış et parçasıyım. Çürümüş dişin içine kaçan, yiyecek tanesiyim. Bozulmuş bir monitörün oksit yapmış lehimiyim. Sevinen taraftar grubunun çıkarttığı en iğrenç sesim. Hastaneye yetişmeye çalışan ailenin kafasındaki en acı verici soru işaretiyim. En sevdiğin tişörtüne dökülen meyvesuyunun leke yapan kısmıyım. Dünyaya geldiğinde ağzından akıttığın sıvıyım. Çocukların topunu patlatan amcanın, elindeki bıçağın uç kısmıyım. Kurbağa yavrularının yaşadığı bir su birikintisiyim. Yere düşünce elinize batan taş parçasıyım. Gözüne giren kirpik tanesiyim. Bebeklerin ağzının kenarında kalan, mama birikintisiyim. İstenmeyen tüyüm. Traş bıçağının keskin tarfına takılan sivilce başıyım. Kepekli saçım. Dökülen saç tanesiyim. Kaşıntı hissiyim. Vücudundaki, en bozuk genim. Başınıza gelebilecek, en kötü hastalığın başlangıcıyım. Hastalıklı düşünceyim. Ta kendisiyim…
paylaş:

Sınav

Aşağıdakilerden hangisi bir hiçlik belirtir?(0 puan)
a) Ben b) Hiçbiri c) Hepsi d) Pırasa
    Hocam soruda hata var. Pırasa havuçlu mu onu belirtmemişsiniz.
    Ne yazıyosa o.
İnsan neyden yaratılmıştır?(666 puan)
    İnsan kusmuktan yaratılmıştır. Tanrı başına bela olan şeytanı yemiş, sonra dayanamayıp kusmuştur.      Can bulan kusmuğa da insan demiş, cenneti kokutmasın diye dünyaya atmıştır. Bu yüzdendir ki insan içinde şeytanı ve tanrıyı hisseden başarısız bir karışımdan ibarettir. Bu yüzdendir ki insanlar, aklı başında insanların midesini bulandırır.
    " Hocam finale 1 vermişsiniz. Nolur geçirin hocam bu son dersin, okulu bitirecem " 
    " Okulu bitirecem diye kendini bitirdin be evladım. O 1 sana kendinden kalan "
    " Kendimi kendime bölsem 1 etmez, bu mukavemet bizi kandırıyor hocam "
    " Hoca camide "
    " Nabayım? Nafile namazı mı kılayım? "
∞ işareti ne anlama gelmektedir?(8 puan)
    Cehennem 6 katlı, cennet ise 7. Sonsuzluksa devrilmiş 8 ile ifade ediliyor. Çok ilginç biri bunu araştırsın lütfen. 
    Sonsuzluğun 0 olması lazım değil mi? Sonsuzluk dediğin hiçlikten başka bir şey değil çünkü. Ya da sonsuz o kadar çok hiçlik ki 0^0 ile ifade edilebilmiştir. Bu da zamanla ∞ a dönüşmüştür.
İnsan, beyninin % kaçını kullanır?(10 puan)
    %100ünü kullanır. Ama nedense %1 ini kullananları alkışlayacak hale geldik.
İnsan beyni sınırsız ve insan beyninin %100 ünü kullanabilecek kapasiteye sahip muhteşem bir canlı ise %1ini kullanmayı tercih etmesi onun aptal olduğunu kanıtlamaz mı hocam?( 50 yetiyo bu arada. Paradoksumun hatrına bi babalık yapın nolur ) 
    Eğer %1ini kullanabilen bir canlı olsaydı karşıdan karşıya geçerken karşıdan gelen araç ile arasındaki mesafeyi(X) ölçtükten sonra aracın hızına(V) bölüp, karşıya geçeceği mesafeyi ölçüp kendi hızına böldükten sonra çıkan sonuçları(t) karşılaştırıp karşıya geçip geçemeyeceğine karar vermesi imkansız olurdu. Öyleyse insan beyninin kullanımı kişiden kişiye değişiyor denilip şöyle formulize edilebilir.
Br : Beynin kullanılan yüzdesi 
x : kafaya sürülen jölenin hacmi
y : kafanın hacmi
a : aşık olunan kişi sayısı
b : aşkına karşılık veren kişi sayısı
n : okunulan kitap sayısı
z : hiç bir şey anlatmayan, popüler olduğu için okunan kitap sayısı
d : çitlenen çekirdek sayısı
t  : dış görünüşe harcanan vakit
T : düşünmeye harcanan vakit
Br/100 = (y/x).(a/b).(n/z).(d^1/3).(T/t)
Obezitenin sebepleri ve obez insanlar için ne yapmalı?(O puan)(Hesap makinasıyla çözüm kabul edilmez)
   Yemek yedikleri için. Ağız burun girilmeli.(Hastalıktan dolayı olanlar hariç)
Kendine acımayana ben de acımam. Kendimle barışığım ben diyerek yardımcı olmaya çalışanları terslesin, diyet yapanlara bok atsın, Kepçeyle nutella yiyip  spor yapmaya üşensin. Esra erol izleyip bi tencere dolmayı cebe atsın sonra da desin ki ben şişmanım ayakta duramıyorum ben diğerlerinden öncelikliyim. Bırak bu ayakları şişman, git evde nutella ye sen.
Son olarak söylemek istedikleriniz yazın.(söz 3-5 puan vericem)
    Uçurtma olsam, ipimi tutmasınlar ama ağaca bağlasınlar. O ağaç beni hiç bırakmaz. Ben de içim rahat halde göklerde süzüleyim. Kuşlara " Merhaba, naber kuş? " diyeyim. İnsanların suratlarından akan kirden ve kürden uzakta güneşe bakarak öleyim.
    İplerimi lütfen sıkı bi yere bağlayın. Yoksa güneşte yanıyorum. Green lantern miyim lan ben? İnsanım insan. Çamurum ben. Kuruyup yeryüzüne düşüyorum. Üstüme basıyosunuz sonra. 
    Suya atın beni. Ağlayamam o zaman.
    Yakın beni, n'olur. Hiç değilse bir kez olsun içimle dışım bir olur.
    ( Ölüm yetiyo hocam ;) )
paylaş:

Yaşamamak

   Senin gibi adamlara yer yok bu dünyada anlamıyo musun? Kimse seninle şehir dışına gelmek istemeyecek, kimse senin yanında kendini güvende hissedemeyecek, nereye gidersen git suratlarındaki memnuniyetsizliği göreceksin. Onlarla alakası yok tamamen seninle alakalı. Çünkü kimse arabasına bindiği adamın ordan mı girecektik ya diye telaşlanan bir ödlek olmasını istemez. Kimse trafikte gerildiği için boş yollara sapıp yolu uzatan ve kaybeden birine güvenmez.
Anla artık bunu. Seninle kimse sinemaya gelmek istemeyecek çünkü kimse yerine oturmuş adamla arasında gerilim olmasın diye yandaki boş koltuğa oturan birini istemez yanında. 
   Seninle kimse yolda yanyana bile yürümek istemeyecek. Çünkü sen yoldaki serseriler laf atacak diye yanlarından korkarak geçerken yanındaki suratını asacak. Çünkü sana, " şu adam bana bakıp duruyo yaa " dediğinde " bakmıyordur boşver " diyen birini yanında istemeyecek.
   Tramvaya bile binecek olsan bu kalabalıkmış, öbürüne binelim dersen suratlar gülmez, gittiğin barda seni kaldırıp başka yere oturtmak istediklerinde boyun eğdiğin an istersen dünyanın en komik şeyini anlar yine gülmeyecekler.
   Ne sanıyorsun? Sırf diğer insanlara göre onların ilgilerini çekmeyecek şeyleri bildiğin için senin yanında eğleneceklerini mi? Dans etmek istemeyip, hayatın sırrını anlatmaya çalıştığında memnuniyetle seni dinleyeceklerini mi?
   Sen hayatı ne sanıyorsun? Neden mutsuz olduğunu düşünüyorsun? Sen gelmiş geçmiş en korkak insan olduğun için mutsuzsun. Bu kadar korkak olmana rağmen sırf başklarının sikinde bile olmayacak şeyleri bildiğin için kendini üstün görmense senin yanında olmak istemeyenlere bir sebep daha veriyor.
   Sen kimsin ki normal bir hayat, normal bir şekilde mutluluk istiyorsun? 
   Sen farklı ve özel değilsin, asla olmadın. Sadece korkaksın.
   Diğer insanlar aptal değiller, sadece cesurlar. Aptal olmaktan korkmayacak cesur hem de. 
   O aptal dediğin insanlar yatağa yattıklarında hayata küfretmiyorlar, yastığa başını koyup kendini boğmaya çalışmıyorlar. Hayallerinde ölümcül bir hastalığa yakalanıp hastanede yaşamak yok. Zamanı durdurabilmek gibi gerzekçe hayalleri yok onların. Sırf sen onları kıskanıyorsun diye aptal dediğinin sen de farkındasın ve sen onların umurunda bile değilsin. Dünyanın bir yerinde, korkağın biri onlara aptal diyor diye hayatlarına küfretmiyorlar. Sen onları kıskanırken onlar her gün eğleniyor, mutlu oluyorlar.
   Yazdığını söylüyorsun. Hani bakayım ne yazdın? 18 yaşında bir ergenin günlüğünden farklı olmayan şeyler yazmışsın ve yine herkesi aptal yerine koyduğun için düşündüğün, buldum sandığın şeyler saçmalıktan başka bir şey değil. 
   Müzik yapıyorum dedin. Bu mu sence müzik? Kaç yıldır gitar çalıyorsun hiç düşündün mü neden hala tek başına çalıyorsun? Neden girdiğin gruplar seni atıyorlar? Aptallar değil mi? Kesin öyledir. Joe satriani de öyle diyordu zaten. Jeff beck de zaten evinde oturup çaldığı dandik şarkılara süper oldu diye övünüyordu. 
   Bu söylediklerimi de yaz. En azından bir kere olsun dürüst bir yazı yazmış olursun. Kendini kandırmadan, kendini tanrı gibi görmeden. 
   Sen, hastalıklı, asosyal, korkak bir veletten başka bir şey değilsin. Ne onlar aptal, ne sen zekisin. Ve hayat, hayattan korkanların ensesine yapışmış mutsuzluktan başka bir şey değildir.
   Hiç düşündün mü neden onlar gibi 5 yıllık sevgililerin yok? Sıkıldın değil mi? Kesin öyledir. Yoksa seni aldattılar da kimseye söyleyemiyor musun? Şu hayatta seni sen sevmeden seven bir tek insan oldu mu? 
   Neyin var senin bu dünyada? Ne kazanabildin 23 yıllık hayatında? 
   Niye yaşıyorsun sen? Bu çaba niye yaşayıp ne yapacaksın anlamıyorum ki. 
   Gözlerim var. Yağmuru seyrebildiğim. Kalbim var birine aşık olduğunda 5 yaşında bir çocuk gibi yerinde duramayan. Ayaklarım var. Rüzgarın sesini duyabilecek kadar hızlı koşabildiğim. Kulaklarım var müzik dinleyebildiğim. Beynim var. Hayal kurabildiğim.
   Bi siktirip git. Niye yaşıyorsun onu ben söyleyeyim bari. Annen var. Ölürsen üzülecek bir annen. Korkun var. O silahın tetiğine asla basamamanı sağlayacak korkun. 
   Şimdi git ve bu acıyı bitir.
   Mutlu musun şimdi?
   Üşüyorum.
   Biliyorum.
   Çok üşüyorum.
   Keşke kafana doğrultsaydın silahı. Kalbi tutturamamışsın ciğerlerini delmiş ama bekle biraz. Geçecek.
   Ölmek çok kötüymüş. Keşke ölmemek için yaşasaydım. Cevabı ölürken bulmam güzel olmadı değil mi? Yalnız ölüyorum. Niye öldü diye sorarlarsa yalnızlıktan öldü dersin.
   Kimsenin niye öldüğünü umursayacağını sanmıyorum mert. Gözlerini kapayabilirsin. Göreceklerinin çok da önemi yok artık.
   Hayatım gözlerimin önünde geçiyor onu seyrediyorum şu an.
   Artık yalnız değilsin en azından. Artık değilsin. Değilsin. Değil. Değ...
paylaş:

İnsanlığın Maskesidir Kese Kağıdı

Her sabah uyandığımda o paslanmış maskeyi takıyorum suratıma. Küf kokusuna alıştım sayılır. Burnumun direği yıkılmamayı öğrendi. Toplum seviyor beni. Bayılıyor hatta. Ramak kaldı büyük adam olmama. Ramak kaldı omuzlarda taşınmaya. Ramak kaldı dünyayı kurtaran kişi olmaya. Kürküme bayılıyorlar. Benden çok yiyor pezevenk. Sürekli tok karnı. Çakmak gibi çakan gözler süzüyor bedenimin her yanını. Sevişiyorlar benimle adeta.
Bilmedikleri çok önemli bir şey var. Kaçırdıkları en büyük nokta. Belki de görmek istemedikleri Ayrıntı silsilesi… O maskenin altında yaşayan piç kurusu. Çürümüş bir ruh. Gülümseyen dişlerinin arkasında yaşayan çirkin parazit.Mağara diplerinde yaşayan kör bir semender. Maskeyi attığında herbirinin dişlerini sökecek bir canavar. Düşünceleri bıçak gibi keskin bir asi. Yok olmuş acınası bir köşe başı tinercisi. Ama kirletilmemiş, saf halinde kalmış bir elmas kadar parlak, aynı zamanda dişleri paramparça edecek kadar sert. Köstebeğin karnı gibi pürüzsüz ve yumuşak. Ilık bir duş sonrası rahatlığını yaşayan bir birey. Gerçek. Gizli kalmış bir gerçek.
paylaş:

Sobe

insanlara dokunmak, insanları camdan izlemekten daha kolaydır.

bulutlara bakmak, bulutları konuşmaktan daha zordur
yağmurda ıslanmak, yağmurun anlamından daha korkunçtur.
bağırmak konuşmanın yanında nedir ki?
istemek, istemsizliğin kederidir.
halsizlik, bütünün yarısı olmazsa koşmak ne işe yarar ki?
keder zulmün ayracıdır.
zulüm telaffuzun tıkanması,
tıkanma, lavabonun safra lekesidir
leke; aklın hayali, hayalin pürüzlü hafifliğidir.
insan; korkunun türeviyken, ölüm nedir ki?
hayat hafif meşrep bir sürtükken,
yaşamın namus olama ihtimali olamalı mıdır?
tanrı, hayatın korku püskülü
dokunmak, ellerin tırpan yarsı
ayakta kalmak uyuşmanın bedeli,
akıl bir doz daha yukarı gitmenin sırrıyken,
insan, hangi pezevengin kurşun yarısıdır?
hızlıca kayan şeritler
ayaklarının altından beynine kodlanıyorken,
günlerin yalancı halleri sana sesleniyorken,
kurnaz ruhların orospuları ağız dolusu viskiyi
tanrının suretine kusuyorken,
sen, geleceğin muallak
geleceğin kısa, beyin açıcı durumlarının arkasına saklanıp
sana seslendiğini mi duyacaksın?
gelecek sana sesleniyor,
bağırıyor sana
SOBE,
bitti.
hangi iki yüzlü halin arkasında kalacaksan kal,
hangi pencerenin eşiği çağıracak seni,
hangi akvaryumun sınırlarında dolaşıp boğulacaksın?
daha kaç kere görmezden geleceksin bulutun ıslanabilme ihtimalini?
kaç kere dokunmaktan kaçacaksın,
boğulacaksın yağmurun yağma ihtimalinde?


paylaş:

Bana Bir Do Ver Kalın Olsun


Saçları var mıydı?
Klavyenin tuşundan bir ses fırlattı ortalığa
Sonra basıp gitti, hiçbir şey olmamış gibi.
Dün tekrar toparlanmak için kapısını çaldım, düşünmeden siktiri çekti bana.
"Kaltaklığın lüzumu yok,
Biraz daha şarap ister misin? Hepsi bu kadar." dedim
Döndü ağzında yığınla küfrü geveleyip ejderha ateşine bıraktı kelimeleri,
"Puuşşşştttt" diye kükredi.
Midesini görebiliyordum. Hiçbir şey yokmuş gibi yaptım. Üzerine yürüdüm, suratıma aynı anda hem tükürüğü fırlatıp hem de tokat attı.
Aldırmadım
Yüzüne bakıp yürümeye devam ettim.
Yatağa uzandım
"Kalk lan
Git elini sik." dedi.
Kalktım yerimden, yüzüne baka baka çektim otuz biri
Ağlayarak izledi beni
Tam boşalırken "bana do sesi ver" dedim.
Boş boş baktı yüzüme
Koşmaya başladı, arkasından fırladım sokağa.
Bağlayamamıştım kemerimi daha ve yalın ayaktım.
Bir anda sahneye fırladı ardından üzerime üç el ateş etti.
Bir bok olmadı, mermiler içimden geçip uzağa gitti.
"Bana do ver" dedim kalın olsun.
Yeniden çekti "siktiri" suratıma.
Duvardan bir kurşun sekti,
Ağzımla yakaladım, tükürdüm kurşunu suratının ortasına,
Haykırmaya başladım "bana do sesi lazım" diye,
Koşarak üstüme geldi.
Öyle bir tokat attı ki,
İsa kıskansın diye öbür yanağımı uzattım.
"Bana do sesi ver yoksa ölürüm" dedim
"Öl, geber Suratsız ibne." dedi.
Oysa ki bana sadece do sesi lazımdı
Tekrar koşmaya başladı arkasından koştum ben de,
Eve vardık yeniden.
Sapık ruhum bana do verdi,
Yanına uzandım titriyordu yatakta,
Belini kavradım sapladı bıçağı elime
"Bana do ver" dedim.
Uyandım kanımı kahvesine katmış içiyordu.
Saçlarını kazımıştı.
paylaş:

nymphomaniac bölüm 5


  Lars von Trier’in yakın zamanda vizyona girecek olan ve seyircisine ‘coming soon’ kalıbını içselleştirmesini sağlamış olan filmi, nymphomaniac için bilindiği üzere toplamda 8 bölüm oluşturulmuştu. 5. fragman, the little organ school yayınlandı.  
  
paylaş: