ölmeden önce okumanız gereken 1001 kitap


Bu kez listelerimizde kitaplar var. Çağımızda artık saman kâğıtların yerini dijital ekranlar alsa da eminim hala eski alışkanlıklarından vazgeçemeyenler mevcuttur. Lakin yine de okumak güzel, ister ekranlara bakarak ister yaprak kokusu duyarak. İşte şimdi sıra ölmeden önce okumanız gereken 1001 kitapda. Listeyi herhangi bir internet sayfasında bulabilirsiniz. 1001 kitaptan 406 tanesi Türkçe’ye kazandırılmış. Tabii bu değerlendirme 2009da yazılmış itüsözlük girisine göre. İşte 1001 kitap ve devamında Türkçe’ye kazandırılmış 406 tanesi:
paylaş:

en iyi 30 film (2000-2009)


Film School Rejects adlı sitenin listelerinden biri olan 10 yılın en iyi filmleri (2000-09) bir süreden beri sizlerle paylaşmayı düşündüğümüz hoş bir liste. Fakat her liste gibi öznel oluşu herkes tarafından tutulmayacağının ne yazık ki bir göstergesi. Yine de en azından sıralama olmasa da isimler yönünden fikir sahibi olma yolunda başarılı. Bunun haricinde liste için şöyle bir eleştiri yapmak istiyoruz. Her ne kadar kişisel bir liste olsa da There Will Be Blood’ın olup da No Country For Old Men’in içinde bulunmadığı bir liste biraz garip duruyor. Fakat listede Almost Famous'ın oluşu mutlu olmak için bile yetiyor.
Sözün kısası Film School Rejects seçkisiyle 2000li yılların en iyi 30 filmi:
paylaş:

en iyi 50 amerikan bağımsız filmi



Empire Dergisi’nin bir süre önce bahsettiği güzel bir listeyle karşınızdayız. Konu Amerikan Bağımsız Filmleri. Sinema deyince akla gelen ilk isimlerden biri oluyor Amerikan Sineması. Bunu ellerindeki güçlü yönetmenlere, oyunculara, büyük stüdyolara ve paraya bağlayabiliriz. Peki, herhangi bir markanın ardına sığınmadan bu işi yapanlar? İşte en iyi 50 Amerikan Bağımsız Filmi:
paylaş:

nostalghia (1983)


Yönetmen: Andrey Tarkovskiy
Senaryo: Andrey Tarkovskiy, Tonino Guerra
Oyuncular: Oleg Yankovskiy, Erland Josephson, Domiziana Giordano
Tür: Dram
Yıl: 1983
Süre: 125 dk.
Ülke: Sovyetler Birliği, İtalya
Dil: İtalyanca, Rusça
Ödül: 3 ödül(Cannes), 1 adaylık(Cannes)
IMDb puanı: 8.0/10


Bir film düşünün ki tüm sahnelerini fotoğraflasalar gelmiş geçmiş en başarılı fotoğraf sergisi olur. İşte böyle bir film Nostalghia. Andrey Tarkovskiy’in yönetmen koltuğunda oturduğu kült bir film.
Sanata dair derin diyalogların geçtiği film aslında sanattan bahsetmiyor, olduğu gibi bir sanat eseri olma yolunda yavaşça ilerliyor. Geçişler bir anda oluveriyor siyah-beyaz ve düşlerde, geçmişte bizi derinden yaralıyor. Ağır ağır ilerleyen sahnelere baktıkça içimizde bir his sanki biz o zamanın çocuklarıymışız gibi yüreğimizi dağlıyor. Pişmanlıklarına değinmeden edemiyor yönetmen, odak noktasına aldığı aile bağını uzadıya işliyor. Geçmişiyle bir şekilde hesaplaşıyor. Kaldı ki filmi çektiği dönemde kendi ailesinden de çok uzaklarda.
paylaş:

zerkalo (1975)


Yönetmen: Andrey Tarkovskiy
Senaryo: Andrey Tarkovskiy, Aleksandr Misharin
Oyuncular: Margarita Terekhova, Filipp Yankovsky, Ignat Daniltsev
Tür: Biyografi | Dram | Tarih
Yıl: 1975
Süre: 108 dk.
Ülke: Sovyetler Birliği
Dil: Rusça, İspanyolca
IMDb puanı: 8.0/10

Andrey Tarkovskiy’den çocukluğa özlem duyduğumuz dakikalarda bizi içine alıp, sürükleyen bir yapıt Zerkalo. Adeta pişmanlıklarıma tutulan bir ayna, bir haykırış ve gözlerimizden süzülen bir çift gözyaşı. Geride bıraktıklarımız ise ıslak yanaklardan çok daha fazlası.
Çocukluğundan kesitler sunan yönetmen, babasından ayrı annesiyle birlikte büyüyen bir çocuğun gözlerinden sunar hayat hikâyesini ve ağaçlar vardır, gölgeleri, yanan bir ev vardır, ta yukarılara ulaşan alevleri, düşleri vardır, sayfaları tek tek çevrilen kitaplar vardır, Leonardo vardır.
paylaş:

persona (1966)


Yönetmen: Ingmar Bergman
Senaryo: Ingmar Bergman
Oyuncular: Bibi Andersson, Liv Ullmann
Tür: Dram
Yıl: 1966
Süre: 85 dk.
Ülke: İsveç
Dil: İsveççe
Ödül: BAFTA adaylığı, 5 ödül, 1 adaylık
IMDb puanı: 8.2/10
Top250: #201

Sinema tarihinin usta yönetmenlerinden Ingmar Bergman’ın 1966 yılında çektiği Persona adlı filmi çoğu eleştirmenler ve yönetmenler tarafından sinemanın en iyi filmi ya da sinemanın en iyilerinden bir olarak görülüyor. Başyapıt olarak tabir edilen film, hastane odasında başlar. Bunun öncesinde filmin giriş bölümünde ise avuca çakılan çivi, dışarı çıkarılan işkembe, kesilen hayvandan akıtılan kan, erekte olmuş bir penis, hareket eden bir örümcek ve ölüleri görürüz. Bu sahneler yer yer filmin belirli bölgelerine uyum içinde yerleştirilmiştir.
paylaş:

ölmeden önce görmeniz gereken 101 aksiyon filmi


Listenin konusu bu kez aksiyon. Kurşun yağmuru, savrulan kılıçlar, dövüştürülen adamlar, toprak savaşları, özgürlük mücadeleleri, sokak yarışları, milyon dolarlar verilerek patlatılan otomobiller, yakılan evler, olağandışı varlıklar, akıl almaz yaratıklar, süper kahramanlar…
1903 ile 2009 arasındaki 101 aksiyon filmi. Listeyi hazırlayan Steven Jay Schneider.
Ve işte 101 aksiyon filmi:
paylaş:

ölmeden önce görmeniz gereken 101 bilim-kurgu filmi


Bu kez Steven Jay Schneider’in incelemesinde bilim-kurgu öğeli filmler var. 1902 yılından başlayıp 2006 yılında sonlandırdığı 101 bilim-kurgu filmini listelemiş ve üzerinde incelemelerle aynı adlı kitabın editörlüğünü yapmış. Bu türden hoşlanan film severlerin kaçırmaması gerektiğini düşündüğümüz bir liste.
İşte huzur içinde ölmeniz için izlemeniz gereken 101 bilim-kurgu filmi:
paylaş:

ve hipopotamlar tanklarında haşlandılar | jack kerouac | william s. burroughs


And The Hippos Were Boiled In Their Tanks.
İki yazar bir gece barda biralarını yudumlamakla meşguldürler. Haber programını bitiren spikerin sesini duyarlar: “…ve hipopotamlar tanklarında haşlandılar. İyi geceler.” Bu belki de Amerikalıların küstah espri anlayışının bir göstergesidir ve yazdıkları kitabı adı bir anda meydana gelmiştir. Aslında anlatılan olay ise hayvanat bahçesinde/sirkte çıkan yangında hayvanların telef olduğunu ve çoğu hayvanın yanarak öldüğünü anlatmaktır.
Beat Kuşağı’nın öncü isimleri olan William S. Burroughs ve Jack Kerouac’ın beraber kaleme aldıkları kitabın Will Dennison bölümlerini William S. Burroughs yazarken, Mike Ryko kısımlarını da Jack Kerouac yazmıştır. Ta 1944te yazılan ve 2008 yılında basılan kitapta bir cinayetin öncesi, olay anı ve sonrasından bahsedilir. Üstelik bu önemli iki yazar da bir şekilde bu cinayette rol oynarlar. Denildiğine göre kitabın başkarakteri olan Lucien Carr’ın 2005 yılındaki ölümünden sonra, onun isteği üzerine uygun bir şekilde William S. Burroughs’un ve Jack Kerouac’ın vasiyet icracıları tarafından 2008 yılında çekmecesinden çıkarılan kitap, aslında İkinci Dünya Savaşı sonlarına doğru New York yaşantısını, bu önemli iki yazarın henüz tanınmamış olduğu dönemlerdeki hayatlarını ve odağına Beat hareketinin başlangıcındaki olaylardan biri olan Columbia cinayetini oturtarak anlatıyor.
paylaş:

ölmeden önce görmeniz gereken 101 gangster filmi


Steven Jay Schneider’in bu seferki liste konusu gangster filmleri. Daha önce bahsettiğimiz Ölmeden Önce Görmeniz Gereken 1001 Film, Ölmeden Önce Görmeniz Gereken 101 Korku Filmi, Ölmeden Önce Görmeniz Gereken 101 Kült Film ve Ölmeden Önce Görmeniz Gereken 101 Savaş Filmi başlıklarından diğer listelere de göz atabilirsiniz.
Kitapta 101 gangster filminin kısa incelemeleri mevcut. Liste 1912 ile 2006 yılları arasındaki filmlerden oluşmakta. Bu sefer gelin gangsterlerin beyazperdedeki siluetine bir göz atalım. İşte bahsi geçen 101 film: 
1.    The Musketeers Of Pig Alley (1912)
2.    Regeneration (1915)
3.    Dr. Mabuse, The Gambler (1922)
4.    Underworld (1927)
5.    The Racket (1928)
6.    Little Caesar (1931)
7.    City Streets (1931)
8.    The Public Enemy (1931)
9.    Scarface: The Shame Of A Nation (1932)
10.  The Testament Of Dr. Mabuse (1933)
11.  Manhattan Melodrama (1933)
12.  G-Men (1935)
13.  The Petrified Forest (1936)
14.  Bullets Or Ballots (1936)
15.  Pepe Le Moko (1937)
16.  Marked Woman (1937)
17.  Dead End (1937)
18.  Angels With Dirty Faces (1938)
19.  Each Dawn I Die (1939)
20.  The Roaring Twenties (1939)
21.  High Sierra (1941)
22.  This Gun For Hire (1942)
23.  The Glass Key (1942)
24.  The Killers (1946)
25.  The Big Sleep (1946)
26.  Kiss Of Death (1947)
27.  Brighton Rock (1947)
28.  T-Men (1947)
29.  I Walk Alone (1948)
30.  Drunken Angel (1948)
31.  Key Largo (1948)
32.  Force Of Evil (1948)
33.  White Heat (1949)
34.  They Live By Night (1949)
35.  Gun Crazy (1950)
36.  The Enforcer (1951)
37.  The Lavender Hill Mob (1951)
38.  The Big Heat (1953)
39.  The Big Combo (1955)
40.  Rififi (1955)
41.  The Killing (1956)
42.  Bob Le Flambeur (1956)
43.  Touch Of Evil (1958)
44.  Al Capone (1959)
45.  The Rise And Fall Of Legs Diamond (1960)
46.  The 1,000 Eyes Of Dr. Mabuse (1960)
47.  Underworld USA (1961)
48.  Branded To Kill (1967)
49.  The St. Valentine's Day Massacre (1967)
50.  Bonnie And Clyde (1967)
51.  Point Blank (1967)
52.  Bullitt (1968)
53.  The Brotherhood (1968)
54.  Bloody Mama (1970)
55.  Get Carter (1971)
56.  Shaft (1971)
57.  The French Connection (1971)
58.  The Godfather (1972)
59.  Dillinger (1973)
60.  Mean Streets (1973)
61.  Thieves Like Us (1974)
62.  The Godfather Part II (1974)
63.  Bugsy Malone (1976)
64.  Atlantic City (1980)
65.  The Long Good Friday (1980)
66.  Scarface (1983)
67.  Once Upon A Time In America (1984)
68.  Prizzi's Honor (1985)
69.  A Better Tomorrow (1986)
70.  The Untouchables (1987)
71.  The Krays (1990)
72.  Goodfellas (1990)
73.  King Of New York (1990)
74.  Miller's Crossing (1990)
75.  The Grifters (1990)
76.  New Jack City (1991)
77.  Boyz N The Hood (1991)
78.  Bugsy (1991)
79.  American Me (1992)
80.  Hard-Boiled (1992)
81.  Reservoir Dogs (1992)
82.  Menace II Society (1992)
83.  Sonatine (1993)
84.  A Bronx Tale (1993)
85.  Carlito's Way (1993)
86.  Pulp Fiction (1994)
87.  The Usual Suspects (1995)
88.  Get Shorty (1995)
89.  Casino (1995)
90.  Heat (1995)
91.  Donnie Brasco (1997)
92.  L.A. Confidential (1997)
93.  Short Sharp Shock (1998)
94.  Lock, Stock And Two Smoking Barrels (1998)
95.  Brother (2000)
96.  Sexy Beast (2001)
97.  Road To Perdition (2002)
98.  Internal Affairs (2002)
99.  Gangs Of New York (2002)
100.       The Departed (2006)
101.       Eastern Promises (2006)


Belki bunlara da bakmak istersiniz:
Ölmeden Önce Görmeniz Gereken 101 Kült Film
paylaş:

yumuşak makine | william s. burroughs


William S. Burroughs’un The Soft Machine özgün adıyla basılan kitabının Türkiye’de Sel Yayıncılık tarafından basılan kitabı olan Yumuşak Makine, cut-up(kes yapıştır) tekniği denilen özel bir yöntemle hazırlanmış ve Nova Üçlemesi olarak bilinen üçlemenin ilk kitabı. Cut-up tekniğinden bahsetmek gerekirse, elinizde bir ses kaydı odlunu varsayın. Sonra elinizdeki kasetin bandını çıkarıp yüzlerce parçaya bölün, sonra karıştırıp bu parçaları birbirine ekleyin ve teybe takıp dinleyin. İşte teknik özetle bu. Nova Üçlemesi ise cut-up tekniğiyle yazılmış üç kitaptan oluşuyor. İlk kitap olan Yumuşak Makineden sonra yine Sel Yayıncılık tarafından basılmış Patlamış Bilet ve Nova Ekspres’i diğer iki kitabın adları.
Yumuşak Makine bu yönüyle aslında bir anti-edebiyat örneği. Çünkü yazılış tekniği bakımından, cümlelerin birbiriyle uyumlu olmayışı, konu bütünlüğünün sağlanamayışı kitabın edebi değerinden bahsetmek için pek bir şey ifade etmiyor. Ne var ki aynı bir yapboz gibi dağılmış milyonlarca parçayı bir araya getirmek için insan beyninin zorlanmasına sebep oluyor. Üzerinde derin düşünceler yorulmasına ve kitap üzerinde uzunca oyalanılmasına yol açıyor.
paylaş:

seul contre tous (1998)


I Stand Alone.
Yönetmen: Gaspar Noé
Senaryo: Gaspar Noé
Oyuncular: Philippe Nahon, Blandine Lenoir, Frankie Pain
Tür: Suç | Dram
Yıl: 1998
Süre: 93 dk.
Ülke: Fransa
Dil: Fransızca
Ödül: 5 ödül, 5 adaylık
IMDb Puanı: 7.4/10

Annesi tarafından terk edilmiş, babası ise öldürülmüş yalnız bir kasap, kendi başına bir dükkân işletir. Sonrasında bir kadınla evlenir ve bir kızı olur. Ne var ki kızı bir akıl hastası. Karısının onu terk etmesiyle kızıyla beraber yaşamaya başlayan kasap, kızının ilk regl oluşunda kızının telaşla onun yanına gelmesiyle telaşa kapılır ve kızının tecavüze uğradığını düşünür ve eline aldığı bıçağıyla bir işçinin suratını doğrar. Kız yetiştirme yurduna gönderilirken kasap da hapishaneyi boylar. Hapisten çıkınca artık yeni bir hayata başlamaya karar veren kasap başka bir kadın bulur. Kadın hamile kalıyor. Aslında bu kadını sevmeyen kasabın bu kadınla yaşamasının tek sebebi, kadının parasının olması ve ona yeni bir dükkân açma sözü vermesi. Lakin kadının yeni bir dükkân alma gibi bir niyeti yok. Her gece yapılan dırdırlar ve kavgalar sonucunda kasap cinnet geçirecek konuma geliyor ve kadını hırpalıyor ve muhtemelen bebeği de öldürüyor.
paylaş:

traffic (2000)


Yönetmen: Steven Soderbergh
Senaryo: Simon Moore, Stephen Gaghan
Oyuncular: Michael Douglas, Benicio Del Toro, Catherine Zeta-Jones
Tür: Suç | Dram | Gerilim
Yıl: 2000
Süre: 147 dk.
Ülke: Almanya, ABD
Dil: İngilizce, İspanyolca
Ödül: 4 Oscar, 60 farklı ödül, 57 adaylık
IMDb puanı: 7.8/10
Metascore: 86/100

San Diego’da gizli narkotik ajanları, uyuşturucu karteli aleyhine açılacak dava için hükümete yardımda bulunmaktadırlar. Bir baskın sonucu uyuşturucu taciri Eduardo Ruiz’i tutuklarlar. Ünlü uyuşturucu baronu olan Carlos Ayala aleyhine mahkemede tanıklık edeceğini söyleyen Eduardo’dan sonra Carlos da tutuklanır. Carlos’un tutuklanmasıyla ne olduğuna anlam veremeyen karısı Helena, bir süre sonra kendisini ve oğlunu eşinin iş ortaklarının yaptığı tehditlerle de karşı karşıya bulur. Hamile olan Helena yanına aldığı avukat Arnie Metzger’in desteğiyle kocasının kirli işlerini devralmak koşuluyla da olsa kocasını hapisten çıkarmak için elinden geleni yapacak, kendini ve oğlunu güvenlik altına alacaktır.
paylaş:

you don't know jack (2010)


Yönetmen: Barry Levinson
Senaryo: Adam Mazer
Oyuncular: Al Pacino, Brenda Vaccaro, John Goodman
Tür: Biyografi | Dram
Yıl: 2010
Süre: 134 dk.
Ülke: ABD
Dil: İngilizce
Ödül: Golden Globe, 5 ödül ve 23 adaylık
IMDb Puanı: 7.8/10

Al Pacino’nun başrolünde oynadığı You Don’t Know Jack adlı film 90lı yıllarda 130dan fazla ölümcül hastalığı bulunan insanın ölümüne yardım etmiş Dr. Kevarkian’ın gerçek hayat hikâyesini anlatır.
“Ölmek bir suç değildir.” Sözünün sahibi Jack Kevarkian, 1990lı yıllarda 130dan fazla ölümcül hastaya bir nevi ölüm danışmanlığı yapmış patoloji uzmanıdır. Daha çok Dr. Death olarak bilinen Jack, ilk kez ’87 yılında Detroit gazetelerine verdiği ilanlarla halka ulaşmayı denemiştir. Medyada ses getiren bu ilanlarla ancak üç sene sonra ilk hastası kapısını çalmış ve kendi icat ettiği Thanatron adını verdiği ölüm makinesiyle hastanın ölümü gerçekleşmiştir.
paylaş:

intimacy (2001)


Yönetmen: Patrice Chéreau
Senaryo: Hanif Kureishi(hikaye), Anne-Louise Trividic, Patrice Chéreau
Oyuncular: Mark Rylance, Kerry Fox
Tür: Yetişkin | Dram | Romantik
Yıl: 2001
Süre: 119 dk.
Ülke: Fransa, İngiltere, Almanya, İspanya
Dil: İngilizce
Ödül: 6 ödül, 6 adaylık
IMDb puanı: 6.3/10
Metascore: 69/100

Patrice Chéreau’un yönetmen koltuğunda oturduğu Intimacy, gizli kalmış duyguların, mahrem hislerin hikâyesi. İki çocuğu ve karısıyla zor günler yaşayıp onlardan ayrılma kararı alan bir adam(Jay), geçimini şef barmen olarak sağlamakta, büyük bir evde tam da anlaşılmayan arkadaşlıklar kurmaktadır. Tiyatro sanatçısı olan bir kadın(Claire) ise tek çocuğu taksi şoförü olan kocasıyla yaşamakta, çoğu geceler oyunlarını sergilemekte ve Cuma günleri ise tiyatro eğitimi vermektedir. Ne var ki Çarşamba günleri olduğunda bu ayrı dünyaların insanları Jay’in evinde buluşmakta ve cinsel arzularını gidermektedirler. Ne birbirinin isimlerini bilirler ne de başka bir gerçek.
paylaş:

control (2007)


Yönetmen: Anton Corbijn
Senaryo: Deborah Curtis(kitap), Matt Greenhalgh
Oyuncular: Sam Riley, Samantha Morton, Alexandra Maria Lara
Tür: Biyografi | Dram | Müzik
Yıl: 2007
Süre: 122 dk.
Ülke: İngiltere, ABD, Avustralya, Japonya
Dil: İngilizce
Ödül: 2 BAFTA adaylığı, 25 ödül, 20 farklı adaylık
IMDb puanı: 7.7/10
Metascore: 78/100

Ian Curtis’in eşi Deborah Curtis’in kitabı kaynak alınarak senaryosu hazırlanan, çoğu zaman Ian Curtis’in canlanmış da kendi filminde kendi oynuyormuş gibi bir izlenim uyandıran Sam Riley’in müthiş performansıyla bütünleşen, siyah-beyaz olmasıyla sanki filmin içinde bizim de yer aldığımızı düşündüren, çekim kalitesi ve yakalanılan ayrıntılarla izleyicinin her isteğini karşılayabilen, doğru yerde doğru müziğin kullanımı ve bu müziklerin hayat hikâyelerinin nasıl şekillendiğini bize öğretmesiyle keyifli dakikalar yaşamamıza sebebiyet veren, Arton Corbijn’in yönetmen koltuğunda oturduğu, Joy Division’ı anlatan, hüzünlü, sevimli ve o kadar da kült haline gelmiş, Joy Division hayranı olsun ya da olmasın herkes için kutsal bir yapıt.
paylaş:

ölmeden önce görmeniz gereken 101 savaş filmi


Daha önce bahsettiğimiz Ölmeden Önce Görmeniz Gereken 1001 Film, Ölmeden Önce Görmeniz Gereken 101 Korku Filmi, Ölmeden Önce Görmeniz Gereken 101 Kült Film adlı kitapların editörü Steven Jay Schneider’in bir diğer kitabı da Ölmeden Önce Görmeniz Gereken 101 Savaş Filmi. Listede 1915 yılı ile 2009 yılı arasında tam 101 savaş filmi var. Kitapta bu filmlerin incelemelerini bulmak mümkün. İşte konu savaş olduğunda beyazperdeye yansıyan o 101 film:
paylaş:

21 grams (2003)


Yönetmen: Alejandro González Iñárritu
Senaryo: Guillermo Arriaga
Oyuncular: Sean Penn, Benicio Del Toro, Naomi Watts, Charlotte Gainsbourg
Tür: Suç | Dram | Gerilim
Yıl: 2003
Süre: 124 dk.
Ülke: ABD
Dil: İngilizce
Ödül: 2 Oscar adaylığı, 21 ödül, 34 adaylık
IMDb Puanı: 7.8/10
Metascore: 70/100

Bir Oscar sahibi Benicio Del Toro, iki Oscar sahibi Sean Penn, Oscar adaylığı sahip Naomi Watts, Cannes’tan ödüllü Charlotte Gainsbourg gibi bünyesinde başarılı oyuncuları barındıran Alejandro González Iñárritu imzalı 2003 yapımı filmde zaman üç koldan ilerler. Geçmiş, günümüz ve gelecek.
Paul yakalandığı amansız hastalık yüzünden zor günler geçirmekte, her geçen saniye ölüme yaklaşan, ona kalbini verecek bir donör beklemektedir. Eşi Mary, kocasının gözlerinin önünde ölümünü seyretmekte, bir zamanlar bebek aldırmanın verdiği ruh haliyle ölen kocasından bir çocuğa sahip olma isteği duymaktadır.
paylaş:

ölmeden önce görmeniz gereken 101 korku filmi

Steven Jay Schneider'in editörlüğünü yaptığı aynı isimli kitapta bulunan 101 korku filmiyle karşınızdayız. 1919 ile 2007 yılları arasındaki 101 korku filmini inceleyen kitaba göre bahsi geçen bu korku filmlerini izlemeden ölürseniz çok şey kaçırmış olabilirsiniz. İliklerinize kadar titremek, gece uyuyamamak, tuvalete yalnız gidememek ve gönül rahatlığı ile ölebilmek için izlemeniz gereken 101 korku filmi ise şunlar:

1.    The Cabinet of Dr. Caligari (1919)
2.    The Golem (1920)
3.    Häxan (1922)
4.    Nosferatu (1922)
5.    The Phantom of the Opera (1925)
6.    Dracula (1931)
7.    M (1931)
8.    Frankenstein (1931)
9.    Dr. Jekyll and Mr. Hyde (1931)
10.  Vampyr (1932)
11.  Freaks (1932)
12.  White Zombie (1932)
13.  The Old Dark House (1932)
14.  Island of Lost Souls (1932)
15.  King Kong (1933)
16.  The Black Cat (1934)
17.  The Bride of Frankenstein (1935)
18.  The Wolf Man (1941)
19.  Cat People (1942)
20.  I Walked with a Zombie (1943)
21.  Diabolique (1955)
22.  The Bad Seed (1956)
23.  The Curse of Frankenstein (1957)
24.  The Horror of Dracula (1958)
25.  The Tingler (1959)
26.  Eyes Without a Face (1959)
27.  Peeping Tom (1960)
28.  Black Sunday (1960)
29.  Psycho (1960)
30.  The Innocents (1961)
31.  Carnival of Souls (1962)
32.  What Ever Happened to Baby Jane? (1962)
33.  The Haunting (1963)
34.  The Birds (1963)
35.  Onibaba (1964)
36.  The Masque of the Red Death (1964)
37.  Repulsion (1965)
38.  Viy (1967)
39.  Hour of the Wolf (1968)
40.  The Devil Rides Out (1968)
41.  Rosemary's Baby (1968)
42.  Night of the Living Dead (1968)
43.  Valerie and Her Week of Wonders (1970)
44.  The Abominable Dr. Phibes (1971)
45.  Daughters of Darkness (1971)
46.  Blacula (1972)
47.  The Last House on the Left (1972)
48.  The Exorcist (1973)
49.  The Wicker Man (1973)
50.  Don't Look Now (1973)
51.  Deathdream (1974)
52.  The Texas Chainsaw Massacre (1974)
53.  Deep Red (1975)
54.  Jaws (1975)
55.  The Omen (1976)
56.  Carrie (1976)
57.  Eraserhead (1977)
58.  Suspiria (1977)
59.  The Hills Have Eyes (1977)
60.  Halloween (1978)
61.  Dawn of the Dead (1978)
62.  Nosferatu the Vampyre (1979)
63.  Phantasm (1979)
64.  The Brood (1979)
65.  Cannibal Holocaust (1980)
66.  Dressed to Kill (1980)
67.  Friday the 13th (1980)
68.  The Shining (1980)
69.  An American Werewolf in London (1981)
70.  The Howling (1981)
71.  The Beyond (1981)
72.  Poltergeist (1982)
73.  The Hunger (1983)
74.  A Nightmare on Elm Street (1984)
75.  Re-Animator (1985)
76.  The Fly (1986)
77.  Henry: Portrait of a Serial Killer (1986)
78.  A Chinese Ghost Story (1987)
79.  Hellraiser (1987)
80.  Evil Dead 2: Dead by Dawn (1987)
81.  The Vanishing (1988)
82.  Jacob's Ladder (1990)
83.  The Silence of the Lambs (1991)
84.  Man Bites Dog (1991)
85.  Candyman (1992)
86.  Bram Stoker's Dracula (1992)
87.  Cemetery Man (1994)
88.  Scream (1996)
89.  Ringu (1998)
90.  Audition (1999)
91.  The Blair Witch Project (1999)
92.  The Sixth Sense (1999)
93.  The Devil's Backbone (2001)
94.  The Others (2001)
95.  28 Days Later (2002)
96.  A Tale of Two Sisters (2003)
97.  High Tension (2003)
98.  Ju-on (2003)
99.  Saw (2004)
100.    The Descent (2005)
101.    The Orphanage (2007)


Ayrıca ölmeden önce görmeniz gereken şu listelere de bir bakın diyoruz:



paylaş:

angst (1983)


Yönetmen: Gerald Kargl
Senaryo: Gerald Kargl, Zbigniew Rybczynski
Oyuncu: Erwin Leder
Tür: Suç | Dram | Korku
Yıl: 1983
Süre: 94 dk.
Ülke: Avusturya
Dil: Almanca
Ödül: yok
IMDb puanı: 7.6/10

1983 yapımı bir Gerald Kargl filmidir kendisi. Suç, dram ve korku öğelerini barındıran bir yapımdır ayrıca. Gaspar Noe, bazı röportajlarına göre bu filmden etkilendiğini bolca söyler. Olay ise, on yıl boyunca hapiste yaşamış bir adamın hapisten çıktıktan sonra öldürme içgüdülerine göre hareket edip, boş sandığı bir eve girdikten sonra ev ahalisini tek tek öldürmesini ve bu ölümlerden kendini tatmin etmesinidir. 10 yıl uzun süredir ve şehirde bazı değişiklikler olmuştur. Daha dışarı çıkar çıkmaz birilerini öldürmek ister. Kendine kurban seçmek için uğraşır. Yemek yemek için girdiği restoranda iki kızı gözüne kestirir. Bir yandan da sürekli kişinin geçmişi hakkında bilgiler duyarız. Ailesi hakkında gerçekleri işitiriz.
paylaş:

90lar: en iyi 30 film


TotalFilm’den George Wales’in hazırladığı listede 90lardaki en iyi filmler sergileniyor. Bahsi geçen filmleri nasıl sıraladığı konusunda kendisini takdir etmek gerekli çünkü ben bu filmleri en azından arasından 10 tanesini belli bir sıraya koyamazdım. Kendisi de sanırım IMDb kriterini göz önüne almış ki listeyi oluşturmak pek zor olmamış. American History X’i 28.sırada görmek her ne kadar beni üzse de listeleme işleminin göreceli bir kavram olduğu akla gelince bu üzüntü çabucak geçiyor. Ama yine de ilk sıraları hak ettiğini düşünmekteyim. En azından gidip de The Shawshank Redemption’ı ilk sıraya koymadığı için kendisine teşekkür etmek istiyorum. Belki de sırf IMDb’den almış gibi görülmemek için yapmıştır bilinmez tabii. Trainspotting’e de bi haksızlık edilmiş olduğunu düşünmekteyim lakin ilk sıra en azından doğru bir tercih olmuş. Ve de belirtilmelidir ki Kaven Spacey’in oyunculuğunun ne derecede olduğu bu listeyle de belirli olmuş.
İşte TotalFilm’e göre 90lı yılların en iyi 30 filmi:
paylaş:

ölmeden önce görmeniz gereken 101 kült film


Hiç düşündünüz mü? Kült film nedir? Çoğu zaman filmler hakkında konuşurken bu terim karşınıza çıkmaz mı? Aslında “kült film” terimi kendine has sadık, tutkulu ama şart olmamakla beraber genellikle az sayıda hayran kitlesine sahip filmler için kullanılır. Çoğu zaman da düşük bütçeli bağımsız filmlerden çıkar kült filmler. Tabii her zaman böyle bir genellemeden de bahsedilmez. Çünkü kült film kavramı özneldir; birine göre kült olan bir film başka bir izleyiciye göre kült yapıda değildir. Aynı zamanda bir filmin kült olabilmesi için illa bilimkurgu veya korku gibi bu konuda adı çıkmış türlere ait olması gerekmez. Hatta küçük bir hayran kitlesine sahip olması gibi kesin bir ifadeden de söz edemeyiz.
Bu kez incelenen liste 101 Cult Movies You Must See Before You Die adlı kitabın ve daha önce bahsettiğimiz Ölmeden Önce Görmeniz Gereken 1001 Film adlı listenin sahibi Steven Jay Schneider’e ait. Liste 1928 ile 2005 yılları arasındaki filmleri kapsıyor. 101 filmin arasında muhakkak izledikleriniz ve hayatınızın bir köşesinde önemli bir yer etmiş filmler mevcuttur. İşte ölmeden önce görmeniz gereken 101 kült filmin listesi:
paylaş:

kirlenmek


Cami avlularının yanında yerden yüksek oynadığı günler gelince belki büyüdüğü akla geliyor insanın, davulcunun arkasından koşarken takılıp düşünce kanayan dizlerimizin aslında kalbimizi hiç de acıtmadığını anımsıyoruz. Çorap delik, ayakkabının içinde, koşarken sonsuzluğa doğru rüzgâra karşı kollarımızı açtığımız anlarda sadece özgürlüğün tadını çıkardığımız aslında içimizi kanatan. Ve kışın sobanın üzerine konulan portakal kabukları, çizik kestaneler…
Uzadıkça anlatması gereken olguları anlatamayan cümlelere küfür etmek insanın içinden geçmiyor değil, aklımızın ucunda hep bir kötülük, tüten izmarite karışıp gidiyor. Biz dört kat yukarılardan insan kalabalığına baktığımızda hiç de düşemeyeceğimizin inancına varıp, ağzımızdan dökülen kötü sözleri kıskanır oluyoruz.
Yitip gidiyor dakikalar, avucumuzdan yere saçılan bilyelerden farksız, içlerine giren renkleri kimin oraya koyduğunu keşfedeceğiz diye ömrümüzün ne kadar hızlı geçtiğini anlayamıyoruz. Küçüğüz biz tabii, büyüyünce kendimize kızıyoruz.
Geri dönmek mümkün olsa, hangi tarihe geri döner insan, yaptığı en büyük yanlışı yapmadan önceye mi? Kafamızın içindeki bıçak darbelerini merhemlemek ne mümkün, uyuyup büyüyor bedenler, izler hep beynimizde.
Yağmur yağarken kirlenen paçalarımıza mı yanmalıyız yoksa eve gelince yenecek olan bir ton dayağa mı? Kirlenmek bazen hiç de güzel değil, değil mi ey insan, ruhumuz yağmurlarda temizlenmiyor.
Korkudan yastığın altına başımızı sıkıştırıyoruz, her gök gürlediğinde ve şimşekler çaktığında içimizden sayıyoruz, bu sefer kaç saniye sonra iniyor başımıza gürlemeler, tanrı bizi kaç saniye yanıltabiliyor?
Biz küçükken mutlu muyduk, lastikten botlarımız ayağımızda, soğuktan sümüklerimiz akarken ve silerken kolumuza sümüğümüzü, bitlenirken, ellerimize cetveller inerken herkesin içinde, tek ayaküstünde dururken köşe başlarında, birileri ölürken ve gömerken yüreğimize onları, ellerimizi tutanlar kaçarken bizden ya da gülümserken başkaları, birileri anlamamakta diretirken?
Bazen bir şeyleri söylemek işte bu kadar kolay olabiliyor.
-Gözüne bir şey mi kaçtı senin?
-Hayır, ağlıyorum.




Fotoğraf: Kubilay Metehan 

paylaş:

bol vahşet içeren 20 film


Vahşet dediğimiz şey bazen bir savaş, bazen bir aşk çıkmazı, bazen din, bazen intikam, bazen doğaüstü varlıklar, bazen bir ceza, bazen de sadece bir eğlenceden ibaret olabiliyor. Kopan bacaklar, kazığa oturtulan kadınlar, yükselmeden önce çekilen çileler, alınan öç, toprak uğruna verilen canlar… hepsi ama hepsi bu vahşet kavramının içine girebiliyor bazen. Aşağıdaki liste de bu gibi filmlerin bahsi geçtiğinde akla ilk gelecek olanlar arasında. Tabii her zaman dendiği gibi bu filmlerin dışında da akıllara diğer filmler gelmiyor değil. Hatta sayılan filmler arasında bu da vahşet mi içeriyor şimdi de denebilir. Her ne kadar göreceli bir kavrama doğru sürüklense de bu durum, listelerini çok sevdiğimiz TotalFilm’den güzel biri daha.
İşte o filmler:
paylaş:

ölmeden önce görmeniz gereken 1001 film



Steven Jay Schneider önderliğinde 8 ülkeden 57 uluslararası yazarın kaleminden gün yüzüne çıkmış bir listeyle karşı karşıyayız. Kitap haline getirilen ve kısa açıklamalar ve resimlerle zenginleştirilen liste birçok dile çevrilerek satışa sunulmuş. Kitabın her yeni baskısı ve yılların ilerlemesiyle de 1001 listeden bazı filmler çıkarılarak bazıları da eklenmiş. Bu listede ilk çıkan hali ve listenin altında 2009 yılına kadar listeye eklenen filmler mevcut. İşte o upuzun liste:
paylaş:

empire: en iyi 50 korku filmi



Filmlerde listeme mantığı herkese göre değişse de bazı önemli dergi, yayın ve kişinin ellerinden çıkanlar belki sıralama hakkında bizi yanıltsa ya da bizim bakış açımıza uymasa da e azından film adları hakkında önemli bilgiler vermekte. Bu liste de Empire dergisi yazarlarından Adam Smith’e ait.
İşte o en korkunç 50 başarılı film:
paylaş:

lars von trier: altın kalp üçlemesi


Lars von Trier’in Altın Kalp Üçlemesi kendi deyimiyle “kötü dünya tarafından boğulmuş iyi kadın”ı anlatan filmlerden meydana gelir. Küçükken okuduğu “altın kalp” isimli kitaptan esinlenerek oluşturduğu bu kadınlar, aslında duygusal bir vahşetin kurbanı olan, bu vahşeti tüm kitlelere hissettiren ve eleştirdiği kavramları insanın suratı çarpan bireyler. Okuduğu kitapta da anlatılan cepleri ekmek parçaları ve bir sürü diğer şeylerle dolu olan küçük bir kızın ormana girdikten sonra türlü olaylarla karşılaşması ve ormandan çıktıktan sonra kızın çırılçıplak kalmasıdır. Bunun üzerine kitabın son sözleri ise “’bir şey olmaz, nasıl olsa iyi olacağım’ dedi altın kalp…”tir.
Üçlemenin filmlerini teker teker inceleyecek olursak;
paylaş: