das weiße band - eine deutsche kindergeschichte (2009)

The White Ribbon.
Birinci Dünya Savaşı öncesinde Almanya’da bir köy ve köyde geçen talihsiz, beklenmedik olaylar. Sinemanın zor yönetmeni Michael Haneke’den huzursuz edici bir film.
Aile bağlarını, aile içi şiddeti, eğitimi, dini bir güzel sorgudan geçiren Haneke, cevapsız kalan soruları açıklamak yerine bu soruların çıkış noktalarını irdelemeyi seçiyor.
Küçücük hataların karşılığında ağır ceza yöntemlerinin uygulandığı bu köyde, filmin odak noktası olan asıl suçların nasıl da halı altına süpürüldüğü anlatılıyor.
Bir öğretmen, korodaki çocuklar, baron ve eşi, baronun çocuğu, ölen bir anne, kaza geçiren bir doktor, ebe, doktorun kızı, garip bir papaz, papazın çocukları. Aslında büyüklerin çocuklar için cehenneme dönüştürdüğü bu köy, şiddetin göbeği, çıkmaz yollar ve anlamsızlıklar bütünü.
Ensest kavramını gözümüzün içine sokan Haneke, düz bir filmin girintili köşelerine tokadı, şamarı, sopayı çok da güzel yerleştiriyor.
Filmin siyah-beyaz olmasını da şöyle açıklıyor Haneke:
“Genellikle tarih filmleri izlediğimde, hikâyenin doğru olduğunu bilmeme rağmen, inanmakta zorlanıyorum. Bunun nedeni görsel hafızamda bu zamanların gerek var olan videolar gerekse resimlerden dolayı zihnimde siyah-beyaz ile ilişkilendirilmiş olması. Başka şekilde hayal etmem nasıl mümkün olabilir? Ayrıca siyah-beyazı seviyorum ve bu fırsatı bir neden olduğu zaman kaçırmam.”
Çocuk karakterlerin oyunculuklarındaki başarı filmin kendi başarısına da yansımış durumda.
Gizem ve dramı sonuna kadar işleyen film yönetmene 2009 Cannes Film Festival’den Palme d’Or ödülünü kazandırmış. Ayrıca filmin 2 dalda Oscar’a adaylığı 26 ödülü ve 28 farklı adaylığı bulunmakta.
114 dakika uzunluğundaki 2009 yapımı film IMDb’den de 7.9 puan almış, metascore’u ise 82/100.
Ve çocuk karakterlerden birinin söylediği söz akıllarda kalır: "Tanrıya beni öldürmesi için bir şans verdim."


paylaş:

0 YORUM:

Yorum Gönderme