Çay Tabağı

Biliyordum, beni seviyordun. Biliyordum, sevildiğimi fark ediyordum. Üstelik hepsini nazar boncuklu bir çay tabağından anlamıştım. Tam sevdiğim gibiydi çay, yeni demlenmiş, biraz çiğ, iki şekerli. “Kuzum, hadi bana da bir çay getir.” demiştim sadece. Oysa ben senden bir şeyler istemezdim. Cümlemin karşılığı ise bir gülümseme ve bir bardak çaydı işte.
Bilmediğin şey, daha doğrusu insanların anlamadığı şey buydu işte. Bir çay tabağı, nazar boncuklu. Sana dönüp deseydim ki çay tabağı, sana dönüp deseydim ki çay tabağı ne kadar güzelmiş, anlayacaktın sevildiğimi bildiğimi. İhtiyacımız olan kelimeler değildi, bakışlarımızla anlaşırız tarzı geyikler hiç değildi bahsettiğim. Sadece bilmekti işte, ifade etme ihtiyacı hissetmemekti bunu. Belirtmemiştim o yüzden.
Benim bazı insanların birbirinden neden asla şüphe duymadığını, duymayacağını anlama biçimimdi. Tanrının varlığını bilmek gibiydi biraz da, içimizdeki şartlandırmalara rağmen. Konuşulma ihtiyacı hissedilmeden yapılmış sessiz antlaşmalara benziyordu, dedim ya sadece çay tabağındaki nazar boncuğuydu.
Şu cümlelerden sonra çoğu insanın tahmin edeceği gibi televizyon karşısında sevgilisinden çay isteyen biri değildim ben, biz duvarlarına çizilmiş resimlere bayıldığımız sahiplerini tanıdığımız, biramızı, mısırımızı arka tarafa geçip kendimiz aldığımız bir bardaydık. Ogün abi çay içerken canımız çay çekmişti sadece. Masadaki yarı dolu bira bardaklarını görmezden gelip sen de çay alıp gelivermiştin kendine, normal şartlar altında hiperaktif kelimesinin yakıştığı bir insan olan bana öyle zor öyle zor gelmişti ki yerimden kalkmak “Kuzum” diyebilmiştim sadece “hadi bana da bir çay getir.” Oysa ben senden bir şeyler istemezdim. Cümlemin karşılığı ise bir gülümseme ve bir bardak çaydı işte. Sadece oradan anlamıştım sevildiğimi…
Üstelik sen benim sevgilim bile değildin, arkadaş demeye ise bin şahit isterdi. Ayrı bir şeydin sen, hayatımın kocaman bir parçasıydın. Dedim ya sevildiğimi bilmem gibi, tanımlamaya da ihtiyaç yoktu aslında, bilen bilirdi. Hadi başkaları anlamıyor, biz bilirdik bunu ve bu hikâyeler yıllar yıllar sonra efsaneleşince şöyle tanımlardı seni anlatanlar, hikâyecinin diğeri, diğerim…

paylaş:

11 yorum:

  1. üzülmüşsün sen, üzülmüşsün de bırakıvermişsin bir kucak mutluluğu çay bardağına şeker niyetine...

    YanıtlayınSil
  2. bence bu yazıda feci şekilde seksist göndermeler var. yazar bir lezbiyenin hikayesini aktarmış olabilir bize."Üstelik sen benim sevgilim bile değildin, arkadaş demeye ise bin şahit isterdi." cümlesini de mahkeme de kanıt olarak kullanacağım :)

    güzel yazı olmuş, tebrikler.

    YanıtlayınSil
  3. Artemis! Lezbiyen damgası yedik yine :)) Bu sefer benim suçum da değil üstelik.

    Gerçi normal böyle anlaşılması, adsız iddiasında haklı :) Ama belirtmek isterim, genelde yaşadığımı yazıyorum. Burada bahsettiğim çok çok yakın bir dostum arkadaş demeye bin şahit ister deyişim ondan.

    YanıtlayınSil
  4. yazar ki kendisi en yakın arkadaşım olur diyeceğim sizin deyişinizle arkadaş yani, biz hayatımızı tüm ilişki isimlerinden öte yaşıyoruz nicedir.sizin seksist dediğiniz göndermeler birbirini haddinden çok tanıyan ve seven insanların duygu yoğunluğu diyelim ve buradan bir kez daha duyuralım biz lezbiyen değiliz

    YanıtlayınSil
  5. yine ben, adsız.

    sizin bilinçaltınızı kazımak lazım. öyle biz lezbiyen değiliz demekle olmuyor bu işler. subliminal mesajlar var bu yazıda. cidden bak. bir psikologa görünün siz araf hanım. artemiscim sen de sen de. alkollü olduğunuz bir gün birbirinizle öpüşürken yakalamayın kendinizi sonra bak. ben uyarımı yapayım da.

    YanıtlayınSil
  6. ufak takıntılar için, kendini pek iyi hissetmediğin için psikologa gidilir de lezbiyen olma şüphesiyle gidilmez. bir insan homoseksüelse zaten bunu bilir. derin çözümlemelere ihtiyacı olmaz. kabul etmek veya etmemek yine yönelimi hemcinsine olan insana bağlıdır senin uyarına da ihtiyacı olmaz kimsenin. eşcinselleri savunmak (ki onların kimsenin savunmasına ihtiyacı yok) senin de öyle olduğun anlamına gelmez. ben herhangi bir şeyi savunacak değilim burada isteyen istediğini anlar benim ne düşündüğüm benim için önemli, senin ne düşündüğün de senin için önemlidir..

    YanıtlayınSil
  7. ben zaten eşcinsel olduğun için değil eşcinsel olduğunun farkında olmadığın için psikologa git demiştim, anlaşılmamış tam olarak. neyse sorun değil, zaten sadece takılıyordum. neden bu kadar sinir yaptın anlamadım. maksat muhabbet olsun demiştim. mastürbasyona devam edebilirsin şimdi.

    YanıtlayınSil
  8. söylediklerinin cevabını zaten vermişim ben sana sinirlenmeden. sakin olamayan sensin bence. üstelik lezbiyenlikle mastürbasyonu aynı çatı altına koyup özdeşleştirebiliyorsan bence biraz daha düşün bana cevap yazmadan.

    YanıtlayınSil
  9. buradaki mastürbasyon cinsel bir anlam taşımıyordu. kendi kendine takılmaya devam et anlamında yazmıştım. her kelimeyi kullandığım anlamıyla beraber açıklamalı olarak yazsam iyi olacak sanırım.

    ben senin yazdıklarına biraz fazla anlam yüklemişim. bu cevapları veren birinin yazdıklarını tamamen düz mantıkla okumak en mantıklısı olacak sanırım.

    ha bir de eşcinsel birisini lezbiyenliği eleştirmekle itham ediyorsun, bunun farkında ol.

    ilk söylediklerimin sadece takılma amaçlı olduğunu idrak edebilmen için bunu söylemek zorunda kaldım.

    YanıtlayınSil
  10. mastürbasyonun kelime anlamı kendi kendini cinsel yönden tatmin etmektir. gündelik hayatta kullandığımız başka bir yan anlamı da yok benim ve çevremdekilerin (ve tdk'nın) bildiği kadarıyla. cinsel içerik olmadan, benzetme de yapılmadan mastürbasyonun takılmak olarak kullanıldığını ilk defa sende duyuyorum.

    yazdıklarına bir göz atarsan hiç de takılma amaçlı gibi görünmediğini fark edersin umarım. yine de sinirle ya da kızarak cevap yazmamıştım sana.

    ben yazarken bir şey anlatmaya çalışırım, sendeki çağrışımlar başkadır. zaten insanlar kendi anlamlarını yüklemedikleri yazıyı çok da beğenmezler, kendinden bir şey bulamazsan okumak sıkıcı gelir o yazıyı. senin de biraz da olsa beğendiğini çıkarıyorum buradan. teşekkür ederim. sen kendinden anlamlar yüklemeye devam et zaten, ettikçe okursun. okunursam da ben sevinirim.

    yorumlarını her zaman beklerim, sadece daha nazik bir dille yazarsan kimse kimseyi yanlış anlamaz burada. yine de, seni gücendirdiysem özür dilerim.

    YanıtlayınSil
  11. benim de kimseyi kırmak gibi bir niyetim yok zaten. yine de özür dilerim kaba dilimden ötürü.

    YanıtlayınSil