dokunmak

Parmak uçlarım dudaklarım olduğunda, yağmurlarını yağdır üzerime, çıplak bedenimi karanlıklardan temizle. Ezim gezinirken teninde, azıcık olsun günahlarına dokunursa, çekinmeden vur elime, ama dur, elimi kendin götür yasaklarına. Yavaş olur tabii, bunların hepsi kısa kısa dakikalara sığar, biz kendi terimizde boğuluruz.
Elim yavaşça kayar bedeninin pürüzsüzlüğünde ve bir de göğüslerinde duraklamalar. Körpeliğin şaha kalkar ve öperim, dudaklarım ateşlere dokunur. Sen, kıvrılırken arzularından, parmak uçların, sırtın ve başındır sadece çarşaflara değen ve ben seni izlerim.
Soluklarımız birbirini beslerken fırtınalar çıkarırız şehvetten ve şehir yerle bir.
Sen öldür beni, cehenneme sen sok, sen at odunları ben yanarken.
Sen tırnaklarını geçir sırtıma, kanımı sen iç.
Neşterlerini sen batır, kes.
Sadece parmak uçları gezinir bedeninde ve bazen çekerim elimi, hissedersin. Çıplaklığımızdan başka bir şeye sahip değiliz ve ben sana sahibim, sen bana sahipsin. Biz birbirimiziniz.
Saçların değer bedenime, ben sana değerim.
Acılar, alın bizi, sahip olun bize ve çektirin dertlerinizi.
Acıtan sadece sen ol, ben acı çekeyim.
Dakikalar sadece bizim için dönsün, sığdıramayalım kendimizi, beraber taşalım, dudaklarımız birbirine kavuşsun, ben, seni içerken sarhoş olayım. Sahiplen beni, köpeğin gibi davran.
Ve sen, zehirlerini akıt içime, ben can çekişeyim, sen seyret.
Ölüme bir dakika kalsın, biz o bir dakikada, yeniden sevişelim.

paylaş:

0 YORUM:

Yorum Gönderme