kalemsuare

Tanrı, kaybetmek, ölüm ve varolmak üzerine...

Düşündüğü için mi var eder insan yoksa var olduğu için mi düşünür?

Belirli bir düşünce içerisindeyken var etmez insan. Tanrı var olduğu sürece düşündürür fakat düşündürmediği sürece var olmaz Tanrı. Ki ölüm de bunun bir benzeridir. İnsan ölümü bilip ölümsüz yaşamaya odaklı bir canlıdır. Yaptığı her harekette yıllar sonrası düşünen bir canlı bu sırada ölümü unutur.
Unutmak, düşünmemektir. (ve kayıp şehir unutulmuştur zaten.)

Düşündüğü için mi var eder insan yoksa var olduğu için mi düşünür?

Fırat

Hiç bir şey aynı değil artık.
Ne söylenen sıcak bir günaydın, ne bir iyi geceler, ne yastığa başımı koyduğumda aklımdan geçenler.
Güneşin sensiz bir sabaha doğacağını bile bile bu gece uyuyamadım.
Sonra; düşündüm, yıllardır zaten sensiz doğuyor güneş ama yine de teselli bulamadım. Sensiz doğup, batan güneşten daha kötüsü de varmış be, anladım!
Artık umut da olmayacak doğan günde,
şehir bir aydınlanıp bir söndüğünde,
Osmanbey sokaklarında yürüdüğümde,
bir köşeyi döndüğümde,
seni düşünüp sövdüğümde ya da güldüğümde,
seni hatırlatan her şeyin içinde sen olmayacaksın artık. Yaşarken olmadığın gibi.
Olmadı bu dünyada ne bir malın, mülkün, ne de bir dileğin,
göçtüğünde de olmadı yerin, yurdun ne de bir kefenin.
Dünyada özgürlüktü tutkuyla özlediğin,
Fırat oldu ebedi meskenin.
Özgür ol..!




Yazan: alperen

roberto ferri / arşiv




























































































Yazan: Stalingrad Çorapçısı

coşanlar

Sitedeki içeriklerin 18 yaş altı için uygun olmadığını düşünüyoruz. Film tanıtımları spoiler içerebilir. Alıntılarda link ile kaynak gösterilirse seviniriz. Tanrı da çok yakışıklı.